Kur'an'da İnsan-4-

Nurten Selma Çevikoğlu
İNSANIN ÖZELLİKLERİ   
Dünya nimetlerini helal çerçevede değil de kendi heva ve hevesleri doğrultusunda kullanan insanlar Rabb’ine karşı pek nankördür. İnsan her işinde çok acelecidir hemen neticeye ulaşmak ister. O cimridir, hırslıdır, taşkındır, haddi aşıcıdır. Ayni zamanda zâlimdir. Nefsine, paraya, şehvete pek düşkündür. İnsan aslını bilmeli, kendini çözmeli. Zaaflarını bilip ona göre tedbirler almalıdır. Aksi kendisi için bir hüsrandır. İnsanı yine Kur’ânı Kerim’den tanımaya devam edelim:
“İnsan çok hırslı ve cimri olarak yaratılmıştır.” (Ahzab, 72)
“Çok nankördür.” (Hac, 66)
“Eğer Allah, insanlara hayrı çabucak istedikleri gibi şerri de acele verseydi elbette onların ecelleri bitirilmiş olurdu.” (Yunus, 11)
“Bir şerle karşılaştığında çok ümitsizdir.” (Meâric, 19)
“Çok şımarık ve çok övünücüdür.” (Hud, 10)
“Kendini yeterli gördüğü için çok azgındır.” (Alak, 6-7)
“…Tartışmaya her şeyden çok düşkündür.” (Kehf, 54)
“…Çünkü nefis dâima kötülüğü emreder…” (Yunus, 53)
“Şeytan sizin için apaçık düşmandır.” (Bakara, 208)
“…Size dâima kötülüğü emreder.” (Bakara, 268)
İnsana dünya ve içindekiler câzip ve süslü gösterilmiştir. Dünya deyince tabi içine insan güzellikleri, tabiat güzellikleri, mal-mülk-servet-para-pul-şan-şöhret güzellikleri soy-sop üstünlükleri hepsi hepsi giriyor. İnsan çevresinin güzelliğine bakarak âdeta büyülenir, ona dalarak vaktinin çoğunu dünyâya sarf eder ve hep onunla ilgilenirse neticede o aldananlardan olur. İşte bu hakikati ifâdelendiren muhteşem âyet: “Kadınlardan, oğullardan, kantarlarca yığılmış altın ve gümüşten, (otlağa) salınmış atlardan, davarlardan ve ekinlerden gelen zevklere karşı aşırı düşkünlük insanlara süslü/câzip gösterilmiştir…” (Âli İmran, 14)
İnsanın çevresindeki güzellikleri duyarsız kalması istenmiyor elbette. Güzelliklerden hayâta yön veren ve hayâtı anlamlı kılan dînî hükümler zâviyesince bakarak istifâde etmek gerekiyor. Bu konuda aklı ve nefsi yönlendiren yüce dînî İslâm’ın cihanşümul prensiplerini ve yine onun yüce Peygamberini rehber almak en akıl kârı davranıştır. Bu düsturlara tâbi olanlar Hak yola uyanlardır. Aklını kendi heva ve hevesleri doğrultusunda yönlendirenler ise pişman olacakları âkibete doğru ilerlemektedirler. Onların bu hâli her devirde olmuş ve olacaktır da. İşte misâl âyetler:
“…İnsanların çoğu iman etmezler..” (Hud, 17)
“…İnsanların çoğu haktan hoşlanmaz.” (Mü’minun, 70)
“…Çoğu Kur’an’dan yüz çevirmiştir.” (Fussilet, 4)
“…İnsanların çoğu gerçekleri bilmez…” (Âraf, 187)
“…Çoğu akıllarını kullanmazlar.” (Mâide, 103)
“…Çoğu câhildir.” (Enam, 111)
“…Çoğu fâsıktır.” (Âli İmran, 110)
“…(Bu yüzden) çoğuna azap hak olmuştur…” (Hac, 18)
Aslında her insan doğuşta İslam fıtratı üzerine hep hayra yönelik yaratılmıştır. Daha sonraki hayat basamaklarında insanın içinde bulunduğu çevresinin etkisiyle hayırdan sapmaları görülebilir, kötülüklere yönelebilir, günahlara bulaşabilir. Bu konuyu Peygamber aleyhisselam ne güzel ifâde ediyor; ‘Her doğan çocuk fıtrat üzere doğar, (sonra) ana ve babası onu Yahudi, Hıristiyan veya Mecusi yapar.’ (Ahmed bin Hanbel, C.II.275)
Fıtrata muvafık davranışlar geliştirmek arzusuyla kâinâtın tek sâhibine emânet olun.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.