Kültür, sanat ve medeniyet şehri Konya. Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının ortasında olup ipek, baharat yolu ile haçlı ordularının, kesiştiği yerde, bulunan Konya'da medeniyetler kurulmuş tarih boyunca pek çok devletin çok önemli bir şehri olmuştur. Anadolu Selçuklu Devleti’ne de 211 yıl, başkentlik yapmış, Osmanlı döneminin çok önemli şehri, milli mücadelemizin askeri açıdan stratejik bir bölgesi olan Konya’da kış, gecelerinin de ayrı bir zevki ve ayrı bir özelliği vardır.
Karlı soğuk ve uzun kış gecelerini de Konya halkı boş geçirmemiş, bu gecelerini dini vecibelerini yerine getirmek için ibadetiyle meşgul olurken diğer taraftan da sosyal olaylarla atalarından gelen geleneksel yaren, arkadaş eş-dost toplantılarını da ihmal etmemiştir.
Geleneksel Konya kültürünü, Konya'da kış gecelerini yaşatmaya çalışan pek çok ve "Özbeöz" Konyalılar da vardır. Eski günlerde kış gecelerinde ne yapılırmış. Ara-aşı (Arap aşı), kenevir helvası, tel tel dökülen pişmaniye veya tandırda kuzu pişirmeleri gibi de yemek ikramlarında bulunulurmuş işte bugün de bunlar yapılmaktadır Konya’da.
Konya kış gecelerine davetinde bir adabı erkanı yöntemi vardır. Eğer davet sahibi "Akşam namazından sonra bizim eve gelin" veya "Akşam namazında bu camide buluşacağız derse” o gün akşam bir yere kuzu yemeye gidileceğinin işaretidir. Davet sahibi, "Yatsı namazından sonra bizim eve gelin" veya "Yatsı namazında şu camide buluşun buluşalım" diye davet ederse bilin ki o gün gece ara-aşı yani halk arasında söylendiği gibi Arapaşı, gibi ikramda bulunulacak demektir.
Meslektaşım ve aynı zamanda kendisinden pek çok defa feyz aldığım hocam Nail Bülbül, "İhsan baranayı topla da bizim eve yatsı namazından sonra gelin" diye davet yaptı. Ben anladım ki Nail Bülbül'ün evinde her zaman olduğu gibi ara-aşı Arapaşı içeceğiz. Zira Nail Bülbül evinde her yıl bir kaç kez Arapaşı içilir. Nail Ağabey eşi dostu çağırır bunlar spor camiası olabilir, gazeteciler olabilir, kendi arkadaşları yarenleri ahbapları olabilir. Rahmetli annesi vefat etmeden önce böyle bir geleneği başlatmıştı. Şimdi de muhterem eşi devam ettirmektedir. Biz de baranaya haber verdik evi bilenler eve geldiler bilmeyenler de Yaka Yolu’ndaki Çolak Hoca Camisi’nde buluştum ve Nail Bülbül’ün evine gittik. Nail Bülbül’ün sık sık kullandığı bir sözü vardır: "Gece pekmez içenin sırrını Mevlam bilir" bu sözden yola çıkarak bizde sırrımızı yazmayalım.
Postnişin Mustafa Holat ile dostluğumuz tam tamına 50 yıla varır. 50 yıldan beri arkadaşız dostuz. Ben her cuma cumasını mübarek etmek için ararım ve "Hu erenler sabah şerifleriniz hayrola, şerler defola günahlarımız af ola cumanız mübarek ola" der ve sohbet ederiz. Geçtiğimiz günlerde Postnişin Mustafa Holat beni aradı ve "Hu erenler"den sonra yatsı namazından sonra "Lokma"yı bizim fakirhanede yiyeceğiz yatsı namazından sonra buyur gel diye davet etti.
Davet ediliriz de gidilmezlik olur mu? Olmaz bizde gerekeni yaptık o gün akşam her zaman yaptığım gibi bir tas çorba içtikten sonra Mustafa Holat'ın evinin yolunu tutuk. Yavaş yavaş davetliler de gelmeye başladı. Gelen konukların isimlerini tek tek yazmayacağım. Yalnız "Çam sakızı çoban armağanı olsun" diye bizim Çelebi Topluluğu’ndan Udi Kemal Ekçağlar, Kanuni Köksal Tosun, Bağlama Sanatçısı Sıtkı Un, Ud ve Bağlama sanatçısı Ali Pekçağlar sazlarını da yanlarına alıp getirmişler. Kahveler içildikten sonra o sanatçı dostlarımız bizlere çok güzel Konya Türküleri hem çaldılar hem de söylediler. Bu arada da Asık Şem’i’nin Konya Destanı’nı Kemal Pekcağlar ufaktan ufaktan okuyuverdi. Aşık Şem'i hem şair ve hem de Konya’nın ilk belediye başkanıdır. İhtisap Ağası olarak görev yapmış çok değerli bir Konyalıdır. Başka vilayetlerde olsa böyle büyük şahsiyetler için anıtlar dikilir ama biz de böyle bir gelenekte yoktur.
Arkadaşım Diş Doktoru Suphi Soğancı'nin evinde içtiğimiz Arapaşını yazmayacağım. Yalnız bu hatıraya yazmak istiyorum.
Ses sanatçısı Ahmet Özhan ve çok değerli Tuğrul İmancer de arapaşını severler. Konya’ya geldiklerinde arapaşı yemeden Konya’dan göndermeyiz biz onları. Gerek Ahmet Özhan olsun ve gerekse Tuğrul İmancer olsun arapaşını sevdikleri gibi kabak tatlısına da bayılırlar yani onu da severler sağ olsun Suphi Soğancı’nın eşi hem iyi arapaşı döker hem de iyi bir şekilde kabak tatlısı yapar;
Konya’nın kış gecelerinden bir fasıl yaptık ya yaz günlerinde ne olur diye sorarsanız ondanda bir satırla bahsetmek isterim.
Hasan Çopur amcanın Meram Dibekbaşı mevkiindeki evinde de karadut ziyafetleri meşhurdur onu da kaçırmamaya çalışırım.
Konyalı şair Şerife Hanım’ın Yemek Destanı’ndan bir dörtlükle bugünkü yazımıza noktayı koyalım:
Yemek Destanı
Evvela yürüttük baştan çorbayı
Sarımsakla terbiye olmuş paçayı
Domatesle pişirmeli bamyayı
Midemizi açsın hoş misal olsun.
Karlı soğuk ve uzun kış gecelerini de Konya halkı boş geçirmemiş, bu gecelerini dini vecibelerini yerine getirmek için ibadetiyle meşgul olurken diğer taraftan da sosyal olaylarla atalarından gelen geleneksel yaren, arkadaş eş-dost toplantılarını da ihmal etmemiştir.
Geleneksel Konya kültürünü, Konya'da kış gecelerini yaşatmaya çalışan pek çok ve "Özbeöz" Konyalılar da vardır. Eski günlerde kış gecelerinde ne yapılırmış. Ara-aşı (Arap aşı), kenevir helvası, tel tel dökülen pişmaniye veya tandırda kuzu pişirmeleri gibi de yemek ikramlarında bulunulurmuş işte bugün de bunlar yapılmaktadır Konya’da.
Konya kış gecelerine davetinde bir adabı erkanı yöntemi vardır. Eğer davet sahibi "Akşam namazından sonra bizim eve gelin" veya "Akşam namazında bu camide buluşacağız derse” o gün akşam bir yere kuzu yemeye gidileceğinin işaretidir. Davet sahibi, "Yatsı namazından sonra bizim eve gelin" veya "Yatsı namazında şu camide buluşun buluşalım" diye davet ederse bilin ki o gün gece ara-aşı yani halk arasında söylendiği gibi Arapaşı, gibi ikramda bulunulacak demektir.
Meslektaşım ve aynı zamanda kendisinden pek çok defa feyz aldığım hocam Nail Bülbül, "İhsan baranayı topla da bizim eve yatsı namazından sonra gelin" diye davet yaptı. Ben anladım ki Nail Bülbül'ün evinde her zaman olduğu gibi ara-aşı Arapaşı içeceğiz. Zira Nail Bülbül evinde her yıl bir kaç kez Arapaşı içilir. Nail Ağabey eşi dostu çağırır bunlar spor camiası olabilir, gazeteciler olabilir, kendi arkadaşları yarenleri ahbapları olabilir. Rahmetli annesi vefat etmeden önce böyle bir geleneği başlatmıştı. Şimdi de muhterem eşi devam ettirmektedir. Biz de baranaya haber verdik evi bilenler eve geldiler bilmeyenler de Yaka Yolu’ndaki Çolak Hoca Camisi’nde buluştum ve Nail Bülbül’ün evine gittik. Nail Bülbül’ün sık sık kullandığı bir sözü vardır: "Gece pekmez içenin sırrını Mevlam bilir" bu sözden yola çıkarak bizde sırrımızı yazmayalım.
Postnişin Mustafa Holat ile dostluğumuz tam tamına 50 yıla varır. 50 yıldan beri arkadaşız dostuz. Ben her cuma cumasını mübarek etmek için ararım ve "Hu erenler sabah şerifleriniz hayrola, şerler defola günahlarımız af ola cumanız mübarek ola" der ve sohbet ederiz. Geçtiğimiz günlerde Postnişin Mustafa Holat beni aradı ve "Hu erenler"den sonra yatsı namazından sonra "Lokma"yı bizim fakirhanede yiyeceğiz yatsı namazından sonra buyur gel diye davet etti.
Davet ediliriz de gidilmezlik olur mu? Olmaz bizde gerekeni yaptık o gün akşam her zaman yaptığım gibi bir tas çorba içtikten sonra Mustafa Holat'ın evinin yolunu tutuk. Yavaş yavaş davetliler de gelmeye başladı. Gelen konukların isimlerini tek tek yazmayacağım. Yalnız "Çam sakızı çoban armağanı olsun" diye bizim Çelebi Topluluğu’ndan Udi Kemal Ekçağlar, Kanuni Köksal Tosun, Bağlama Sanatçısı Sıtkı Un, Ud ve Bağlama sanatçısı Ali Pekçağlar sazlarını da yanlarına alıp getirmişler. Kahveler içildikten sonra o sanatçı dostlarımız bizlere çok güzel Konya Türküleri hem çaldılar hem de söylediler. Bu arada da Asık Şem’i’nin Konya Destanı’nı Kemal Pekcağlar ufaktan ufaktan okuyuverdi. Aşık Şem'i hem şair ve hem de Konya’nın ilk belediye başkanıdır. İhtisap Ağası olarak görev yapmış çok değerli bir Konyalıdır. Başka vilayetlerde olsa böyle büyük şahsiyetler için anıtlar dikilir ama biz de böyle bir gelenekte yoktur.
Arkadaşım Diş Doktoru Suphi Soğancı'nin evinde içtiğimiz Arapaşını yazmayacağım. Yalnız bu hatıraya yazmak istiyorum.
Ses sanatçısı Ahmet Özhan ve çok değerli Tuğrul İmancer de arapaşını severler. Konya’ya geldiklerinde arapaşı yemeden Konya’dan göndermeyiz biz onları. Gerek Ahmet Özhan olsun ve gerekse Tuğrul İmancer olsun arapaşını sevdikleri gibi kabak tatlısına da bayılırlar yani onu da severler sağ olsun Suphi Soğancı’nın eşi hem iyi arapaşı döker hem de iyi bir şekilde kabak tatlısı yapar;
Konya’nın kış gecelerinden bir fasıl yaptık ya yaz günlerinde ne olur diye sorarsanız ondanda bir satırla bahsetmek isterim.
Hasan Çopur amcanın Meram Dibekbaşı mevkiindeki evinde de karadut ziyafetleri meşhurdur onu da kaçırmamaya çalışırım.
Konyalı şair Şerife Hanım’ın Yemek Destanı’ndan bir dörtlükle bugünkü yazımıza noktayı koyalım:
Yemek Destanı
Evvela yürüttük baştan çorbayı
Sarımsakla terbiye olmuş paçayı
Domatesle pişirmeli bamyayı
Midemizi açsın hoş misal olsun.