Lehlere uzak değiliz

.

POLONYA İZLENİMLERİ -1-

 

Devlet Başkanı, Genelkurmay Başkanı dahil lider kadrosunu hala tartışılan bir kaza ile kaybeden ülke, yönetimini yeniden kurmanın hazırlıkları içinde. İlginç olan kazaya ilişkin komplo teorileri Türkiye’deki kadar ilgiye mazhar değil.

 

Geçtiğimiz 9-13 Mayıs tarihleri arasında merkezi Maastricht’te bulunan Avrupa Gazetecilik Merkezi (EJC) ve AB Komisyonu Genişleme Genel Müdürlüğü’nün daveti üzerine, Uygulamada AB Politikalı konulu seminere Polonya’da katıldık.

Seminerde başlıca Bölgesel Politikalar, Sınır Güvenliği ve Göç ile ilgili sorunlar üzerinde duruldu.

Organizatörler seminerin hedefini, “Seminer programı, AB fonlarının Polonya’nın bölgesel gelişimine nasıl katkıda bulunduğunun anlaşılmasına yardımcı olacak kapsamlı bir genel bakış sunabilmeyi hedefliyor. Ayrıca, Polonya’da bir bölge ziyaret edilerek AB politikalarıyla ilgili uygulamaların yerinde görülmesi mümkün olabilecek” şeklinde özetledi.

Doğrusu yukarıda tırnak içinde belirtildiği kadar formel bir ortamda geçmedi program. Katılıma müsait, sormaya ve hatta sorgulamaya açık bir hava hakim oldu.

Seminer programına TRT’den Kenan Bölükbaşı, Anadolu Ajansı’ndan Gamze Türkoğlu Oğuz, ANKA Haber Ajansı’ndan Ömür Üzelce, Doğan Haber Ajansı’ndan (Şanlıurfa) Hasan Kırmızıtaş, Van Televizyonu’ndan Baki Karaca, Taka Gazetesi’nden Muharrem Mermertaş, Today’s Zaman’dan Mustafa Edip Yılmaz, Hürriyet Daily News’den Fadıl Ali Rıza, Hürriyet’ten İrem Köker ve Gazetevatan’dan Damla Tanla davetli olarak katıldı.

Pazar günü İstanbul’dan yaklaşık 2.5 saat süren yolculuktan sonra öğle saatlerinde Varşova’ya ulaştık. İlginç olanı birbirimizi tanımadan havaalanında EJC yetkililerinin bir araya getirdiği bir ekip oluşumuzdu. Gerek havalındaki bekleme gerekse uçakta etrafıma şöyle bir bakarak isabetle tespit edebildiğim tek isim Taka temsilcisi arkadaşımız oldu.

Varşova merkezindeki Sofitel Otele yerleştikten sonra, bir grup arkadaşla Eski Şehri gezdik. Eski Şehir için en isabetli zaman Pazar günü olmalıydı. Zira Polanya belki de Avrupa’nın ‘en hıristiyan’ ülkesi. Nerede ise adım başı kilise var şehrin bu bölgesinde.

Yakın zamanda lider kadrosunu kaybeden ülke insanının liderleri için düzenledikleri anma köşesinin halen taze çiçekler ve tutuşturulan mumlarla dolu olması hemen dikkatimizi cezbeden görüntülerden biri idi.

Bir diğer dikkat çekici nokta kiliselere akın akın girip çıkan insanlar. Papa Jean Paul bu topraklardan çıkmış bir Hıristiyan din adamı.

Her yer heykeller ve sanat eserleri ile dolu. 300 yılı aşkın geçmişe sahip binaların oluşturduğu Eski Şehir, üst üste yığılmış kiliseler ve tarihi günümüze taşıyan sembollerin toplanma mekanı olmuş.

Ağır yağ kokularının rahatsız ediciliğine rağmen önünden geçmek zorunda kaldığımız geleneksel lokantaların yanı sıra ‘kebab’çılar da mevcut. Avrupa’daki girişimci Türkler ile Araplar’ın dönerci ve köftecileri mevcut Polonya’nın başkentinde. Lehler’in damakları bu lezzeti keşfetmiş ve anlaşıldığı kadarı ile de fazlası ile memnun etmiş. O kadar ki örneğin Efes Kebap markası altında Polonyalılar da kebapçı işletiyor.

Polonya kehribarları ile ünlü. Eski Şehir’de bu ünü hak edecek ürünler pazarlanıyor. Pek çok ülkede gördüğümüz Çin istilası buralara uğramamış.

