KONİB Başkanı Mustafa Toptaş, üretim ve ihracat ağır baskı altında olduğunu söyledi. Toptaş, “6 yılda motorine yüzde 853 oranında artış yapıldı. Motorin fiyatı yaklaşık 9,5 katına çıktı” dedi. Motorine gelen zammın ardından vatandaşlar kara kara düşünmeye başladı. Motorin zammının birçok kalemi olumsuz etkileyeceğini ifade eden uzmanlar da zammın ekonomiye zararlı olacağını dile getirdi.
‘ÜRETİM ZİNCİRİ CİDDİ BASKI ALTINDA KALDI’
Konya İhracatçılar Birliği (KONİB) Derneği Kurucu Genel Başkanı Mustafa Toptaş, Bu artış, sadece bir akaryakıt fiyat artışı değildir. Bu artış, üretim ekonomisine doğrudan yansıyan bir maliyet şokudur. 2020 yılında motorin 6,57 TL ve üretim ve lojistik maliyetleri öngörülebilir seviyedeydi. 2021’de 6,85 TL, yüzde 4 sınırlı artış oldu. 2022 tarihi kırılma yılıydı. Maliyet dengeleri bozulmaya başladı. 17,25 TL’lik fiyat yüzde 152 zamla karşılaştı. Yüksek seviyeler kalıcı hale geldi. 2023’te 21,52 TL, yüzde 25’lik artış. İkinci büyük sıçrama 2024’te oldu. Nakliye maliyetleri ikiye katlandı. 43,45 TL fiyat, yüzde 102 artış. Yüksek maliyet yapısı 2025’te de devam etti. 48,29 TL ve yüzde 11 artış. 2026 yılına girildiğinde rekor bir seviye geldi. Üretim zinciri ciddi baskı altında kaldı. Motorin 62,61 TL oldu.
‘KONYA–İSTANBUL ARASI 14 BİN 87 TL OLDU’
“Konya bir üretim ve ihracat merkezidir” diyen Mustafa Toptaş, şunları söyledi: “Bizim için motorin sadece bir yakıt değildir; üretimin, sevkiyatın ve ihracatın ana girdisidir. Motorindeki yüzde 853 artış: Fabrika–liman taşıma maliyetlerini katlamıştır. Hammadde ve ara malı tedarik giderlerini artırmıştır. İhracat fiyat tekliflerini zayıflatmıştır. Firmaların kâr marjlarını eritmiştir. Konya–İstanbul (750 km) hattında yalnızca yakıt maliyeti: 2020 yılında bin 478 TL, 2026 yılında ise 14 bin 87 TL oldu. Arada 12 bin 609 TL’lik bir artış yaşandı. Bu fark, birçok sektörde bir ürünün toplam kârına eşittir. Sanayici satış fiyatını 9,5 kat artıramamıştır. İhracatçı gelirini %853 artıramamıştır. Ancak motorin maliyeti yüzde 853 artmıştır. Bu tablo sürdürülebilir değildir. Enerji maliyetlerinde öngörülebilirlik ve istikrar sağlanmadan; üretimde kalıcı büyüme, yatırım ortamında güven ve ihracatta rekabet gücü sağlamak mümkün değildir. Üreten, istihdam sağlayan ve ülkemize döviz kazandıran kesimin üzerindeki maliyet baskısının hafifletilmesi artık bir ekonomik zorunluluktur.”