Kuranı Kerimi başkalarına öğretmeye kalkışmadan önce kendimizin öğrenmesi gerektiğini peşinen kabul etmekle işe başlayabilmeliyiz.
Fatiha Suresini okumaya başladığımızda, insanlar arasındaki sözleşmelerden önce Rabbimizle(cc) bizim aramızdaki kulluk sözleşmemizin gündeme geldiğini öğrenmeliyiz.
Kuranı Kerim ayetlerini okumaya başladığımızda, Mekki surelerden başlamak üzere Müslümanlar olarak öncelikle tevhidin ne olduğunu ve ne olmadığını öğrenmemiz gerektiğini anlamalıyız.
Kuranı Kerimi okurken ve anlatırken, ayeti kerimeleri kendi düşüncelerimiz doğrultusunda söyletmemeye çalışmanın temel görevimiz olduğunu unutmamamız gerekiyor.
Fatiha’dan sonra Bakara suresi ayetleri ile devam eden ve Nas Suresi ile sona erecek şekildeki ayetleri ve sureleri bir bütünlük içinde bağlamlarından koparmadan okuduğumuzda doğruya daha kolay ulaşacağımızı da bilmeliyiz.
Çünkü bu günlerde bazı kişiler kabul etmek istemese de, Kuranı Kerimin mushaf haline getirilmiş şekli Cibril(as) nin işaretiyle tamamen tevkifi bir sıralama ile yapılmıştır.
Kuran ı Kerimin bu gün gördüklerimiz şeklinde ve anlamında bir ansiklopedi olmadığını ve bir konudaki bütün ayetlerin aynı sure içinde peş peşe sıralı olmadığını da kabul etmemiz gerekiyor.
Kuranı kerimin 23 yılda peyderpey nazil edilmiş olması yaratıcı ile yaratılmışlar arasındaki ilişkinin Mekke ve Medine toplumu üzerinden nasıl olması gerektiğinin örneklendirilmesi açısından önemli olduğunu idrak etmemiz gerekiyor.
Bu önem değişen koşullar karşısında sabrın ve savaşın her an hayatımızda yanyana olması gerektiğini öğretir bize.
Kuran okuyan Müslüman, Mekke zulüm düzeni başta olmak bütün beşeri güç kaynaklarının nasıl yıkılabileceğini de öğrenmiş olur.
Kur’an’ı okuyan Müslümanlar, okudukları ayetlerle imanlarını koruduklarını zannederlerken aslında her ayetin imanlarıyla birlikte maddi varlıklarının da korunduğunu anlamaya başlarlar.
Kuran okuyan Müslüman, okuduğu ayetlerle başkalarını yargılamadan önce kendini tartar ak her önüne geleni dilediği şekilde ayetle yargılamanın kendi hakkı olmadığını düşünerek Rabbimizin(cc) vereceği hükmün insanların birbirleri hakkında verecekleri hükümlerin üstünde olduğuna gönlünde bir sıkıntı olmadan inanmış olur.
Kur’an’ı okuyan Müslüman, okuduğu ayetlerle kendini tartarak vardığı neticeyi rabbimize(cc) havale eder ve “Rabbi(cc)m, ben değil, sen bilirsin, Rabbim(cc), bana zor gelen yerde bile senin sözüne razı olurum” diyerek kulluğunu ispat etmiş olur.
Kuran okuyan Müslüman, okuduğu ayetlerle din yerine tercih edegeldikleri gelenekleri, alışkanlıkları, vazgeçemedikleri ve sevdiklerini ayeti kerimeler önünde kurban ederek hesap gününde yaşayacaklarını iç hesaplaşmayla ölmeden önce yerine getirir.
Kur’an’ı okuyan Müslüman, okuduğu ayetlerle kendini çok kuran okuyan seviyesinden, Kuran ayetlerini tefekkür eden Müslüman seviyesine getirerek nefsine karşı galip gelmiş olur.
Kur’an’ı okuyan Müslüman, okuduğu ayetlerle ulaşacağı haşyet halinin, Allah’ın(cc) kelamı karşısında kalbinin bilgiyle, idrakle, hürmetle ürpermesi olduğunu bilerek teslimiyet makamına ulaşmayı diler.
Çünkü Kuran okuyan Müslüman, okuduğu Kur’an’da “Allah’tan kulları içinde ancak âlimler haşyet duyar” ayetiyle ulaştığı ilahi bilginin kuru bilgi olmayacağını ve okudukça öğreneceği, öğrendikçe de bilginini kalpte bir ağırlığa sahip olacağını öğrenmiş olur.
Kur’an’ı okuyan Müslüman, okuduğu ayetlerin yalnızca insanı dünya sıkıntıları karşısında rahatlatması yanında hayata ait bir kitap olduğundan okudukça kendisini sarsacağını, hesaba çekeceğini ve sahte maskeleri düşüreceğini öğrenir.
Okuduğumuz Kuran ayetlerinin insanın nefsini, toplumunu, geleneğini, iktidarını, servetini, din anlayışını ve ahlakını hesaba çekmek için geldiğini, akademik kaygıları bir yana bırakarak kurulu düzeni sorgulamayı gerektirdiğini öğrenmedikçe, okunan ayetler kuru bir metin olmaktan ileri gitmeyecektir.
FARKINDA MIYIZ?
Kuranı Kerimi okuyoruz ama okuduğumuz ayetlerin, hayatımızı düzenleyecek olan vahyin olduğunu düşünebiliyor muyuz?
Kuranı Kerimi okuyoruz ama okuduğumuz ayetlerin, karşısında herkesten farklı bir yerde durmayı göze alabiliyor muyuz?
Kuranı Kerimi okuyoruz ama okuduğumuz ayetlerin, kişisel otoritemizi ve konforumuzun oluşturduğu güvenlik alanımızı sarsmasını göze alabiliyor muyuz?
Kuranı Kerimi okuyoruz ama okuduğumuz ayetlerin, kendi hevamız ve aklımızı ilah edinme yollarını ortadan kaldırmasına rahatlıkla teslim olabiliyor muyuz?
Bunlara evet diyebiliyorsak ne mutlu bize.