KUSURSUZ FIRTINA

Süleyman Küçük

21. yüzyıl için herkes kendince bir takım isimlendirmelerde bulundu bu güne kadar.

Kimi bilgi çağı dedi. Kimisi Teknoloji çağı dedi. Kimi internet çağı olarak isimlendirdi. Kimileri yaşananlara bakarak aşırılıklar çağı, kimileri de eşitsizlikler çağı dediler.

Her türden isimlendirmeler bulunurken galiba söylenmeyen tek bir söz kaldı.

Küresel finans çağı”

Bu gün içinde yaşadığımız çağa hangi isim verilirse verilsin küresel tarafı ile finans tarafı eksik kaldıkça isimlendirme de eksik olacaktır.

Her geçen yıl daha da büyüyen gelir eşitsizliklerinin temel nedeni bu küresel fırtınanın sonucudur.

Hâlbuki bütün dünya insanlığına küresel finans sisteminin toplumlar arasındaki gelir eşitsizliğini gidereceği empoze edilmişti.

Dahası insanlara dünyadaki insanların sınırsız taleplerinin mevcut sınırlı kaynaklarla karşılanabilmesi için ekonomik sistemlerin geliştirildiği ve bu yolla dünyadaki açlık ve yoksulluğun ortadan kaldırılacağı da söylenmişti.

Gelinen noktada uygulanan ekonomik sistemin meşruiyetini tartışan insanlar mevcut ekonomik sistemin yürütücüleri tarafından terörizmle eş tutulur hale getirmişlerdir.

Düşünebiliyor musunuz, ya da inanabiliyor musunuz?

Aralarında hiçbir duygusal bağ olmayan ve yaşadıkları toplum tarafından henüz daha doğdukları andan itibaren “zenginler ve yoksullar” olarak iki ayrı statüye ayrılmış olan insanlar birbirlerini koruyup kollayacaklarmış.

Hem de küresel barış gibi başı sonu belli olmayan bir mefhum için.

O zaman sormak gerekmez mi?

Kardeş sayılan ve birbirleri ile akraba olan devletlerin hem birinci hem de ikinci dünya savaşında birbirlerini yok etmeye kalkışmalarının sebebi ne idi?

Ya da yaşanan birinci ve ikinci dünya savaşının yıkıcı etkilerinin görülmeye devam ettiği dünyamızda ulusal ve küresel bazda yoksul, yoksun ve yeterli gelir sahibi olamayan kitleler neden her geçen gün biraz daha fazla çoğalıyor?

İster yerel olsun ister küresel olsun insanları yaşadıkları ekonomik duruma göre iki guruba ayıran bu günkü küresel ekonomik sistem kurduğu sistemin temelini de güvensizlik üzerine kurmuştur.

Kıt kaynakları sınırsız insan isteklerine göre paylaştırmak gibi kendince ulvi bir görev yüklenen küresel ekonomik sistemin sahipleri aslında günlük alışılmış zorlukların üzerine ilave edilen farklı zorluklar altında inleyen toplumlara karşı olan güvensizliklerinden dolayı sadece kendilerini korumaya almak istemektedirler.

Yoksullukları sebebiyle kendi zenginliklerine karşı sürekli bir tehdit olarak gördükleri az gelişmiş, gelirsiz ve güvencesiz toplulukları daha da fazla sömürebilmek için onların üzerlerine yeni ilave zorluklar koyabilmek için uydurdukları bir hikâyedir uygulanan ekonomik sistemler.

Bu tür hikâyelerle zorluklara alıştırılmış oldukları zorlukların üzerine yeni ilave zorluklar ilave edilmediği takdirde yoksullaşmanın bir süre sonra insanları harekete geçirebileceğini düşündüklerinden bu yeni yoksullaşma programının adına her defasında yeni bir sıfat ilave edilir.

İnsanlardaki yoksunluk ve yoksulluk hissi mutlak olmayıp göreceli olduğu için de işin başındaki patron her kimse belli aralıklarla toplumun gazını alabilmek için devreye girer ve toplumun yoksulluğunu azaltacak denilen ancak her defasında daha da yoksullaşmaya neden olan ekonomik tedbirler uygulamaya konulur.

Çünkü ekonomik sistemin yoksullaştırdığı kurbanlar genelde göreceli yoksulluk yaşayan kesimlerdir. Buna karşın kitleleri bir anda harekete geçiren yoksulluk ise daha çok mutlak yoksulluktur ve siyasilerin asıl korktuğu yoksulluk çeşidi budur.

İnsanların zengin ve yoksul olarak ayrıldıkları çağda özgürlük ve güvenlik zaman zaman maddi gelir artışından daha önemli bir hale getirilebilmektedir.

Özellikle kültürel değişimin yaşandığı toplumlarda yaşanan kötülüklerin kendi yanlışlarından kaynaklandığını unutturmak isteyen küresel sermaye sahipleri tutarsızlıklarını gizleyebilmek için herkesin aynı gemide olduğunu özgürlük ve güvenliğin ekmek için temel ilke olduğunu dayatmaya çalışırlar.

Ama insanları uymaya zorladıkları sistem aslında daha fazla güdüleyerek bir süre daha ekonomik ve siyasi güç elde etmeyi sürdürmekten başkaca bir şey değildir.

Sürekli olarak aksayan yönleri yenilenen küresel finans çağı yoksul toplumlar için daha uzun yıllar yoksulluk, yoksunluk ve ekonomik yıkım getirecek kusursuz bir fırtınadan başka bir şey değildir.

FARKINDA MISINIZ?

Ekonomik cehaletin siyasetin geleceğini inşa etmeye çalıştığı toplumlarda geçmişe duyulan hayranlık yaşanan hayattaki gerçeklerden daha çok önem kazanır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.