Para birimleri Zloti. 1 Euro 4 zloti, 1 TL 2 Zloti ediyor. Hemen her sokak başı cadde üzerinde Kantorlara (döviz büroları) rastlamak mümkün.

 

LEHLERE TANIDIĞIZ

Osmanlı Lehistana hep sempati ile bakmış.

Bu topraklarda Osmanlı’yı dolayısı ile biz torunlarını sevdiren bir önemli tarihi olay var. Kimileri efsane olarak nitelese de kabul gören anlayışa göre; Lehistan’ın Ruslar tarafından işgal edilmesinden sonra 1.5 asır boyunca Osmanlı elçileri katıldıkları programda Lehistan elçisinin salonda var olup olmadığı sormuş, yardımcısı da ‘yoldadır efendim’ diye cevap vermiş bıkmadan usanmadan. Bu tavır halen minnetle anılan bir tavır.

İstanbul’da kurduğumuz Polinezköy de bize karşı duyulan sempatinin bir diğer nedeni.

En önemli edebiyatçıları İstanbul’a göçmüş ve koleradan ölmüş bir kişi.

Osmanlı sarayı bu topraklardan çok sayıda gelini kabul etmiş.

Tatar birliklerinin gafleti ve görece yardımı ile Viyana Kuşatması’nda yenilgimizi hazırlayan Sobieski halen buralarda bir kahraman olarak anılıyor.

Chopin de Lehler’in dünyaca ünlü müzisyenleri. Varşova Havaalanı onun adını taşıyor.

Bir ifadeye göre 3 bin bir ifadeye göre 10 bin Türk bu topraklarda iş yapıyor. Gıda ile birlikte inşaat sektöründe de girişimci kardeşlerimiz iş başında.

THY’nin ortak uçuş yaptığı LOT Havayolları uçağı ile dönüş yaptık. Bosna-Hersek Havayolları’ndan sonra THY’nin LOT’a da talip olması gurumuzu okşayan haberlerden oldu.

 

BENZERLİKLERİMİZ

Polonya ile Türkiye arasında AB açısından kimi benzerlikler dikkat çekiyor. En belirgin olanları nüfus, nüfusa paralel olarak AB’nin göçten duyduğu kaygı, tarım sektörünün ağırlığı ve devamla bölgesel etki gücü. Bu açıdan bakıldığında Polonya seçimi bizim açımızdan son derece isabetli bir seçim olmuş oldu. Önümüzdeki bölümde sunumları işlerken bu konulara daha yakından bakacağız.

 

KONYA-POLONYA

Konya-Polonya arasında yakın zamanda kurulan bağlar var. Konya Şeker’in davetlisi olarak Konya’ya gelen Polonyalı Pancar Üreticileri Birliği Başkanını uzun süre ağırlamış olduk. Geçirdiği kalp krizinin Hastane Acil Servisi kapısında olması da bir ilginç not. Öte yandan My City Projesi çerçevesinde Türkiye’nin 6 şehri Avrupa’nın 6 şehri ile irtibat halinde. Proje çerçevesinde Varşovalı sanatçı Konya’da bir heykel yapacak.

 

YEMYEŞİL BİR COĞRAFYA

Varşova stressiz, yaşanası bir şehir.

Çok geniş caddelerinin kenarları caddeler kadar geniş yeşil bantlarda donatılmış. Ağaçlarla birlikte çimler de dokuyu oluşturuyor. Ayrıca şehrin belirli bölgelerinde son derece büyük parklar mevcut. Meçhul asker anıtının bulunduğu meydan birkaç yüzbin kişiyi alabilecek kapasite olmalı. Anıtın hemen arkasındaki park su ve kuş seslerinin birbirine karıştığı, yeşilin türlü tonlarının hakim olduğu bir park. Şehrin diğer bölgelerinde olduğu gibi parklar da heykel ve sanat eserleri ile donatılmış durumda.

Dört gün boyunca bir itfaiyenin sesini saymazsak tek bir korna sesi duymadık. Yayalara olağanüstü bir hoşgörü var bu şehirde. Bir de temizlik; bir şehir herhalde ancak bu kadar temiz tutulabilir.

Gezimizin ikinci günü kara yolu ile gittiğimiz Doğu bölgesinin eyaletlerinden Podlaskie’nin merkez şehri Bialystok’a varıncaya kadar yolda yaşadığımız manzara unutulmazdı. Uçsuz bucaksız bir ova, uçsuz bucaksız bir yeşillik, buğday tarlalarının etrafını kaplayan ağaçlıklar, içinde bizonların yaşadığı ormanlar. Balkan havası yaşadık bu seyahatte. Türkiye’ye göre soğuk bir ülke. Gittiğimiz zaman itibari ile Türkiye yaz başını yaşarken, Polonya henüz baharda idi.

