Büyüklerimizle sohbet ettiğimizde her zaman zor şartlar altında büyüdüklerini, geçim sıkıntısından bir zeytini bile ikiye böldüklerini anlatırlar. Tavuk yemek bile zengin işiymiş. Bunları söyleyen 50 yaş ve üzeri abimiz, amcalarımız. Herkesin farklı hikayesi var. Örnekleri çoğaltmak mümkün...
**
Onların gençliklerindeki şartları günümüze göre kıyaslamak mümkün değil. Okula gidebilmek bile çok zormuş. Şimdi ise okula gitmek zor geliyor. Sosyal medyada lise ve üniversite öğrencilerinin sınav dönemi isyanlarını görüyoruz. Her ne kadar anlatılırsa anlatılsın bazı şeyler yaşanmadan öğrenilmiyor. Örneğin; sigaranın kanser yaptığını biliyoruz ama kansere yakalandıktan sonra sigarayı bırakıyoruz...
**
Tamam o zamanın şartlarında imkanlar kısıtlıymış. Yaşamak gerçekten zormuş ama şimdiki şartlar da çok iç açıcı değil bence. Genç işsiz sayısı 15 milyonu geçen bir ülkede yaşıyoruz. Bir çoğu da üniversite mezunu. İşsizlik oranı da yüzde 10'u geçti. Üniversiteler her yıl binlerce öğrenci mezun veriyor. Genç işsiz oranı da otomatik olarak çoğalıyor. Yeni istihdam alanlarının olmayışı her yıl aynı bölümden binlerce öğrencinin mezun oluşu bunda etkili. 16 yılda tamamlanan eğitim-öğretim hayatının ardından bir de iş bulamamak gençlerin psikolojisini bozuyor...
**
Üniversite giriş sınavlarını, KPSS ve atanamadığı için intihar eden öğretmenleri görüyoruz. Eskiden yaşamak çok zormuş ama insanlar mutluymuş. Köydeki ile şehirdeki arasında çok fazla fark yokmuş ama şimdi öyle değil. İnsanlarda kimlik ve statü kazanma çok önemli oldu. Gösteriş merakı arttı. 22-25 yaşları arasında üniversiteden mezun olan bir kişi ya KPSS ile 1 yılını daha geçiriyor. Atanamazsa 1 yıl dana, sonra da askerlik. 30 yaşına merdiven dayarken işini gücünü anca kuruyor. Eskiden ise 30 yaşında biri evlenip çocuk çoluğa karışıyormuş. Konya'nın bile evlenme yaşı 25 olmuş. Bile diyorum çünkü; Türkiye'nin en ucuz şehirlerinden biri ve işsizliğin en az olduğu şehir. Karamanla yarış içindiler...
**
Demem o ki eskiyle yeni arasında tek fark zengin ile fakir arasındaki makasın hızla açılması. Milyon liralar kazanan firmaların işçisine asgari ücreti çok görmesi. İnsanların devlet kurumlarını umut kapısı olarak görmesi. İnşallah her şey dilediğimiz gibi olur...