Makam Aracı Saltanatı Bitiyormuş!

.
Hazırlanan “Yeni Taşıt Kanun Taslağı” ile kamu taşıtlarının özel işlerde kullanılmasının ve bu sayede her isteyenin makam aracına binmesinin önüne geçileceği açıklandı. Taslakta düşünülen düzenlemelerle; kamu kuruluşlarının kuracağı “Taşıt Tanıma, İzleme ve Kontrol Sistemi” sâyesinde taşıt tanıma yardımı ile araca nereden, ne kadar yakıt alındığının takip edilebileceği ileri sürülüyor. Ayrıca taslağa göre, genel müdür ve üstündeki makamlar, makam aracı kullanabilecek, genel müdürlerin altındaki makamlarda görev yapanlara ise makam aracı tahsis edilmeyecek. Tasarruf tedbirleri kapsamında uygulamaya konulacak olan kararın nasıl bir sonuç vereceği merak ediliyor. Sayı bakımından birçok ülke ile kıyaslanamayacak şekilde araç saltanatının yaşandığı ifade edilen Türkiye’de 125 bin kamu aracı bulunduğu, buna karşılık sayının Japonya ve Fransa’da 10, İngiltere ve Almanya’da 15 bin, birçok Avrupa ülkesinde de rakamın bunlara yakın olduğu belirtiliyor.
Hatırlanacağı gibi, yıllardanberi iktidara gelen hükümetler makam aracı saltanatının önüne geçememiş, bu yüzden araç kiralama yöntemine başvurularak, araç alınmamasına rağmen sayı hiçbir dönemde azalmadığı gibi, giderek 125 bini bulmuştu. Şehrimizde Selçuk Üniversitesi, Şeker Fabrikası, ismi Özel İdare şekline çevrilen Köy Hizmetleri, atelyeleri şehir merkezinden uzakta olan Büyükşehir Belediyesi ve Karayolları gibi çok sayıda personeli bulunan resmi kurumlar mevcut araçlarını kullanırken, bir kısmının da servis aracı kiralandığı görülüyor. Bu arada Telekom, telefon hizmetlerini yıllardır kiraladığı araçlarla yürütüyor. Buna karşılık bazı resmi kuruluşun otomobil tipindeki birden fazla makam aracı kullandığı dikkatlerden kaçmıyor. Geçmişte Anasol iktidarı döneminde Başbakan Bülent Ecevit, taşıt giderlerinin azaltılması için 65 kamu kuruluşuna birer tamim göndererek, ihtiyaç fazlası olan makam araçlarının bildirilmesini istemiş, ancak yalnızca 3 kuruluşun bildirimde bulunduğu, kalanların ülke Başbakanına cevap verme gereğini bile duymadığı öğrenilmişti.
Ecevit; kamu kuruluşlarında çok sayıda ihtiyaç fazlası makam aracı bulunduğunu tesbit ettirerek, bunların satılarak bütçeye gelir kaydedilmesine karar vermişti. Çünkü; fazla araçların makam şoförlerine ödenen maaşlar, yakıt, yedek parça, lâstik ve tamir giderleri önemli yekûn tutuyordu. Şehrimizdeki kuruluşlarda da durum farklı değildi. Günümüzdeki sistem hakkında bilgim yok, ancak geçmişte genel müdür, bölge ve il müdürleri, bölüm müdürleri, şefler için ayrı ayrı makam araçları tahsis edilmişti ve bu araçlar hergün makam sahiplerini sabah götürüp akşam evine getiriyor, sabahçı ve öğlenci çocuklarının okullarına da her gün 4 sefer yapmalarının yanısıra, maalesef eşlerini de günlere, misafirliğe, oyun arkadaşları toplantısına taşımak zorunda kalıyorlardı. Ne yazık ki bugün de makam araçları özel hizmetlerde kullanılmaya devam ediliyor. Aksini iddia etmek mümkün mü? Acaba bir batılı ülkede böylesine makam aracı saltanatından bahsedilebilir mi? Olamaz ya, acaba olsa o makamın sahibinin hâli nice olur?
Daha önce dile getirmiştim, ancak bir defa daha hatırlatmakta yarar olduğunu düşünüyorum: Yıllar önce İngiltere’de bir gazeteci Başbakan Antony Eden’in hafta sonlarını nasıl geçirdiğini merak ederek gizlice takipçi olmuş. Bir defasında tebdil-i kıyafet ederek başında Arsen Lüpen tipi kasket, gözünde siyah gözlük olduğu hâlde evinden çıkıp, toplu taşıma aracına binmek üzere halkın arasında sıraya girdiğini, başka bir hafta evinden çıkmadığını, fakat dizi yamalı bir pijama ile balkona çıktığını görerek olup biteni kaleme alıp, niçin makam aracına binmediğini ve yamalı pijama giymesini garip karşıladığını belirtmiş. Eden, şu ibret verici açıklamada bulunmuş:
“Makam aracım bana mesai yaptığım günlerde kullanmam için tahsis edilmiştir. Bu nedenle hafta tatilinde kullanmaya hakkım yoktur. Pijama ise, yırtılan yeri yamalı, ancak henüz kullanılacak durumda olduğu için yenisini almaya gerek görmedim”
ABD’de bir kurumda önemli bir görevde olan bir Türk diplomat ise, bir toplantıyı takip etmek üzere gelen ve arkadaşı olan bir Türk basın mensubuyla karşılaşınca toplantıdan sonra buluşup, yoldan geçen taksiyi çevirmiş. Basın mensubu makam aracı olup olmadığını sorunca da “Burada yetkili makamda olan kişi dışında başkasına araç tahsis edilmez” cevabını vermiş.
Yıllar önce bu köşede yazdığım makam aracı saltanatıyla ilgili yazıda dönemin Karma Ortaokul Müdürü Selahattin İşcan’ın, valiliğin tamimi üzerine okula öğrenci getirip götüren 35 ayrı resmi aracın plâkasını tesbit edip, şimdi AK Parti Genel Başkan Yardımcısı olan dönemin Konya Valisi Necati Çetinkaya’ya resmi yazı ile göndererek, yapılacak işlemle ilgili bilgi verilmesini arz ettiğini, ancak cevap verilmediğini söylediğini, aynı yazımda Anavatan Partisi İl Başkanı Abdullah Üzülmez’e konuyu bizzat aktarmama rağmen değişen bir şeyin olmadığını da işaret etmiştim.
Yaklaşık 21 yıl sonra gazetelerde “Makam aracı saltanatı” ile ilgili olarak alınan karar üzerine konuyu bir gündeme getirmek istedim. Bakalım, başta terör olmak üzere ülkenin bunca sorunu arasında hakikaten makam aracı saltanatı bu defa bitirilebilecek mi? Yoksa eski hamam eski tas devam edecek mi?
Bekleyip, göreceğiz.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri