Konyayı Yazmak -1-

.
Son yıllarda yurt çapındaki güzel kültürel gelişmelerden biri de, “Şehir Kitapları”dır. Bazı şanslı il ve hattâ ilçelerimize dair eser, hem de, birçok eser yayınlanılmıştır. Belediyeler, valilikler, kültür ve turizm kuruluşları, vakıflar, odalar, diğer resmî, gönüllü ve sivil kurum ve kuruluşlar, memleketlerini tanıtan ciddî, kaliteli yayınları sunmak için âdetâ birbirleriyle yarışa girmişlerdir. Benim tespitime göre, bu vesile ile çok sayıda kitaba kavuşan şanslı ve bahtiyar iller arasında İstanbul, Bursa, İzmir, Urfa, Sivas başta geliyor.

Gelin görün ki, onbin yıllık yörelere sahip olduğu halde Konya’mızın bu kulvarda yer almadığını üzülerek müşahede ediyoruz. Meselâ son beş yılda Konya’ya dair yayınlanan yeni, orijinal ilmî eserlerin toplamının, iki elin parmakları sayısını bulduğunun müjdesini verebilir misiniz?..

Bu, Konya için ne acı bir hakikat ve ne büyük bir noksanlıktır..

“Konya, dünya şehri” deniliyor ama,hakkında yazılmış şanına yaraşır kalitede ve sayıda ilmî yayın maalesef yok.. Önceleri yayınlanmış olanlar da, aradan uzun yıllar geçtiği için maalesef, hayli eskimiş durumdalar. Onlardaki istatistikî bilgiler, yüzölçümü, nüfusu; iktisâdî, sanayî, ictimâî ve ticarî hayatının bütün verileri eskidi, değişti. Hepsi de yenilenmeye muhtaç. Yani, Konya’nın dev adımlarla ilerlemesine paralel bir literatür maalesef gerçekleştirilemedi.

Bu alandaki yayınını gördüğüm için Konya Ticaret Odası müstesnâ, diğer odalarımızın tarihçelerini tanıtan yayınları; araştırmacılara belge ve bilgi verecek arşivleri var mı? Nerede? Bir tarihte Büyükşehir Belediyemiz, Konya hakkında efrâdını câmi, ağyârına mâni bir eser hazırlamamı istemişti. Camilerinden, medreselerine; fuarlarından, spor tesislerine, hastanelerinden mesireliklerine varıncaya kadar her konuda bilgi verecek muhtevada olması arzu edilmişti. Kolları sıvayıp araştırma ve incelemelere giriştik. Bu arada, “Odalar”ımız hakkında da birebir bilgi almak için teker teker dolaşarak kendilerine başvurdum. KTO’dan başka hiçbir odamız, sağlam ve sağlıklı belge ve bilgileri içeren bir sayfalık olsun bir dokuman maalesef veremediler kendileri için.. Hattâ bir tanesi: “Aman hocam, çok faydalı bir araştırma yapıyorsunuz; Ama bizde, bize dair aydınlatıcı yeterli belge, bilgi maalesef yok. Sizden istirhamımız, bize dair bulacaklarınızı bize de ulaştırır mısınız?...” temennisinde bulunmuştu..

Konya Fuarı’nın genel müdürlüğü galiba İstanbul’da imiş. Merkez, Türkiye Fuarları Tarihi’ni yazmaya karar vermiş. Ve bütün şubelerine gönderdiği bir yazı ile herkesin kendi bölgesindeki fuara dair tarihî belge ve bilgi toplayarak, kendilerine ulaştırmalarını talep etmiş. Konya’daki temsilciliği de, Konya Fuarı’nın tarihçesi hakkında belge ve bilgi bulabilmek için çalmadık kapı, başvurmadık makam bırakmamış. Ama hiçbirisinden sadre şifa olacak, olumlu bir cevap, yardım alamamış.. Bir arkadaş toplantısında derdini ortaya dökmüş; serzeniş ve şikâyetlerde bulunmuş. Orada bulunan yeğenim, bizden bahsederek, birkaç gün sonra kendisini aramasını istemiş. Durumu bana açtı. Arşivime bir bakayım dedim. Baktım, yıllar önce “Konya Fuarı” diye bir dosya tahsis etmişim. Konuya dair ne bulduysam içine yerleştirmişim; Meşhur “Konya Halı ve Kilim Sergisi”; Konya Kültür Parkı’nda ilk fuarın açılışı, Belediye Başkanı Yılmaz Kulluk’un açış konuşmasının metni, belediyenin yayınladığı tanıtıcı broşürler, gazete kupürleri, fotoğraflar hepsi burada..

Şehrimize büyük hizmetleri geçen, her birisi başlı başına bir değer olan Konya Valileri hakkında, Cumhuriyet öncesiyle ve sonrasıyla belgelerin ve sağlıklı bilgilerin ışığında yazılmış doyurucu eser var mı? Şehrimizin her karışında emeği bulunan kıymetli Belediye başkanlarımıza dair,onların hayatını ve hizmetlerini dile getirip, rahmet ve minnetle anılmalarını sağlayacak kaynak var mı?.. Kaç gazetemizin veya dergimizin kuruluşundan bu tarafa muntazam bir koleksiyonu, yayın arşivi ve tarihçe kitabı var? Konya Gazeteciler Cemiyeti’nin, arşiv ve koleksiyonunda, bir benzeri bu gün bile olmayan “Babalık” Gazetesi’nin; haydi fazla derine gitmeyelim meselâ, 1945-1950 yılları arasında yayınlanan Selçuk Gazetesi’nin tam koleksiyonunu; Konya basınına ömür vermiş ünlü yazarlara, muhabirlerine dair yeterli belgeleri, bilgileri; yayınlanan önemli fotoğrafların kopyelerini olsun bulma imkân ve şansına sahip miyiz? Konya Müftü ve Müsevvidlerini, gelecek nesillere tanıtacak müstakil kaynağa ne kadar ihtiyacımız var.. Konya için “Mevlâna Şehri” diyoruz ama, Konya Mevlâna Dergâhı’nda görev almış “post-nişîn” makam çelebilerine dair muntazam bir kaynak bile yayınlanmamış. Buna dair liste isteyen bilhassa yabancı araştırmacılara karşı ne kadar mahcup ve mahzun olunduğunu bilemezsiniz.. Konya camilerine, medreselerine, mekteplerine; han, hamam, sur kale, kule, çeşme ve şadırvanlarına dair en az yarım asır önceki bilgileri veren merhum Konyalı ve Önder’den başka, yeni ve taze belgeleri, bilgileri hâvî doyurucu tek bir yayınımız var mı?

Hiçbir kimse veya makamı muhatap almadan gayet samimi, ihlâslı olarak sadece müşahhas örnekler olması için sıraladığımız bu sorulara “Evet, var!” denilmesini gönül bilseniz ne kadar ister. Biz bu örneklerle, bunlara olumlu cevap veremeyenlere bazı şeyleri düşünmelerini ve yapılması gerektiğini müsaade ederlerse hatırlatmak istiyoruz. Yoksa bu samimi düşüncelerimizin gerisinde, Allah şâhit ki, her hangi başka bir maksat söz konusu değildir.. Bu konuda herkes, hepimiz ellerimizi taşın altına sokmak mecburiyetindeyiz. Çünkü bu mübarek şehir hepimizin. Ona dair güzelliklerle hepimiz mesrur olmakta, sebep olanlara da gönül dolu minnet ve şükranlarımızı sunmaktayız. Onunla ilgili noksanlıklardan dolayı da inanıyorum ki hepimiz, müteessir ve mahcup durumda kalmaktayız. Hem gayet iyi biliyoruz ki, başka Konya yok. Binaenaleyh hepimiz Konya’nın değerlerini en iyi şekilde korumak için üzerimize düşen görevleri, zamanında ve en iyi biçimde yerine getirmeliyiz.

Hiç unutmam, Atatürk Kültür Merkezi, 27-31 Mayıs 1996 tarihleri arasında Kayseri’de “Türk Soylu Halkların Halı, Kilim ve Cicim Şöleni” düzenlemişti. Erciyes Üniversitesi konferans salonundaki bu toplantıya dünyanın çeşitli ülkelerinden tanınmış pek çok ilim ve sanat adamları katılmıştı. Şölen/sempozyum boyunca sunulan bildirilerde ve yapılan ara konuşmalarda Türkler’in halı ve kilim sanatındaki büyük maharetleri, müze ve koleksiyonları dolduran birbirinden enfes örnekleri enine boyuna konu edilmiş, zaman zaman da, ilmî müzakerelere yer verilmişti. Salonda eşiyle yer almış bulunan bir Türkili elçisi söz alarak, iki gündür burada, Türkiye’de halıcılığın önemi, boyutları dile getiriliyor ama, Türkiye’de “Halı” hakkında muntazaman çıkan ciddî bir derginin dahi bulunmamasına, bu konuda dünya çapındaki derginin Fransızlar tarafından yayınlanmakta olduğuna hayret ettiğini ifade etmişti de, bu haklı serzeniş karşısında maalesef başımızı öne eğmek durumunda kalmıştık..

DEVAM EDECEK

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri