Konuşmacılardan Yüksek Lisans Öğrencisi Ahmet Vedat Koçal, Kuzey Irak ile sınır ticaretinin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne sosyo-ekonomik etkileri konulu sunumunda, Kuzey Irak’ta bulunan halkın işsizlikten dolayı göç ettiğini söyleyerek, “Kuzey Irak’ta birinci Körfez Savaşı ile sosyal, ekonomik ve siyasi anlamda boşluklar meydana geldi. Geçimi tarıma dayalı olan halkın birçoğu işsizlikten dolayı büyük şehirlere göç etmeye başladı. Bu insanların büyük şehir diye tabir ettikleri yerler İstanbul, İzmir gibi metropol şehirleri değil, Kemal Sunal’ın filmlerinde de gördüğümüz gibi Erbil gibi şehirlerdir. O bölgedeki gelişen ekonomi Türkiye’nin gelişen ekonomisinden bağımsız bir şekilde ayrı bir ekonomi olarak görülüyor” dedi. Koçal, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki hızlı kentleşmenin ticari ve sosyal merkezileşmenin bir sonucu olduğunu belirtti.
Daha sonra sunumunu yapan Yüksek Lisans Öğrencisi Dicle Özcan, kürselleşmeye dikkat çekerek, “Küreselleşme ile dünya evrensel bir köy haline geldi. Merkezin çevreye hükmetmesi daha görülür bir hal aldı. Küreselleşme, sınırları ortadan kaldırdı. Kentsel mekânlarda tektipleşmeler meydana geldi. Küreselleşen dünya bize ulaşım yolların artırdı. İnternet ve bilgisayarı hayatımızın içine soktu ve nerede ise hayatımızın vazgeçilmezi haline geldi” diye konuştu. Özcan, küreselleşen dünyanın insanlara ortak dil olarak İngilizceyi konuşturttuğunu söyledi. Şırnak’ın da kentleşme yolunda mesafeler kat ettiğini söyleyen Özcan, “Şırnak merkezinde çok katlı yapılaşmalar göze çarpıyor. Toplu konutlar çoğalmaya başladı. Dünyaca ünlü markaların satıldığı süper marketler artmaya başladı. Buna bağlı olarak da kredi kardı kullanımı arttı. Bunların yanında kız çocuklarının okullaşma oranları da artışlar gözle görülür derecede çoğaldı ” ifadelerini kullandı.
Son olarak sunumunu gerçekleştiren Yüksek Lisans Öğrencisi Olcay Akgül Sarpkaya, Van’daki sokaklarda çalışan çocukları gözlemlediğini bu çocukların sosyal hayatlarının iyi olmadığını söyleyerek, “Van’ın merkezi kendi köylerinden ve çevre illerinden çok sayıda göç alıyor. Bu göç edenlerin birçoğu köyünde çobanlık veya çiftçilik yapıyor ama şehir merkezine gelince yapacak bir iş bulamıyor. Böyle olunca da çocukları çalışmak zorunda kalıyor. Bu ailelerin çocuklarının birçoğu ailesine yardımcı olabilmek için sokaklarda mendil, sigara ve çeşitli eşyalar satıyor. Bu çocuklar bu işlerin hepsini denedikten sonra üç tekerlekli bisiklet ile çarşı pazarda günlük 20–30 TL kazanabilmek için sabahtan akşama kadar bilek gücü ile bu bisikletleri kullanarak geçimlerini sağlıyorlar” dedi. Akgül, bu çocukların eğitimlerini ailelerinin karşılamasının zor olduğunu bu yüzden çocukların eğitimini devletin üstlenmesi gerektiğini söyledi.
MUSTAFA ÖZÇELİK
Küreselleşen dünyada yoksul olan kentler
Türkiye Lisansüstü Çalışmalar Kongresi programı çerçevesinde Dedeman Otelde gerçekleştirilen oturumların 7incisinde Kentsel Yoksulluk ve Zenginlik konuşuldu
İlk yorum yazan siz olun