Konya Mevlâna Demek

.
3 Mayıs günü benim mutlu günlerimden birisidir.
Neden mutlu olduğumu anlatayım:
3 Mayıs 1228 günü Mevlâna Celaleddin Rumi Hazretleri, babası Alimlerin Sultanı Bahaeddir Veled Hazretleri ve ailesi’nin Konya’yı şereflendirdikleri gündür. Horasan bölgesinden çıkan göç kervanı Nişabur, Bağdat, Mekke ve Medine üzerinden hac vazifelerini yaptıktan sonra Şam, Halep, Erzuncan ve Larende şehrine gelip yerleşmişlerdir. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ın daveti üzerine de Belh’ten kalkan göç kervanı son durak olarak Konya’ya ‘konmuş’tur. İşte bu geliş, işte bu şereflendirme günü 3 Mayıs gününe rastlar. Takvim yaprakları 3 Mayıs 1228 gününü gösterir.
Selçuklular’ın başkenti, ilim ve irfan yuvası Konya’da bulunan Alaaddin Keykubat çok mutlu. Arzu ettiği mutluluğa kavuşmanın aşkı ve heyecanı içinde Larende’den gelen çok değerli konukları şehrin dışında karşılamış, onlara büyük ikramlarda bulunmuştur. Alaaddin Keykubat Sultan-ûl Ulema Bahaeddin Veled Hazretlerini görünce karşısında uzun bir zaman tir tir titremiştir. Bahaeddin Veled Hazretlerinin o manevi elektriğine çarpılmıştır.
Sultan Alaaddin Keykubat çok değer verdiği konuklarını kendi sarayına davet etmiş fakat Alimlerin Sultanı Bahaeddin Veled Hazretleri bu daveti kabul etmemiş, “Saraylar Sultanlara yakışır, bizim yerimiz ise medreselerdir” diyerek İplikçi Camisinin yanında bulunan Altunaba Medresesine yerleşmiştir.
Alimlerin Sultanı Bahaeddin Veled Hazretleri 12 Ocak 1232 tarihinde de hakka yürümüştür. Bugünkü Mevlâna Dergah ve Türbesine de ilk defnedilen kişi Bahaeddin Veled Hazretleridir.
Söz Larende (Karaman)’dan açılmışken, bizim Karamanlı bizim Yunus Emremiz’in torunlarından olan Karamanlı şair Bekir Sıtkı Erdoğan’ın “Mevlâna Kapısında” şiirini hep birlikte okumamız gerektiğine de inanıyorum.

Ey sâadet mülkünün Hünkârı Pîr!
Sende sır var.
Sende sekrân kâinatın raksı var,
Her giren câhil girer dergâhına,
Her çıkan dânâ çıkar.

Ey güzellik sırrının miftâhi dost!
Ey ilâhî nurla şavkarmış bedir!
Ey hudutsuz mâverâ, ey solmayan gerçek bahar!
Söyle esrarın nedir?
Her giren çirkin girer dergâhına
Her çıkan ra'nâ çıkar.

Türbegâhın şimdi âşıklar evi
Cümle âlem vecd içinde
Cümle âlem Mevlevî..
Yer döner, boşluk döner, âlem döner,
Cümle âlem Şems'in etrafında raks etmektedir.
Bir büyük ayinde tekmil rüzgâr
Bir dönüş başlar ki artık yer ve gök hep kaybolur
En güzel ma'nâ çıkar.

Ey muhabbet Pîr'i dost!
Ey gönüller tahtının Sultâm yâr!
Sîretin her kalbe sinmiş, suretin her yüzde var
Sayfa sayfa şerh edilmiş "Mesnevî"dir her kapı
Hangi âşık çalsa, istikbâle Mevlâna çıkar.

Şairler söylemez, onlara söyletirler. Bir de başka şairimizin şu şiirleriyle bugünkü yazımı noktalamak istiyorum.
“Her eda, mânâ demek
Konya Mevlâna demek
Gel ki yollar boş değil
Her nefes ney, her yeşil
Kubbe-i Hadrâ demek
Konya Mevlâna demek…”

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri