Esnaf ve Sanatkarlar Derneği (ESDER) Konya Şubesi, Yeni Motorlu Sanayi Sitesi inşaat sürecini yerinde inceleyerek esnafların mağduriyetini dile getirdi. ESDER Konya Şube Başkanı Latif Işık, “Bu proje artık sıradan bir inşaat gecikmesi olmaktan çıktı; imar hataları, zemin problemleri ve kamu kurumlarının sorumluluktan kaçtığı bir krize dönüştü” dedi. 3 farklı krizin 'imar hataları', 'zemin problemleri' ve 'kamu kurumlarının sorumluluktan kaçması' olduğu öğrenildi.
Konya Tornacılar Kaynakçılar ve Oto Tamirciler Odası Başkanı Emin Baranok, Türkiye’de ilk kez sıfır atık konseptiyle hayata geçirilecek olan Konya Yeni Motorlu Sanayi Sitesinde hak sahiplerinin iş yerleriyle ilgili kura çekiminin 2026 yılının mart ayında gerçekleştirileceği duyurmuştu. İş yerlerinin teslimleri tartışılırken sanayideki inşaat sürecinde yaşanan aksaklıklar esnafı çileden çıkardı. Esnaf ve Sanatkarlar Derneği (ESDER) Konya Şubesi, geciken inşaat sürecinin esnafı mağdur ettiğini dile getirdi. ESDER Konya Şubesi tarafından inşaat alanından yapılan açıklamada proje teslim tarihinin özellikle zemin çökmesi, diferansiyel oturma, altyapı yetersizlikleri ve taşıma gücü problemleri nedeniyle defalarca ertelendiği ifade edildi.
SANAYİ ESNAFININ SABRI TAŞTI: BU İŞ NEDEN BİTMİYOR?
Latif Işık, “2019 yılının başlarında Eski Sanayi ve Karatay Sanayi bölgesinin bir dönüşüme uğrayacağı duyurulmuş yapılması planlanan proje ile birlikte yıllardır çok kötü şartlarda faaliyet gösteren esnaf ve sanatkarlarımızın modern koşullarda ticaretlerini sürdürebilecekleri mekanlara kavuşacağı ifade edilmişti. Bundan 10 ay önce 4 etaptan oluşan projede sadece 4. Etapta yüzde sekizlik bir işin kaldığını söyleyen büyükşehir belediye başkanımıza şunu sormak istiyoruz. Sizin bahsettiğiniz, defalarca süre uzatarak bitiş tarihi konusu yılan hikayesine dönen yeni sanayi sitesi şu an burada bulunduğumuz sanayi sitesi mi yoksa başka bir yerden mi bahsediyorsunuz? Bu projenin planlama, ihale, uygulama ve denetim aşamalarında Konya Büyükşehir Belediyesi, ilgili ilçe belediyeleri ve TOKİ hangi sorumluluğu üstlenmiştir? Ve daha önemlisi; bu sorumluluklar neden layıkıyla yerine getirilmemiştir? Bir sanayi sitesinde yaşanan zemin çökmesi basit bir teknik aksaklık değildir. Bu durum; ter seçiminin hatalı yapıldığını, jeolojik-jeoteknik etütlerin yetersiz veya eksik olduğunu, imar planı kararlarının bilimsel verilerden uzak alındığını, yapı denetimi ve uygulama sürecinde ciddi zaaflar bulunduğunu açıkça göstermektedir. İmar mevzuatına göre; bir alanın sanayi bölgesi olarak planlanabilmesi için zemin sınıfı, yeraltı su seviyesi, sıvılaşma riski, taşıma gücü ve oturma analizleri net ve sağlıklı bir şekilde ortaya konulmak zorundadır. Peki soruyoruz: Bu raporlar gerçekten sahaya uygun şekilde mi hazırlanmıştır, yoksa masa başında mı düzenlenmiştir?” diyerek sanayi esnafının sabrının kalmadığına da vurgu yaptı.
DÜKKANLARIN TESLİM TARİHLERİ BELİRSİZLİĞE İTİLDİ
“Bugün gelinen noktada tablo nettir: İmar planları revize edilmiştir, teslim tarihleri belirsizliğe itilmiştir” diyen Işık, sanayi inşaatında zemin güçlendirme çalışmalarının sonradan gündeme geldiğini, bedelin yine esnafa ödetildiğini belirerek, şunları söyledi: “Sanayi esnafı hâlâ kira ödemektedir. Ancak belediyelerden ve TOKİ’den net, bağlayıcı ve tatmin edici bir açıklama hâlâ yapılmamıştır. Buradan Konya Büyükşehir Belediyesi’ne, ilgili ilçe belediyelerine ve TOKİ’ye açık çağrımızdır: Bu projenin zeminle ilgili tüm jeoteknik ve statik raporlarını kamuoyuyla paylaşın. Yapılan imar planı değişikliklerinin gerekçesini açıkça anlatın. Sürekli ötelenen teslim tarihleri yerine, teknik olarak mümkün ve bağlayıcı bir takvim açıklayın Yeni ihale ile ortaya çıkan 1,3 milyar liranın esnafa mı ödetileceğini ya da yetimin de hakkı olan hazineden mi karşılanacağını cesaretle ortaya koyun. Şunu herkes bilmelidir ki; Kamu kurumları proje yaparken hata yapabilir. Ancak hataları görmezden gelmek, sorumluluktan kaçmak ve bedeli vatandaşa ödetmek kabul edilemez. Bu proje; “Yaptık oldu” anlayışıyla, “Nasıl olsa esnaf susar” düşüncesiyle yönetilemez. Esnaf ve Sanatkârlar Derneği (ESDER) Konya Şubesi olarak açıkça ilan ediyoruz: Bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız. Gerekirse her platformda, her mecrada bu soruları sormaya devam edeceğiz. Çünkü mesele sadece bir sanayi sitesi değil; Esnafın alın teri, güveni ve geleceği meselesidir. Beceriksizliğiniz yüzünden zemin çökmüş olabilir. Planlar aksamış olabilir. Ama Konya esnafının hakkı ve onuru asla diz çökmeyecektir. Basit bir sanayi sitesini bile hakkıyla yapmaktan aciz kalan bu zihniyetin; 1974- 78 yıllarındaki çok kısa süreli hükümet ortaklıkları döneminde 300'den fazla dev tesise imza atarak ,ciddi bir kısmını çok büyük engellemelere ve imkânsızlıklara rağmen hizmete açan Erbakan Hoca'yı gerçekten örnek almalarını bir kez daha salık veriyoruz!”
‘VİCDAN SAHİBİ HALKLARIN SESİNE KULAK VERİN’
75 yılı aşkındır Filistin topraklarında işlenen zulümler gitgide arttığının altını çizen ESDER Konya Şube Başkanı Latif Işık, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Özellikle 13 Haziran tarihinde BMGK'de kabul edilen ve İsrail’e taşeronluk içeren sözde ateşkese bile terör şebekesi uymamaktadır. Sözde ateşkesin başından bu yana dünya kamuoyunu manipüle etmek amaçlı bir kısım kıytırık uygulamalar haricinde- ateşkese dair verdiği sözlerin Hiçbirinde durmamış; işgali, zulmü, katliamı aynen devam ettirmektedir. Şanlı Gazze halkının topyekûn; bu havada, soğuğa, açlığa, gıdasızlığa, ilaçsızlığa her türlü imkansızlığa mahkum edilmesi, soykırım, vahşet ve zulümlerin aynen devam etmesi, İslam Âlemi liderleri önde gelenleri ve halkları için çok büyük bir yüzkarası ve onursuzluktur ve insanlık için büyük bir utançtır. Bu bağlamda; başta ABD-AB olmak üzere tüm ülkeler, vicdan sahibi halklarının seslerine kulak vererek vahşete destek olmaktan derhal vazgeçmelidirler. Büyük ilim fikir ve devlet adamı Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca'nın 1997 REFAHYOL Hükümeti döneminde kurduğu D-8'lerin önemini bu vesileyle bir kez daha anlıyor. AK Parti hükümetini D-8'leri çürümeye terk ettiği bu yanlış politikadan vazgeçerek fiili "İslam Birliği" olan bu projenin acilen, hakkıyla canlandırılmasını talep ediyoruz.”