Kutlu Misafire hürmet

Süleyman Küçük

Dil-i mahzûnumuzu eyledi şâd û handân
Geldi yümn ile yine şehr-i mübârek Ramazân

 

Bu millet haylidir susamıştı, Kana kana sulayan Ramazan rahmeti ile geldi.

Bu millet hayli zamandır işinden aşından sıkıntılıydı, gök sofralarının bereketi ile geldi Ramazan.

Bu millet çok zamandır duadaydı, mağfiret müjdesi ile geliverdi ramazan.

Ramazana susamıştık.

O da bize susamış olacak ki, Nasreddin Hoca(Rh.a) nüktesindeki gibi geçen yıldan 10 gün önce geldi.

Yani tam da zamanında kapımızı çaldı kutlu misafirimiz.

Ramazan ayı geçen yıldan bu yana, bünyemizi esir alan acizliğimizi geçmiş yılların tecrübesi ile bildiğinden dolayı her zamanki gibi uzattığı kutlu eli ile elimizden tutup, bir nebze olsun ayağa kalkmamız için geldi evlerimize.

Aziz misafirimizin gelişiyle gönüllerimizde huzur ve sükûn mevsimi oluştu.

Camilerimizle birlikte evlerimiz şenlendi bu ayda.

Günlerin uzunca olmasına rağmen esasında biz açlığa acıkmamıştık.

Havanın sıcak olmasına rağmen aslında biz susuzluğa susamamıştık

Biz gerçekte Ramazana susamıştık ve acıkmıştık.

Gideli bir yıl olan gök misafirini bu sebeple özlemiştik.

Çünkü Ramazan da diğer aylarda olmayan bir haslet vardı.

Çünkü Ramazan akşamı ve gecelerinde diğer gecelerde olmayan bir güzellik vardı.

Çünkü Ramazan sahurlarında ve iftarlarında diğer saatlerde olmayan bir bereket vardı.

Bu sebeple özlemiştik misafirimizi.

Ramazan bizleri aç bıraksa da biz Ramazanda ki açlığa acıkmıştık.

Ramazan bizleri susuz bıraksa da biz Ramazanda ki susuzluğa susamıştık.

Çünkü Hz. Peygamberimizin bildirdiği ile biliyorduk ki Ramazan diğer aylardan başkadır.

Ramazan ayındaki açlık ve susuzluk da bir başkadır Kuran ayetlerine göre.

Açlık ve susuzluk endişesi ile gelip gönüllerimizin susuzluğunu ve açlığını gideren Ramazan ayını milletimizin Mescid-i haram ve mescid-i Nebevi de geçirme isteği bu yüzdendir.

Her yıl bitmeyen bir özlemle Rahman’ın(cc) ve Rasulullah’ın(sav) misafiri olmaya koşmamız bu yüzdendir.

Gidemeyenlerin Teravih ve mukabelelerle dolu dolu bir Ramazanı yaşamak istemeleri de bu yüzdendir.

Ah bir de yiyecek dolu sofralardan uzaklaşıp Rasulullahın(sav) sofrasına benzeyen sofralar kurabilsek gönlümüzde, evimizde ve şehrimizde.

Ah bir de ne idüğü belirsiz eski Ramazanlar özlemi içinde Ramazan ayını eğlence panayırına çevirip ramazanın kutlu havasından uzaklaşmasak.

Şeytanların bağlı olmasını fırsata çevirmek isteyen şeytanlaşmış insanların tuzaklarından beri olabilsek.

Hiç olmazsa bir Ramazan boyu dilimizi tutmaya muvaffak olabilsek.

Ve şöyle bir duamız olsa dilimizde her gün:

“Ey rabbimiz! Bizi ve bizden önceki iman etmiş kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde iman edenlere karşı kötü bir düşünce ve duyguya yer bırakma. Rabbimiz! Kuşkusuz sen çok şefkatlisin, çok merhametlisin.” (Haşr Suresi 10. Ayet meali)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.