Geçen hafta yazdığım yazıda bu maç çok zor olacak dedim, müneccim olmaya gerek yok tecrübeler bunu bana söyletti. Giresun küme düşmeye namzet bir takım, yani yaralı arslan misali. Böyle maçları çok oynadım veya sorumlusu oldum bu psikolojiyi bilirim. Aynen Giresun’un oynadığı tarzda oynanır, bir gol atarsın ve yatarsın, yatarken de rakibini de sallayarak uyutursun.
Osman Hoca da aynısını söylemiş, ‘ilk yarı uyuduk’ demiş. Dua edelim sahamız Ay dedenin dünya’dan görünümlüsü, yamalı bohça, çok fazla yatmaya gelmiyor. İşte bu maçın zor geçmeye namzet yapan ikinci faktörde deliklerini evvelki haftalarda sulu boyayla boyadığımız kısmen yeşil sahamız.
Kayserili gibi boyadık ama satamadık ve eminim önceki yönetimin yaptığı 101 transferlerle Konyalı olarak çok ünlenmiştik, bu sulu boyalı Yişil sahamızlada TRT de görünerek işi pekiştirdik.
Üçüncü faktör ise artık Osman Özdemir’in de dillendirdiği ilk ikiden çıkma hedefi ve iç saha taraftar baskısı. Bütün bu faktörleri bir araya getirdiğinizde ortaya böyle bir futbol çıkıyor. Taraftarı ne oyun ne de skor olarak tatmin etmeyen 90 dakikalık bir işkence sahnesi.
Bu maç biraz seyredilir nasıl olabilirdi?
15.dakikada yani erken bir gol yemeseydik, bu gole bir parantez açayım, sağdan gelen topa sadece Erdinç çıksaydı belki de uzaklaştırabilirdi, ama ceza sahasının fatihi Robak kardeşimde müdahale etmek isteyince top Banahene’nin önüne düşüyor, oda Pawelek’in yanından gol yapıyor. Sonra altı pastan Recep ve Perez’in kafa vuruşları gol olsaydı, yine Erdinç’in şutu Ömer tarafından kale çizgisinden çıkarılmasaydı, Ertuğrul’un şutu direkte patlamayıp kaleye girseydi, rakipte yatalak hastalar gibi her düşüşlerinde dakikalarca sulu boyalı güzel çimimizde yatıp kalmazdı. İşte o zaman bu maç izlenir olurdu.
Okuyucularımın bana halamın bıyıkları olsaydı sorusunu duyar gibiyim, ama ne yapalım temennilerimi dışa vurmak istedim.
Yine bir temennim 60.dakikada Ertuğrul’un oyuna girmesiyle dönen bütün topları değerlendirmesi ve orta sahaya adeta bir canlılık getirmesini, hatta bir topunun direkten döndüğünü hepimiz gördük, ‘acaba’ diyorum Ertuğrul’u kafadan oynatıp etkinliğimizi ve baskımızı rakibe kabul ettirebilir miydik?
Ertuğrul çok özverili bir kardeşimiz bu ağır sakatlığa rağmen gösterdiği performans takdire şayan, ancak gördüğüm kadarıyla henüz maç kondisyonunu kazanamadığı gibi dizinden bir ürkekliği var, çünkü orta sahada savunma yapacaksınız ve bunun için sürekli dizlerinizin üstündesiniz. İnşallah bir an evvel eski sağlığına kavuşur. Çünkü Ertuğrul bu takımın olmazsa olmazıdır.
Özellikle ikinci yarı sözde bizim iyi gözüktüğümüz süreç, rakibin 10 kişi ile savunma yapıp kendi sahasından çıkmamaya yemin ettiği süreç, Abdullah’ın çıkıp Ali Dere’nin sol beke gelmesiyle Osman hocanın sol tarafı da sağ taraf gibi etkinleştirme ve olumlu ortalar yapma niyeti ile Recep ve Ali’yi solda değerlendirmiş olma düşüncesi olumlu, ancak maalesef istenilen olmadı, sol tarafı sağ taraf gibi kullanamadık.
Ve yine ‘acaba’ diyorum üstümüze gelemeyen Giresunspor’a Robak’ın da yan toplarda yetersizliğini gördükten sonra Erdinç’i ileriye daha evvel mi çıkarsaydık? Bildiğiniz gibi Erdinç’in bir topu içeriden çıkarıldı, bir kafa topuda bizi ipten alarak gol oldu.
Aslında Osman hocam istemez mi rakibin çıkmadığı ve tamamen ceza sahası içinde 10’a 10 oynanan bir maçta yedek kulübesinde Can Parlayan’ın yerine şöyle 1.90’lık uzun bir santraforun olmasını, ama yok. Olmayınca da söylenecek tek laf, şampiyonluk yolunda elimizde olmayan nedenlerle kadro yetersizliğinden ve sahamızda kaybettiğimiz iki puan için üzdüğümüz taraftarımızdan özür dileriz.
İnşallah bir sonraki maçlarda maç sonu temennilerin maç içerisinde icraata dönüşerek Konyaspor’u istenilen yere getirmesidir.