İstanbul Teknik Üniversitesinin (İTÜ) Türkiye'deki karla beslenen havzalara yönelik gerçekleştirdiği iki yıllık araştırmada, aralarında tarımsal üretim açısından kritik öneme sahip Konya Havzası'nın da yer aldığı bölgelerde kar kuraklığının rejim değiştirdiği ortaya konuldu. Araştırma sonuçlarına göre, 2007 sonrası dönemde sıcaklığın kar kuraklığı üzerindeki belirleyici etkisi belirgin şekilde arttı; "sıcak-kurak kar kuraklığı" yaygınlaşırken kar erimesinden kaynaklanan erimelerin ve su akışının daha erken tarihlerde gerçekleştiği tespit edildi.
KONYA VE ÇEVRE HAVZALARDA SICAKLIK ETKİSİ ÖNE ÇIKIYOR
İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Tolga Görüm ve Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdullah Akbaş'ın danışmanlığında Dr. Harun Aslan liderliğinde yürütülen ve Ankara Üniversitesinden Dr. Öğr. Üyesi Seçkin Fidan'ın da yer aldığı çalışmada, Türkiye'deki 25 ana havzadan Konya Havzası dâhil 15 stratejik havza mercek altına alındı. Kar su eş değerinin yüksek olduğu bu alanlarda yapılan incelemelerde; hem yağış azalması hem de sıcaklık artışının birlikte etkili olduğu "sıcak-kurak kar kuraklığı" türünün Konya Havzası da dâhil olmak üzere incelenen 15 havzanın tamamında görüldüğü belirlendi. Araştırma, kar kayıplarının özellikle 2 bin metrenin altındaki yükseltilerde çok daha ağır hissedildiğini gösterdi. Kar kuraklığı yaşanmayan dönemlerde kar örtüsü hacminin yaklaşık yüzde 70'inin 2 bin metrenin altındaki alanlarda depolandığına dikkat çekilirken, Konya Havzası gibi ova ve orta yükseklikteki alanları barındıran bölgelerde bu durumun su kaynakları ve tarımsal sulama açısından ciddi riskler doğurabileceği kaydedildi. Kar erimesinin inceleme yapılan havzalardaki toplam akışın ortalama yüzde 44,7'sini oluşturduğu ve kar örtüsündeki azalmanın özellikle ilkbahar ile yaz aylarındaki su arzını doğrudan etkilediği ifade edildi.
DOÇ. DR. ABDULLAH AKBAŞ: "SUYUN NE ZAMAN KULLANILABİLİR OLDUĞU DA ÖNEMLİ"
Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Doç. Dr. Abdullah Akbaş, sıcaklıkların artmasıyla kış yağışlarının daha fazla yağmur şeklinde gerçekleşebildiğini veya kar örtüsünün daha erken eriyebildiğini belirterek, bunun suyun doğal olarak depolandığı kar örtüsünden daha erken ayrılmasına neden olduğunu ifade etti. Akbaş, durumun özellikle ilkbahar sonu ve yaz döneminde su talebinin arttığı zamanlarda su arzının yönetimini zorlaştırabileceğine dikkati çekerek şu değerlendirmede bulundu:
Sıcaklık artışı ve yağış eksikliğinin birlikte görüldüğü koşulların su kaynakları üzerindeki baskıyı artırabileceğini vurgulayan Akbaş, bu tablonun tarımsal ve hidrolojik kuraklıkların şiddetlenmesine, barajlara ulaşan su miktarının azalmasına ve hidroelektrik üretiminin olumsuz etkilenmesine yol açabileceğini kaydetti. Akbaş ayrıca, sınır aşan nehir havzalarında su miktarı ve akış zamanlamasındaki değişimlerin bölgesel su yönetimi açısından kritik önem taşıdığını dile getirdi.
DR. HARUN ASLAN: "KAR ÖRTÜSÜ YAZ AYLARINA SU TAŞIYAN DOĞAL BİR REZERVUARDIR"
Kar örtüsünün yalnızca bir kış birikimi olmadığını, yaz aylarına su taşıyan doğal bir rezervuar işlevi gördüğünü vurgulayan Dr. Harun Aslan, kar kuraklığının geleneksel kuraklık göstergelerinden farklı olarak kar örtüsündeki su depolamasını ve bunun akışa dönüşmesini birlikte değerlendirmeye imkan verdiğini belirterek şöyle konuştu:
Kar bağımlı havzalarda değişen koşulların su yönetiminde yeni yaklaşımları gerekli kıldığını ifade eden Aslan; tarımsal sulama, baraj işletmesi ve su arzı planlamasında kar örtüsündeki değişimlerin çok daha yakından izlenmesi gerektiğini söyledi. Aslan, gelecekte iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlamak için sera gazı emisyonlarının azaltılmasının yanı sıra erken uyarı sistemleri, kar örtüsünün anlık takibi, sulama verimliliğinin artırılması ve havza bazlı su yönetiminin güçlendirilmesinin hayati önem taşıdığını sözlerine ekledi.