Konyaspor, Şekerspor ve Sibel Özkan

Recep Çınar
Konyalılar ya da Konya’da yaşayanlar tarih ve gelenekten güç alan bir şehir kültüründen beslenen şanslı insanlardır. Konyaspor, bu şehrin, dahası da topyekün Konyalıların dünya’ya açılan penceresi ve önemli bir değeridir. Bu nedenle Konyaspor, şehirli değerlerle yani Konyalılıkla bütünleşen, bütünleşmesi gereken ortak bir Konya simgesidir.
Şimdi Konyaspor hızla ait olduğu lige, ona bu güç ve tempoyu kazandıran kaynakla yani Konya ile geri dönmenin mücadelesini vermektedir. Konyaspor ile birlikte geçen sezon küme düşen bu şehir, Konyaspor ile birlikte tekrar süper lige ve oradan dünyaya “merhaba” demenin eşiğindedir.
Ancak, gelinen noktada, şehrin de, şehirlinin de Konyaspor’a bakışı, ne acıdır ki, istenilen sinerjide değil. Türkiye’nin bir zamanlar hayranlıkla izlediği Konyaspor taraftarının bu nemelazımcı tavrını ve takımına kayıtsız kalmasını açıklamak çok zor.
Konyaspor, layık olduğu yere şehrini taşımanın mücadelesini verirken, ismini verdiği takıma gereken ilgiyi göstermeyen şehrin bu duyarsızlığını da anlamak kolay değil.
Şimdi, zaman eski günlerdeki coşkuyu sinerjiye, sinerjiyi de şehrin ve şehrin takımının hayrına dönüştürme zamanıdır.
Konyaspor’un bugün geldiği konum çok önemlidir, ama o konumda kalabilmesi, bulunduğu yeri muhafaza etmesi hiçte kolay değil. Hele de 3-5 yönetici, teknik heyet ve bir avuç futbolcunun gayretleri ile  hayallerin gerçeğe dönüşmesi çok zor.
ŞEKERSPOR
İsmail Kartal ile hem “zaman” hem de “itibar” kaybetti. Ekonomik travma da cabası.
Şekerspor’dan bahsediyorum.
Yeşil-beyazlı kulübün yönetimi,  geçte olsa İsmail Kartal “kambur”undan kurtuldu ve Şekerspor önce sahada, sonra da puan cetvelinde “takım” gibi durmaya başladı.
Mehmet Altıparmakla oynadığı 5-6 maçta kaybetmeyi unutan yeşil-beyazlılar, bununla yetinmeyip her geçen hafta üstüne koymaya başladılar. Şekerspor adına sevindirici bir durum. Sadece Şekerspor adına değil, Konya adına da mutluluk verici bir gurur.
Şekerspor’un çok daha başarılı olacağını, Konya ve Türk futboluna önemli katkılarda bulunacağını düşünüyorum. Başarıda ekonomik gücün “her şey” olmadığı gerçeğinden yola çıkarsak,  Şekerspor futbolun diğer unsurlarıyla da ön plana çıkmaya başladı son haftalarda.
Allah yollarını açık etsin.
SİBEL ÖZKAN
Her ne kadar Afyon doğumlu olsa da, halter sporuna Konya’da başlayan Sibel Özkan ile Pekin’den sonra Kore’de de gururlandık.  Güney Kore’nin Goyang Şehri'ndeki 77. Dünya Halter Şampiyonası'nda 48 kiloda podyuma çıkan Sibel Özkan, silkmede altın madalya kazanarak Dünya Halter Şampiyonalarında altın madalya kazanan ilk Türk bayan halterci oldu. Konya’da Kız Yetiştirme Yurdu’nda büyüyen genç halterci Sibel Özkan, 48 kiloda dünya şampiyonu oldu.
Yaşamı dramlarla dolu olun genç kızımızın dünyaları kaldırarak, ülkemizin ve şehrimizin ismini duyurması trilyonlarla ölçülemez. Konya’nın amatör branşlarda da isminin başarılarla anılması gurur verici. 
Sibel’in bu başarısı elbette tesadüf değil. Bu bir çalışmanın, inanmanın ve de yiğit bir duruşun eseridir. Bu anlamda Sibel Özkan’ı yetiştiren Sami Özsü ve Talat Ünlü Hocaları da unutmamak lazım. Onların da bu başarıda emeklerini göz ardı etmemeliyiz.
Şimdi.
Dünyaları başının üstüne kaldıran bu genç kızımıza şehir ve şehirli olarak gerçek anlamda sahip çıkabiliyor muyuz?
Kesinlikle hayır.
Sibel’i sadece şampiyonadan şampiyonaya tanıyoruz. O da başarılı olursa. Yani, boynuna “altın” ya da “gümüş” madalyayı taktığı zaman. Veya madalyanın rengi “bronz” olursa. Eğer, dereceye girememişse, gökten zembille inse de,  yine sahipsizdir.
Örneğin Konya Şekerspor kulübü.
Amatör branşlara önem veren bu kulübümüz, Sibel’i kendi bünyesine neden katmaz ki? Şeref Eroğlu’na, Nazmi Avluca’ya sahip çıkanlar, “kimsesiz” Sibel’e neden “kimse” olmayı düşünmezler? Ve diğerleri gibi unu elemiş eleği duvara asmışlardan da değil Sibel Özkan. Önünde Olimpiyatlar, Avrupa ve Dünya şampiyonaları var.
Maksat tanıtımsa,  işte Sibel işte Özkan.