 

YOĞUN PROGRAM

Hemen belirtmeliyim ki; programın her aşamasında ciddi bir heyet, hatta resmi heyet muamelesine tabi olduk. Ciddi brifingler aldık. Ziyaretimizin ilk günü ulaşım ve serbest zamana ayrılırken, 2, 3 ve 4. günler son derece yoğun seminer programının icrasını oluşturdu. Son günümüz de dönüş yolculuğuna ayrılmıştı.

Programların içeriğine yarın ve ihtiyaç kalırsa ertesi gün girmeyi düşünüyoruz. Burada fikir vermesi açısından programımız hakkında kısa bilgi vermek isterim; Pazartesi günü saat 9’da başlayan seminerin ilk sunumu ve belki de en önemli sunumu Adam Balcer tarafından yapıldı. Sunumda Polonya’nın AB’ye üyeliği ve Polonya’da yaşanan dönüşümdeki etkisi işlenmekle birlikte Türkiye-AB ilişkileri üzerine zaman zaman soru-cevap zaman zaman beyin fırtınası yaşandı.

İkinci program Polonya Girişimciliği Destekleme Ajansı’nda gerçekleşti. KOSGEB’e karşılık gelebilecek işleri gerçekleştiren ajanstaki sunumdan sonra eşi bir Leh olan Büyükelçimiz Reşit Ulman ile bir araya geldik. Akabinde Bölgesel Kalkınma Bakanlığı’nda, AB fonlarının bölgesel kalkınmaya etkisi konulu sunumu takip ettik. Gezinin ikinci önemli ziyaret merkezi olan Gazeta Wyborcza’da da sizlerle paylaşabileceğimiz önemli izlenimlere sahip olduk. Gün, daha doğrusu geceye sarkan gün Polonyalı gazetecilerle akşam yemeği ile devam etti.

Akşam yemeğinin yediğimiz restoranın yakınlarında Merhum Devlet Başkanı anısına düzenlenen anma etkinliğini de gözlemleme imkanı bulduk.

Gece yarısı biten programın sabahı da erkendi. Saat 7’de Podlaskie Eyelati’ne yola çıktık. İlk programımız Podlaskie Yerel Yönetimleri, Avrupa Fonları Bürosu ve Podlaskie Bölgesel Kalkınma Vakfı ile ortak toplantı şeklinde gerçekleşti. Bialystok Tıp Fakültesi’ni ziyaret ve sunumdan sonra Polonya Müslümanlar Birliği’ni ziyaret ettik ki üçüncü önemli programımız burada gerçekleşmiş oldu. Son olarak akşam saatlerine doğru Beyaz Rusya Sınırı’nda yer alan Kuznica Bialostocka-Bruzgi sınır kapısında son derece uzun ve ilgi alanımızın dışında çok sayıda unsur barındıran gezimizi gerçekleştirdik. Erken başlayan gün geç saatlerde, yorucu bir yolculukla tamamlanmış oldu.

Üçüncü seminer günümüz görece rahat bir içeriğe sahipti. Göç Araştırmaları Merkezi’ni ziyaretimizin ardından Varşova Ayaklanma Müzesi’ni gezdik.

Programda Proje Asistanı Hollanda’dan Diana Lungu ve Polonya’dan Andrzej Krajewski’nin yakın ilgilerini gördük.

 

SAKİN İNSANLAR

Polonyalılar da şehirleri gibi sakin insanlar. Gerginliklerine, taşkınlıklarına şahit olmadık. Doğu Bloku’ndan kalma ve belki de iklimin tesiri ile heyecanları ve duygularını yüze vurmuyorlar. Nezaketliler. Hatta ürkek olduklarını bile söyleyebiliriz. Dindar olduklarını söylemiştik, bir kez daha vurgulayalım.

Acı çekmiş bir millet. Görece ürkekliklerinde bu acıların etkisi de olabileceğini düşünüyorum. 800’lü yıllarda kurulan devletleri sık işgale uğramış. Yakın zamanda, İkinci Dünya Savaşı’nda hem Almanlar’ın hem Ruslar’ın, Osmanlı Dönemi’nde Ruslar’ın işgalini görmüşler. Kamuoyunca bilinen Katin Katliamı acılarının bir parçası. Demir Perde’nin tek tipleştirici etkisinin topluma yansıyan izleri hissedilebiliyor.

 

YARIN: ADAM KARNINDAN KONUŞMADI

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri