Korku; meşrû olmayan bir şeye teşebbüs edildiği zaman akla gelen, kalbi üzen ve vicdanı sızlatan bir haldir. Korku; olabilirlik ihtimali ağır basan bir fenâlığın uyandırdığı sindirici ve heyecan verici bir duygu. (Türkçe Sözlük, 2.baskı, sayfa; 462.) Bu tarz korkunun zıddı; cür'ettir. Cür'et; ataklık, ölçüsüzlük ve kendisini kontrol edememek demektir.
Ümit; istediğinin gerçekleşeceğini ummaktan doğan bir iç ferahlığı ve olumlu bir duygu. Ümit; Allah'ın lütuf ve merhametinin çokluğunun bilinmesi sonucunda kavuşulan gönül sevinci ve ilerleme azmi. Ümidin zıddı, yeistir. Yeis; ümitsizlik, elem ve keder anlamına gelir.
Bu duruma göre insanların Allah'tan korkma ve umduklarına ulaşma konusunda üç yol vardır:
1. Cür'et yolu.
2. Yeis yolu.
3. Ümit ve korku yolu.
Ümit ve korku yolu, cür'et ve ye's yolu arasında yer alan kalın bir çizgidir. Bizim için makul olan, ümit ve korku yoludur. Allah'ın rahmetinden ümit kesmek veya ye'se kapılmak büyük günâhlardandır. Cüretkâr olmak da insana devamlı yanlış işler yaptırır.
Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulur:
“Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden ümit kesmez.” (Yusuf sûresi, ayet; 87,)
Bu ayet-i kerime, Allah'ın rahmetinden ümit kesmenin ne büyük bir felâket olabileceğine işaret ediyor. Dini yaşayışımızdaki ihmallerimiz yüzünden kâfirler topluluğundan sayılmak, ne büyük talihsizlik olur. Allah'ın rahmetinden ümit kesmek, Allah'ın kudret ve kerem sahibi olduğuna inanmamak anlamına gelir. Allah'ın rahmetinin her şeyi kuşattığına ve her yeri kapladığına dair Kur'an ve hadislerde o kadar çok işaret var ki, kaydetmekle bitmez.
Allah-u Teâlâ bu konuyla ilgili şöyle buyuruyor:
“De ki; ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah, bütün günâhları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayıcı ve çok esirgeyicidir.” (Zümer sûresi, ayet; 53.)
“Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin demek, günâha devam edin demek değildir. Bundan maksat, en günâhkâr insanların bile tövbelerinin kabul edileceğini bildirmek, dolayısıyla bir an evvel kötülükten vazgeçip Allah'a dönmelerini teşvik etmektir.” (Kur'an-ı Kerim ve Açıklamalı Meâli, T. Diyanet Vakfı, sayfa; 463.”
Allah, bize şah damarımızdan daha yakındır. Rahmet ve merhametiyle, af ve keremiyle, lütuf ve nimetleriyle.
Allah (C.C.) mealen şöyle buyuruyor:
“Kim Allah'tan korkarsa, Allah ona çıkış yolu ihsan eder. Ve ona umduğu yerden rızk verir. Kim Allah'a güvenirse O, ona yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şey için bir ölçü koymuştur.” (Talâk sûresi, ayet;3)
Sevgili Peygamberimiz de:
“Kıyamet gününde her göz ağlayacak, ancak şu üç göz müstesnâ:
1. Allah rızası için vatan ve millet uğruna uykuyu terk edip nöbet bekleyen göz.
2. Allah korkusuyla harama bakmayan göz.
3. Allah aşk ve korkusuyla ağlayan göz.
Bu üç göze cehennem ateşi dokunmayacaktır.” buyurur.
Aşağıdaki ayeti kerimeler konuyu etraflıca düşünmemize yardımcı oluyor, bakış açımızı genişletiyor ve görüş ufkumuzu aydınlatıyor.
“Ey iman edenler! Allah'tan O'na yakışır şekilde korkun ve ancak Müslümanlar olarak can verin!” (Ali İmran sûresi, ayet; 102)
“Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve doğru söz söyleyin!” (Ahzab sûresi, ayet; 70)
“Korkuyla ve ümitle Rabb'lerine yalvarmak üzere (ibadet ettikleri için) vücutları yataktan uzak kalır ve kendilerine verdiğimiz rızktan Allah yolunda harcarlar.” (Secde sûresi, ayet; 16.)
Sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa (S.A.S.), Buhari'nin Enes (R. Anh) den, Müslimin Hz. Aişe (R.Anha) dan rivayet ettiği bir hadîste: “Ben Allah'tan en çok korkanınızım.” (İhya-u Ulûmi'd-Din, cilt; 4, sayfa; 297.) buyurur.
Efendimiz (S.A.S.) bir başka hadîs-i şerifte de şöyle buyurur: ^”Bir müminin kalbinde korku ile ümit toplandığı müddetçe, Allah-ü Teâlâ o kuluna umduğunu verir ve onu korktuğundan emin kılar.” (İhya-u Ulûmi'd-Din cilt;4, sayfa; 264.) Bu hadîsi Tirmizi ve İbn-i Mâce rivayet etmişlerdir.
Yukarıda arz etmiş olduğum ilâhî buyruklarda belirtildiği gibi Allah korkusu, Müslüman olarak can vermemizi, sözün doğrusunu söylememizi, sevabı ve günâhı, faydayı ve zararı, güzeli ve çirkini, iyiyi ve kötüyü ayırt edebilecek bir olgunluğa kavuşmamızı sağlar. “Allah'tan en çok ben korkarım.” buyuran Sevgili Peygamber Efendimiz, korku ile ümit arasında yaşamamızı ve kalbimize bu dikkat ve hassasiyeti yerleştirmemizi tavsiye ediyor. Allah'ın azâbından ve gazabından korkacağız lâkin, rahmetinden de ümidimizi hiçbir zaman kesmeyeceğiz. Cehennemin dehşetinden korkucağız, cennete kavuşmayı da umacağız.
Peygamberimiz:”Hikmetin başı Allah korkusudur.” buyuruyor. Hikmetin içinde neler mevcut ise hepsinin başı Allah korkusudur. Kanundan ve güvenlik güçlerinden korkmanın bile başı Allah korkusudur. İyiliğin, hizmetin, huzur ve refahın, güvenilir olmanın, kalkınmanın, güzelliğin, kardeşçe yaşamanın, Allah'ın verdiklerine şükretmenin başı yine Allah korkusudur.
Mehmet Akif Ersoy yine ne güzel söylemiş:
“Allah'a dayan, sa'ye sarıl, hikmete râm ol...
Yol varsa budur, bilmiyorum başaka çıkar yol.
Ben de, sıkıntılardan ve kötülüklerden kurtulmak için Allah korkusundan başka çıkar yol bilmiyorum.
Ümit; istediğinin gerçekleşeceğini ummaktan doğan bir iç ferahlığı ve olumlu bir duygu. Ümit; Allah'ın lütuf ve merhametinin çokluğunun bilinmesi sonucunda kavuşulan gönül sevinci ve ilerleme azmi. Ümidin zıddı, yeistir. Yeis; ümitsizlik, elem ve keder anlamına gelir.
Bu duruma göre insanların Allah'tan korkma ve umduklarına ulaşma konusunda üç yol vardır:
1. Cür'et yolu.
2. Yeis yolu.
3. Ümit ve korku yolu.
Ümit ve korku yolu, cür'et ve ye's yolu arasında yer alan kalın bir çizgidir. Bizim için makul olan, ümit ve korku yoludur. Allah'ın rahmetinden ümit kesmek veya ye'se kapılmak büyük günâhlardandır. Cüretkâr olmak da insana devamlı yanlış işler yaptırır.
Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulur:
“Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden ümit kesmez.” (Yusuf sûresi, ayet; 87,)
Bu ayet-i kerime, Allah'ın rahmetinden ümit kesmenin ne büyük bir felâket olabileceğine işaret ediyor. Dini yaşayışımızdaki ihmallerimiz yüzünden kâfirler topluluğundan sayılmak, ne büyük talihsizlik olur. Allah'ın rahmetinden ümit kesmek, Allah'ın kudret ve kerem sahibi olduğuna inanmamak anlamına gelir. Allah'ın rahmetinin her şeyi kuşattığına ve her yeri kapladığına dair Kur'an ve hadislerde o kadar çok işaret var ki, kaydetmekle bitmez.
Allah-u Teâlâ bu konuyla ilgili şöyle buyuruyor:
“De ki; ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah, bütün günâhları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayıcı ve çok esirgeyicidir.” (Zümer sûresi, ayet; 53.)
“Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin demek, günâha devam edin demek değildir. Bundan maksat, en günâhkâr insanların bile tövbelerinin kabul edileceğini bildirmek, dolayısıyla bir an evvel kötülükten vazgeçip Allah'a dönmelerini teşvik etmektir.” (Kur'an-ı Kerim ve Açıklamalı Meâli, T. Diyanet Vakfı, sayfa; 463.”
Allah, bize şah damarımızdan daha yakındır. Rahmet ve merhametiyle, af ve keremiyle, lütuf ve nimetleriyle.
Allah (C.C.) mealen şöyle buyuruyor:
“Kim Allah'tan korkarsa, Allah ona çıkış yolu ihsan eder. Ve ona umduğu yerden rızk verir. Kim Allah'a güvenirse O, ona yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şey için bir ölçü koymuştur.” (Talâk sûresi, ayet;3)
Sevgili Peygamberimiz de:
“Kıyamet gününde her göz ağlayacak, ancak şu üç göz müstesnâ:
1. Allah rızası için vatan ve millet uğruna uykuyu terk edip nöbet bekleyen göz.
2. Allah korkusuyla harama bakmayan göz.
3. Allah aşk ve korkusuyla ağlayan göz.
Bu üç göze cehennem ateşi dokunmayacaktır.” buyurur.
Aşağıdaki ayeti kerimeler konuyu etraflıca düşünmemize yardımcı oluyor, bakış açımızı genişletiyor ve görüş ufkumuzu aydınlatıyor.
“Ey iman edenler! Allah'tan O'na yakışır şekilde korkun ve ancak Müslümanlar olarak can verin!” (Ali İmran sûresi, ayet; 102)
“Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve doğru söz söyleyin!” (Ahzab sûresi, ayet; 70)
“Korkuyla ve ümitle Rabb'lerine yalvarmak üzere (ibadet ettikleri için) vücutları yataktan uzak kalır ve kendilerine verdiğimiz rızktan Allah yolunda harcarlar.” (Secde sûresi, ayet; 16.)
Sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa (S.A.S.), Buhari'nin Enes (R. Anh) den, Müslimin Hz. Aişe (R.Anha) dan rivayet ettiği bir hadîste: “Ben Allah'tan en çok korkanınızım.” (İhya-u Ulûmi'd-Din, cilt; 4, sayfa; 297.) buyurur.
Efendimiz (S.A.S.) bir başka hadîs-i şerifte de şöyle buyurur: ^”Bir müminin kalbinde korku ile ümit toplandığı müddetçe, Allah-ü Teâlâ o kuluna umduğunu verir ve onu korktuğundan emin kılar.” (İhya-u Ulûmi'd-Din cilt;4, sayfa; 264.) Bu hadîsi Tirmizi ve İbn-i Mâce rivayet etmişlerdir.
Yukarıda arz etmiş olduğum ilâhî buyruklarda belirtildiği gibi Allah korkusu, Müslüman olarak can vermemizi, sözün doğrusunu söylememizi, sevabı ve günâhı, faydayı ve zararı, güzeli ve çirkini, iyiyi ve kötüyü ayırt edebilecek bir olgunluğa kavuşmamızı sağlar. “Allah'tan en çok ben korkarım.” buyuran Sevgili Peygamber Efendimiz, korku ile ümit arasında yaşamamızı ve kalbimize bu dikkat ve hassasiyeti yerleştirmemizi tavsiye ediyor. Allah'ın azâbından ve gazabından korkacağız lâkin, rahmetinden de ümidimizi hiçbir zaman kesmeyeceğiz. Cehennemin dehşetinden korkucağız, cennete kavuşmayı da umacağız.
Peygamberimiz:”Hikmetin başı Allah korkusudur.” buyuruyor. Hikmetin içinde neler mevcut ise hepsinin başı Allah korkusudur. Kanundan ve güvenlik güçlerinden korkmanın bile başı Allah korkusudur. İyiliğin, hizmetin, huzur ve refahın, güvenilir olmanın, kalkınmanın, güzelliğin, kardeşçe yaşamanın, Allah'ın verdiklerine şükretmenin başı yine Allah korkusudur.
Mehmet Akif Ersoy yine ne güzel söylemiş:
“Allah'a dayan, sa'ye sarıl, hikmete râm ol...
Yol varsa budur, bilmiyorum başaka çıkar yol.
Ben de, sıkıntılardan ve kötülüklerden kurtulmak için Allah korkusundan başka çıkar yol bilmiyorum.