Konya'da zemin etüdü riski! O yıldan öncesi karanlık

Jeoloji Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Şükrü Arslan, Konya'nın zemin yapısından deprem riskine, kentsel dönüşümden yürütülen zemin etüt çalışmalarına kadar hayatı önem taşıyan açıklamalarda bulundu.

Konya'nın zemin etüdü konusunda Türkiye’ye örnek bir model ortaya koyduğunu vurgulayan Jeoloji Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Şükrü Arslan, 2008 yılı öncesinde inşa edilen yapılar için kritik çağrılarda bulundu. Konya’da şehirsel dirençlilik, zemin parametreleri ve olası deprem riskleri, Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Konya Şube Başkanı Şükrü Arslan tarafından detaylıca masaya yatırıldı. Merhaba Gazetesine özel açıklamalarda bulunan Şükrü Arslan, Konya'nın zemin yapısının detaylarından zemin etütlerindeki sıkı denetim mekanizmalarına, kentsel dönüşüm süreçlerinden çevre illerdeki aktif fay hatlarının Konya’ya olası etkilerine kadar önemli uyarılarda bulundu.

'2008 ÖNCESİ YAPILAR İÇİN UYUM ENVANTERİ ÇIKARILMALI'

Konya'daki binaların zemin etüt geçmişine değinen Şükrü Arslan, "Ne yazık ki Konya’mızda ilk zemin etütleri, 2004 yılında yaşanan Zümrüt Apartmanı felaketinden sonra Selçuklu Belediyesi bünyesinde 4 kat ve üzerindeki yapılar için istenmeye başladı. 2008 yılına gelindiğinde ise Büyükşehir Belediyesi’nin çıkardığı imar yönetmeliği kapsamıyla artık tüm yapılarda zemin etüdü zorunlu hale getirildi. 2008 yılından sonra inşa edilen yapılarda zemin etüt raporları mevcut. Ancak bu tarihten önce yapılmış eski binalarda ne yazık ki zemin etüdü bulunmuyor. Bu yapılarda ne tür bir oturma meydana geleceği, sıvılaşma riskinin bulunup bulunmadığı ya da zeminin mevcut yapıya uygun tasarlanıp tasarlanmadığı tam olarak bilinmiyor. Bizim Jeoloji Mühendisleri Odası olarak Konya genelinde atılmasını istediğimiz en büyük adım budur. 2008 öncesinde yapılan ve zemin etüdü bulunmayan tüm binaların zemin-yapı uyumuna dair acilen bir yapı envanteri çıkarılmalı, analizler yapılmalıdır. Buradan elde edilecek verilere göre riskli yapılar kentsel dönüşüm kapsamına alınarak yenilenmelidir" ifadelerini kullandı.

'KONYA ZEMİNİ ALÜVYAL VE ÇÜRÜK, AMA DOĞRU MÜHENDİSLİKLE RİSK SIFIRLANABİLİR'

Konya'nın jeolojik yapısına da dikkat çeken Arslan, çürük zeminin doğrudan bir yıkım sebebi olmadığını, doğru mühendislik teknikleriyle güvenli hale getirilebileceğini şu cümlelerle ifade etti: "Konya, alüvyal bir ova zeminine sahip. Deyim yerindeyse teknik açıdan çürük bir zemine sahibiz. Ancak çürük zemine sahip olmak, illa bir depremde yıkım yaşanacağı anlamına gelmez. Biz zemin parametrelerine ve zeminin taşıma gücüne uygun yapılar tasarlarsak hiçbir sorun yaşamayız. İşte bu yüzden geçmişte zemin etüdü yapılmadan inşa edilen binaların tespiti bizim için olmazsa olmaz bir zorunluluktur."

KONYA’NIN ZEMİN ETÜT MODELİ TÜRKİYE’YE ÖRNEK OLUYOR

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile yapılan görüşmelere de değinen Şükrü Arslan, "Bakanlığın zemin etüt kuruluşlarına ilişkin hazırladığı kanun taslağı ve yönetmelik çalışmaları kapsamında gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde, Konya’daki denetim modelini aktardık. Bakanlık yetkilileri, 'Konya’daki uygulama adeta bizim hayata geçirmek istediğimiz sistemin pilot uygulaması olmuş' tepkisini verdi. Net bir şekilde söyleyebiliriz ki; Konya’daki zemin etüt çalışmaları Türkiye genelinde ilk 3’e girecek kalitede ve örnektir. Diğer şehirlerde yapı denetim süreçleriyle ilgili çeşitli aksaklıklar veya şikayetler gündeme gelirken, Konya’daki yapı denetim firmaları ve Jeoloji Mühendisleri bu konuda ciddi bir sorumluluk üstlendi. Merkezde ve 31 ilçemizde yapı denetim kapsamına giren tüm binalarda zemin etütleri, anlaşılan uzman firmalar ve sorumlu jeoloji mühendisleri tarafından titizlikle kontrol ediliyor" şeklinde konuştu.

'TİMEMARK ADINDA PROGRAM KULLANIYORUZ'

Zemin etütlerindeki hile ve hataların önüne geçmek amacıyla teknolojik imkanların en üst düzeyde kullanıldığını belirten Arslan, sahadaki veri toplama sürecini şöyle aktardı: "Arazide yapılan deneylerde ve alınan örselenmemiş numune alma süreçlerinde 'TimeMark' adını verdiğimiz özel bir video programı kullanıyoruz. Bu program, koordinat sistemini doğrudan uydudan çekiyor ve dışarıdan müdahaleye tamamen kapalı. Tarih, saat ve dakika bilgilerini otomatik olarak videoya işliyor. Arazi deneyleri, tüplerle alınan numuneler, parafinleme işlemleri ve laboratuvar analizlerinin her anı kayıt altına alınıyor. Sorumlu jeoloji mühendislerimiz bu kayıtları adeta didik didik ederek inceliyor ve zemin etüt raporlarının en stabil, en doğru şekilde hazırlanması sağlanıyor."

'KONYA HAVZASI YILDA 10 CM ÇÖKÜYOR'

Konya’daki zemin sınıfları ve yeraltı su seviyesindeki kritik düşüşe dikkat çeken Jeoloji Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Arslan, sıvılaşma riski ile havzadaki çökme tehlikesine vurgu yaptı. Arslan, "Zemin sınıfları kayadan alüvyona doğru ZB, ZC ve ZD olarak ayrılır. Yeni yapılarda statik hesaplar bu zemin sınıflarına göre şekillenir. Sıvılaşma riski için yeraltı su seviyesinin ilk 10 metrede olması ve zeminin kumlu bir yapıya sahip olması gerekir. Konya merkezde su seviyesi 10 metrede olan yerler çok nadirdir, belki Karatay'ın belirli bölümleri buna dahil edilebilir. Ancak Beyşehir ve Doğanhisar gibi ilçelerimizde ciddi sıvılaşma riskleri mevcuttur. Bu bölgelerde jeoteknik hesaplamalarla zemin iyileştirmesi şart koşulmaktadır. Su seviyesinin düşmesiyle birlikte zemindeki porozite dediğimiz boşluklardaki hidrostatik basınç ortadan kalktı. Bu durum Konya Kapalı Havzası’nda yılda ortalama 10 cm civarında oturma ve çökmelere neden oluyor. Su çekildikçe boşluklarda sıkışmalar yaşanıyor. Ancak su seviyesi genel olarak çok daha derinlere çekildiği için merkezde sıvılaşma riskinden ziyade zemin oturmaları gündemimizi oluşturuyor" diye konuştu.

'ÇEVREMİZDE 150-200 KM UZAKLIKTA BÜYÜK FAYLAR VAR, DERS ÇIKARMALIYIZ'

6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinde Hatay örneğini hatırlatan Şükrü Arslan, Konya’nın doğrudan merkezinde yıkıcı bir fay hattı bulunmamasının rehavet yaratmaması gerektiğinin altını çizdi. Şükrü Arslan, sözlerini şu ifadelerle noktaladı: "6 Şubat depremlerinde Maraş merkezli sarsıntının Hatay’ı nasıl yıktığını unutmamalıyız. Konya olarak buradan çok ciddi dersler çıkarmamız gerekiyor. Evet, Konya merkezde çok büyük yıkıcı bir fay hattımız bulunmayabilir, doğrudan bir fay tehdidi altında görünmeyebiliriz. Ancak çevremizde yüksek potansiyele sahip aktif fay zonları mevcut. Afyon Sultandağı’ndan Akşehir’e uzanan Sultandağları Fayları, Aksaray merkezden geçen Tuz Gölü Fay Zonu ve Kayseri’den geçen Ecemiş Fay Zonu... Bu fayların Konya’ya mesafesi 150 ile 200 kilometre arasında değişiyor. 150-200 km uzaklıktaki bu fayların üreteceği büyük depremler, Konya’nın alüvyal zemininde ciddi şekilde hissedilecektir. Bu mesele kesinlikle göz ardı edilmemelidir. Yapılarımızı depreme dirençli hale getirmeli, tespiti yapılmamış binaların incelemesini tamamlamalıyız ki yarın olası bir deprem gerçeğiyle yüzleştiğimizde büyük yıkımlar ve acılar yaşamayalım; kentimiz ayakta kalsın."


Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Konya Haberleri