Mal ile Olan İmtihanımız

Mal ile Olan İmtihanımız

Müslümanlar hayatlarının her safhasında İslam’ın kurucu nesli Sahabe Efendilerimize(ra) benzedikleri veya benzemeye çalışmak zorunda oldukları için, imtihanlarında da değerlendirme ve benzerlik olup olmadığı Sahabe Nesli(ra) üzerinden yapılmasını doğru olacağını düşünüyoruz.

Müslümanlar örnek alacakları Sahabe Nesli(ra) kadar dünyayı arkalarına atmamış olsalar da, kendilerince dünya ve dünya nimetlerine karşı iştiyaklı olacaklarını düşünerek, karşılaştırmaya başlayabiliriz.

İnsanların dünyada en çok sevdiği şeyin kendi canı olduğu iddia edilmesine rağmen, iş imtihan edilmeye geldiğinde en çok değer verdiği ve korumaya çalıştığı şeylerin canı değil de malı olduğu söylenir.

Yani imtihan önce can ile değil, mal ile olur.

Buna evlat gibi diğer sıralı değer verdiği şeyleri de ekleyebiliriz.

Müslümanlar bu düşüncelerini Kuranı Kerim Ayetlerindeki malların ve evlatların birer imtihan vesilesi olduğunun açıkça bildirilmesiyle “Mallarınızla ve canlarınızla cihad edin” ayetinden çıkardıkları ifade edilir.

Bu anlamda örneğimiz olan Sahabe Neslinin(ra) gösterdiği iki davranış şeklinin ölçü olarak alınabileceğine inanıyoruz.

Sahabe Efendilerimiz(ra) yoksulluk dönemlerinde de, varlıklı oldukları dönemlerde de hayat boyunca hep cömert olagelmişler ve cömertliklerini varlıklı oldukları dönemlerde, ellerindeki malı hiç bekletmeksizin derhal infak ederek güzel örnek olmuşlardır.

Bazı sahabe efendilerimiz(ra) de, savaş veya kıtlık dönemleri gibi ihtiyaç anında daha büyük miktarlarda tasaddukta bulunmak ve dolayısıyla başkalarına daha etkili bir biçimde faydalı olabilmek niyetiyle, belirli bir süre için mal biriktirerek güzel örnek olmuşlardır.

Sahabe Efendilerimizi(ra) örnek aldığını söyleyen bize gelince:

Müslümanlar dinlerini Kuran ve Sünnet doğrultusunda yaşamaya çalıştıkları sürece, dünyada karşılaşacakları en çetin imtihanların, dünyada en çok sahiplendikleri ve üzerlerine titredikleri varlıkları olan malları ve çocukları oluğunu bildikleri halde, sanki imtihan yokmuş gibi davranmaktan geri durmamaktadırlar.

Hayatlarının her safhasında ve değişen şartlar altında, elbette başka imtihanları da olacaktır ve bu husus yine “can, mal ve ürün eksilmesi ve yokluk ve gelecekle ilgili korkular insan sabrının denendiği” mealindeki Kuran ayetinde açıklanmıştır.

İnsanların dünyaya ve dünya malına karşı olan hırsları, zaafları ve nefislerinin zayıf noktalarının ortaya çıktığı yerler, varlık anlarından daha çok darlık ve sıkıntı anlarında ortaya çıkar.

Varlık adına ne varsa her şeyin tek sahibinin Cenabı Allah(cc) olduğunu ve dünya varlığına sadece geçici bir süreyle emaneten sahip olduğumuzu ifade etmemize, pek çok ayeti kerimede, Allah(cc) yolunda infakın tavsiye edildiğini okumamıza rağmen, iş Allah(cc) yolunda harcamaya gelince, elimizin cebimize gitmemesi en büyük imtihanımız olmaktadır.

Kısaca kendimizle yüzleşmemiz gerekirse; Hayatlarını hep vermek niyeti üzerine kuran Sahabe efendilerimize(ra) karşılık biz Müslümanların, hep vermemek üzerine bir hayat yaşamanın zilleti içinde bocaladığımızı ifade etmek gerekmektedir.

Zenginliğimizin kendimiz için olduğu kadar, içinde yaşadığımız toplumumuz için de olduğunu fark edemememizden dolayı, Müslümanların bulunduğu ülkelerin hemen hepsinde gelir dağılımı, maalesef adaletsiz bir şekilde gerçekleşmekte ve ülkelerin milli gelirinin önemli bir kesimi, çok az sayıda zengin arasında dolaşıp durduğu için de toplumların çoğunluğu, yoksulluk ve sefalet kıskacından kurtulamamaktadır.

İslam Dininin mal, mülk, zenginlik, helal ve haram ölçülerini esas almayan bir sistemde, zengin olanların bir kesiminin helal-haram kıstaslarını dikkate almadıkları için zengin oldukları gibi, bir algı da oluşturmak niyetimizin olmadığını özellikle belirtmek isteriz.

FARKINDA MIYIZ?

Sahabe Efendilerimiz(ra) arasındaki, varlıklı ve servet sahibi olan bazı zengin şahsiyetlerin, sosyal ve manevî hayatlarından örnekler vererek, Müslümanlar zengin olmalıdır gibi bir düşünceye ulaşarak, zenginlik ve Müslümanlık arasındaki ilişkiyi istedikleri gibi çekip çevirmenin, başımıza açtığı dertleri görmezden gelemeyiz.

Bu düşünceden hareketle, günümüz dünyasında Müslümanların varlıkta ve yoklukta yaşadıkları imtihanlarını kaybettiğini söyleyenlere, hak vermemek elde değil.

Son yıllarda maddî hayatımızı şekillendiren iktisadî gelişmeler sayesinde artan refahımızın oluşturduğu rahatlık ve konfor karşısında, Müslümanların nasıl bir tavır almaları gerektiği noktasında örneğimiz Sahabe Nesli(ra) olmadığı için, hem maddi hem manevi kayıplarımız her geçen gün artmaktadır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri