KTO Başkanı Selçuk Öztürk Yazı İşleri Masası'nda

Ticaret Odası (KTO) Başkanı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Üyesi Selçuk Öztürk, Merhaba Gazetesi’nin Yazı İşleri Masası’na konuk oldu.

Ticaret Odası (KTO) Başkanı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Üyesi Selçuk Öztürk, Merhaba Gazetesi’nin Yazı İşleri Masası’na konuk oldu. Öztürk, Merhaba Gazetesi İmtiyaz Sahibi Rifat Tankut, Genel Yayın Yönetmeni Kerem İşkan, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İbrahim Büyükeken, Sayfa Editörü İbrahim Başcı, Muhabir Kerim Atıcı, Mehmet Akif Sütçü, Adem Demirel ve Berkhan Parlak'ın sorularını yanıtladı. Öztürk, yatırımları ve gündemdeki konuları değerlendirdi.

KREDİ KARTI İLE TEFECİLİK YAPILIYOR

Rifat Tankut: Çek Kanunu'nda değişiklik yapıldı. Hapis cezası kaldırıldı. Kredi kartı ile alışveriş yaygınlaştı. Karta da sınırlama getirildi. Oda olarak konuyla ilgili neler yaptınız?


-Çek Kanunu ile ilgili çok sayıda değişiklik yapıldı. Çek Yasa Tasarı ile hapis cezasının tamamen kaldırılmasına oda olarak karşı çıktık. '200 bin kişi hapise girecek' diye mağduriyet edebiyatı yapıldı. Kamuoyu oluşturuldu. Oda olarak şöyle bir öneride bulunduk; elbette insanların zor zamanları olabilir. Ama iyi ve kötü niyetli insanları ayırt edelim. Eğer bir insan iyi niyetliyse çeklerinde sorun çıkmaz. Ama kötü niyetli insanların çeklerinde sorun çıkar. O gün bunu yeterince anlatamadık. Çek Kanunu'ndan sonra kredi kartı üzerinde işlemler yapıldı. Perakendeci esnaf toptancıda kredi kartı ile alışveriş yapıyor. Kredi kartına da sınırlandırma getirildi. Kart üzerinden tefecilik yapılıyor. Bu konuda önerilerimizi sunduk. Çek Yasa Tasarısı kabul edildi. Böyle bir düzenleme yapıldı.

HALKA MORAL VERMEK LAZIM

Kerem İşkan: Türkiye 17 Aralık'tan bu yana olağanüstü günler yaşıyor. Dövizdeki kur ve faiz oranlarının artışı ile ekonomik göstergeler alt üst oldu. Bunun yanı sıra KTO da son bir ayda yaptığı açıklamalarda 'Konya ihracatında patlama yaşanıyor' dedi. KTO'nun bu açıklamaları hükümete bir destek mi? Ekonomi kötüye giderken Konya'nın ihracatı nasıl oluyor da artıyor?


-17 Aralık'ta temel mesele Türkiye'deki hükümetlerin yönetilebilirliğini zorlaştırma. Türkiye'yi zorda bırakmak için düğmeye basıldı. 17 Aralık'ın öncesi var. Amerika Merkez Bankası'nın uygulamaları ile son yaşanan hadiseler paralellik arz ediyor. 17 Aralık ile Gezi Parkı olaylarının bağlantısı var. Bahar aylarında Amerika Merkez Bankası, dünya ekonomisini toparlayabilmek için her ay 85 bin dolar para basma kararı aldı. Dünyada para bolluğu vardı. Cari açık veren Türkiye gibi ülkeler de bu parayı kendi ülkelerine çekmek için mücadele veriyordu. Türkiye cari acığı bu yollarla kapatma gayretindeydi. Siyasi ve ekonomi istikrar çok önemli. Siyasi ve ekonomik istikrar bozulursa para bulmanız zorlaşır. Aralık ayında Amerika, 'ey dünya ben para basmayı azaltıyorum. Önleminizi alın' dedi. Aynı anda Türkiye'de de 17 Aralık'ta yolsuzluk adı altında bir operasyon başlatıldı. Eş zamanlı olarak Amerika Merkez Bankası'nın aldığı para basmama kararı ciddi anlamda ekonomimizi olumsuz etkiledi. Tüm bunların ışığında Türkiye'nin yurt dışında itibarı zedelendi. Türkiye'de kriz algısı kur üzerindedir. Oysa dünyada kriz algısı faiz üzerinden ölçülür. Döviz kuru bir gün içinde tavan yaptı. Merkez Bankası da 'faizleri artırın' beklentisine yanıt verdi ve faizler de artış yapıldı. Kur artışının bir çok olumsuz etkisinin yanında bir tane de olumlu etkisi vardır. Diş ticareti, yani ihracatı arttırır. Türkiye ve Konya ise 2014 yılına ihracat artışı ile başladı. Konya çok farklı bir il. Yeni yıla iyi başladık. 2013 yılında Türkiye'de ihracat artışı yok iken Konya ihracatını arttırmıştır. Ocak ve Şubat ayında yüzde 30'luk bir ihracat artışı oldu. Türkiye'nin işsizlik rakamları açıklandı. Konya-Karaman Bölgesi işsizliğin en az olduğu bölge oldu. Türkiye zor bir süreçten geçiyor. Bu zor süreci daha da zorlaştırmamak için halka moral vermek gerekiyor. Hükümete destek vermek için böyle bir açıklama yapmadım. İkinci, üçüncü plana atılan ekonomiyi öne çıkarmak ve halka moral vermek istedik. Bu hükümete destek olarak da anlaşılabilir. Ama biz bunun için hareket etmedik.

YENİ PAZARLAR KEŞFEDİLDİ

İbrahim Büyükeken: 2014 yılından itibaren Konya'nın ihracatında yüzde 30'luk bir artış olduğunu söylediniz. Oysa Konya'nın ihracatını en çok yaptığı ülkeler iç savaş veya krizle boğuşuyor. Suriye, Libya, Mısır, Tunus, Irak, Bulgaristan ve Bosna Hersek ile Ukrayna karıştı. Konya, yeni pazarlara mı açıldı?


-Konya ekonomik anlamda en sağlıklı gelişen illerden bir tanesi. Konya kendi dinamikleriyle büyüyor. Konya sistematik bir ekonomik model oluşturdu. Konya, Anadolu'nun en önemli ekonomi merkezi. İpekyolu'nun üstünde kuruldu. 1900'lü yıllarda da Konya'nın bankaları ve fabrikaları vardı. 100 yıl öncesinde de Konya yıldız şehirdi. Türkiye'nin ikinci ticaret odası burada kuruldu. Konya bir büyüme ivmesi yakaladı. Libya, Mısır, Tunus, Irak, Bulgaristan, Irak, Suriye siyasi ve ekonomik krizin içinde. Suriye'de iç savaş her geçen gün büyüyor. Komşu ülkelerimizin durumu da iç açıcı değil. Ancak, Konya bu dönemde yeni pazarlar da keşfetti. Güney Amerika pazarı açıldık. Avrupa ülkelerine ihracatımızı artırdık. Çok sayıda ülkeden işadamlarını ve ekonomi ataşelerini Konya'da ağırladık. İkili ilişkileri güçlü tuttuk ve her şeye rağmen ihracatımızı artırdık. Söz konusu ülkelerde iç savaş veya siyasi kriz ya da ekonomik kriz olmasaydı 1.3 milyar dolar olan Konya'nın ihracatı 2 milyar doları geçerdi. Yine de şükür ediyoruz.

İbrahim Büyükeken: İran'a yönelik uygulanan ekonomik ambargo hafifletildi. Türkiye, İran'la ticaret hacmini 30 milyar dolara çıkartmak istiyor. İran'a uygulanan ambargonun hafifletilmesinin Konya ekonomisine etkisi nasıl oldu?

-İran-Konya ticaretine kısmi bir etkisi oldu. Konya'nın en çok ürün ihraç ettiği ülkeler arasında İran da var. Ambargonun hafifletilmesinin ilimiz için çok büyük bir olumlu etkisi olmadı. Önümüzdeki dönemde ne olur bilmem.

GERİLİMİN FATURASI AĞIR OLDU

İbrahim Başcı: 17 Aralık yolsuzluk operasyonu ile Hükümet ve Gülen Cemaati arasında bir kavga ortaya çıktı. İki grubun arasındaki gerilimin Türkiye'ye faturası ağır oldu. Gerilimin Konya ticaretine etkisi ne oldu?

-Cemaat ile hükümet arasındaki kavga maalesef toplumsal yapıya bile zarar verdi. Kardeşler arasında, ortaklar arasında bir kavgayı başlattı. Bu kavga, ülke üzerine olumsuz bir hava yerleştirdi. Bu operasyon her kesime zarar verdi. Bu zarardan Konya da nasibini aldı. Bu gerilim nedeniyle işadamları, yatırımlarını erteledi. İnsanlar, konut ve araba alma düşüncesini ileri bir tarihe bıraktı. Sektörlerdeki ekonomik sıkıntılar önümüzdeki süreçte telafi edilebilir. Ancak ortaklar veya kardeşler arasındaki bölünmeler veya kavgaların telafisi olmaz. Bu sürecin sonunda, yani Türkiye normalleştiği zaman, bu kavganın da çok sayıda mağduru olacak. Konya'da çok sayıda aile şirketi var. İlimizde büyük bir aile şirketi bu kavgaya bağlı olarak ayrılma noktasına geldi. Kardeş kavgaları ortaya çıktı. Bölünen şirketler kendini zor toparlar. Gönül ister ki bu tür kavgalar olmasın. Türkiye bu süreci de aşacaktır. Gerilimin faturası ağır oldu. Dileğimiz bu kavga bir an önce son bulsun.

ÜNİVERSİTE KİMSENİN TEKELİNDE OLAMAZ

Kerim Atıcı: KTO Karatay Üniversitesi'nde yönetim krizi nedeniyle ciddi bir geriye gidiş var. Üniversite, eğitimdeki başarısıyla değil, yönetim kriziyle gündeme geliyor. Üniversitede ne oluyor ve bu sıkıntılar ne zaman son bulacak?


20 bin üyesinin alın terinin vebalini üzerinde hissederek üyelerine ve şehrine hizmeti şiar edinen odamızın hiçbir kademesi şahısların tekelinde olamaz. Rızkını bizimle paylaşan üyelerimizin hak sahibi olduğu KTO Karatay Üniversitesi yönetimi hakkında tasarrufta bulunabilecek tek makam üyelerin hür iradesiyle seçtiği KTO Meclisi ve Vakıf Mütevelli Heyeti'dir. Bu gerçeği hep savundum. Bizim savunduğumuz gerçek şahısların değil kurumun ön plana çıktığı bir yapıdır. Talebimiz KTO’nun kendi içindeki tüm dinamikleriyle birlik ve beraberliğidir. Üniversite mütevelli heyeti başkan ve yardımcısının istifalarının ardından üniversitenin sahibi olan vakıftan yeni üyeler istenerek bir başkanlık seçimi yapılması gerekirdi. Ancak bu yapılmamıştır. Vakfımız ve odamız hiçe sayıldı. Üniversitemizin bu problemlerle anılmasına izin vermeyeceğiz. Bu bizi üzüyor. İnşallah önümüzdeki süreçte bu sorunları aşarız.

Kerim Atıcı: İş dünyasının gözü kulağı seçimlerde. 30 Mart'ta yapılacak yerel seçimlerin ekonomiye etksi nasıl olur?

30 Mart’a kısa bir süre kaldı. İş dünyasının gözü 30 Mart'ta. İşadamları ve siyasiler seçim sonuçlarına göre pozisyon alacak. Halk seçimini yapacak. Siyasi istikrar olmadan ekonomik istikrar olmaz. Bu iki kavram iç içedir. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da, 'Yerel Seçim sonuçları, Cumhurbaşkanlığı seçim sürecini belirleyecek' dedi. Yani siyasetçiler ve yatırımcılar seçim sonuçlarına göre pozisyon alacak. Bekleyip göreceğiz.

TİCARİ AHLAKA SIĞMIYOR

Kerim Atıcı: Konya'da gelir elde eden Meram Elektrik Perakende Satış A.Ş. (MEPAŞ), hala vergilerini İstanbul Beşiktaş Vergi Dairesi'ne ödüyor. Bu nedenle Konya önemli bir gelirden mahrum kalıyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

MEPAŞ'ın vergilerini İstanbul üzerinden ödemesi Konya ekonomisine ciddi zarar veriyor. Konya'da kazanılan kazancın vergisi aynı şehirde verilmelidir. Burada ahlaki bir problem var. Konya'dan kazanıp, başka yerlerde vergi ödemek hiç de ahlaki bir durum değildir. Benim de bulunduğum bir ortamda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, MEPAŞ yetkililerini uyardı. Yetkililer, Bakan Yıldız'a söz verdi. Ancak hala MEPAŞ, vergi dairesini Konya'ya taşımadı.

MEPAŞ, er ya da geç vergi dairesini buraya taşıyacak. MEPAŞ, kendi rızasıyla taşısaydı alkışlardık. Ancak zorlamayla taşıyor. MEPAŞ'ın yaptığı ticari ahlaka sığmıyor. Bu şehrin ekonomisine zarar veriyor. Yanlışta ısrar etmenin anlamı yok.

ZİYARETÇİ KAYBIMIZ OLUR

Kerim Atıcı: Konya Tarım Fuarı her yıl Mart ayında açılırdı, bu yıl Mayıs ayının sonunda açılacak. Mayıs ayında ise Çukurova Bölgesi'nde hasat dönemi başlıyor. Bu da ziyaretçi kaybına neden olur mu?

Konya 12. Uluslararası Tarım, Tarımsal Mekanizasyon ve Tarla Teknolojileri Fuarı bu yıl 27 Mayıs'ta açılacak ve 4 gün boyunca açık kalacak. Bu yıl fuar alanındaki çalışmalar nedeniyle fuarın açılış tarihi ertelendi. Gecikme oldu. Gecikme nedeniyle stantlarımızda bir kayıp yok, ama ziyaretçi sayımızda kayıp olur. Bu yıl 250 bin ziyafetçi bekliyoruz. Önümüzdeki yıl fuar yine Mart ayında açılacak. Önümüzdeki yıl ise 400 bin ziyaretçi bekliyoruz. Yani 150 binlik bir kayıp bekliyoruz.

5. OSB KAYACIK'TA YAPILACAK

Mehmet Akif Sütçü: Her geçen gün gelişen Konya ekonomisine paralel olarak organize sanayi bölgeleri de gelişiyor. Bu sebeple Konya’ya 5. Organize Sanayi Bölgesi (OSB) kurulması gündemde. Çalışmalar ne durumda ve yeni bir organize sanayi bölgesi kurulması Konya ekonomisini nasıl etkiler?

-Ticaretin gelişmesi güçlü bir sanayiden geçiyor ve bu yönde Konya’da somut adımlar atılıyor. Konya’ya 5. OSB ile ilgili çalışmalar netlik kazandı. 2-3 yıl içerisinde tamamlanacağını düşünüyoruz. Mevki olarak da Kayacık Bölgesi uygun görüldü. Böylece Konya sanayisi gelişerek ihracattaki hedefimize çok daha kolay ulaşmış olacağız. Konya, ekonomide kendi öz sermayesi ile kalkınmayı başarmış bir il olarak öne çıkıyor. Organize sanayi bölgeleri ve özel organize sanayi siteleri ile Türkiye’de en fazla KOBİ’yi bünyesinde barındıran iller arasında yerini almış, istihdam alanında da önemli bir potansiyele ulaşmıştır. İlimiz Türkiye genelinde faaliyet gösteren 210 bin KOBİ’nin 19 binini bünyesinde barındırması nedeniyle 'KOBİ Başkenti' olarak anılmaktadır. Konya sanayi yapısı itibariyle diğer ülke illeri sanayilerinden farklı olarak aynı anda birçok alanda faaliyet gösteren sektörleri içerisinde barındırmaktadır. Bu yapı dönemsel gelişmelere ve değişimlere uyum sağlamak konusunda avantajlar sağlamaktadır. Dolayısıyla 5. OSB'nin kurulmasını önemsiyorum.

Berkhan Parlak: Yerli üretimde potansiyelimiz var. Ancak bunu değerlendiremiyoruz. Yerli üretimde ne durumdayız?

-Yerli üretim istenilen düzeyde değil. Türkiye hala dışa bağımlı. Türkiye, dışa bağımlılığını azaltmalı. Yüksek katma değerli ürün üretiminde zayıfız. Offshore Antlaşması'nı sadece Milli Savunma Bakanlığı uyguluyor. Offshore ithalat yapan bütün firmalar uymalı. Offshore, ithalatta belli bir oranda yerli üretimin tercih edilmesidir. Bu sistemi çok sayıda ülke uyguluyor ve ülke ekonomisine katkı sağlıyor. Bu sistemin en güzel yanı da teknolojinin payşalıması sağlanıyor. Amerika ve Avrupa ülkeleri bu sistemi hayata geçirdi. Yerli üretim istenilen düzeyde değil. Gerideyiz,

LİMANLARA KOLAYCA ULAŞACAĞIZ

Adem Demirel: Konya ticareti için hayati önem taşıyan Lojistik Köy Projesi'nin Konya'ya ne gibi artıları olacaktır? Proje şu an ne durumda?

-Proje, Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü tarafından ilave arazinin kamu yararı şerhi ile kamulaştırılması için teklifin imzadan çıktığı, ardından ilgili dosya Bakanlar Kurulu'na imzalanmak üzere gönderildi. Konya ekonomisi ve ticareti için çok ciddi bir adım olacaktır. Lojistik köy ile birlikte, Konya-Adana-Mersin demiryolu projesi tamamlandıktan sonra Konya ihracatta sıçrama yaşayacaktır. Çünkü Konya'nın hinterlantı gelişmiş olacak ve ticaret kolaylaşacaktır. Konya her ne kadar tarım ambarı olarak bilinsede birçok sektörde ihracat gelişmektedir. Konya en çok ortadoğu ülkelerine ihracat yapmaktadır. Bu bağlamda Mersin limanını daha iyi kullanmak ticareti geliştirecektir. Lojistik köy ile birlikte İç Anadolu'da Konya ticaret kavşağı olacaktır. Demiryolu ile birlikte konteyner ulaşımı çok daha kolaylaşacak ve maliyet düşecektir. Sanayiciler daha verimli çalışacak ve istihdam gelişecektir. Bunlara paralel olarak Konya'daki ekonomik düzey artacaktır. Önümüzdeki süreçte bunları beraber takip edip projenin hızlı bir şekilde hayata geçmesi için gerekli destekleri vereceğiz.
 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Gündem Haberleri