Birinci Dünya Savaşında hiçbir cephede yenilmeyen Osmanlı orduları, hiçbir cephede yenilmemesine rağmen savaşa birlikte girdiği devletlerin bir çoğunun yenilmesi üzerine Osmanlı da yenik sayılmış ve yurdumuzun dört bir yanı emperyalist güçler tarafından işgal edilmiştir.
Milli Mücadelenin bayraktarlığını yapan Anadolu’daki birçok gazeteden birisi de Konya’da yayınlanan Babalık ve Öğüt gazeteleridir.
Öğüt gazetesinde çıkan yazılar Konya’da bulunan İtalyanları ve İstanbul’u işgal eden İngilizleri çok feci şekilde kızdırmış ve Öğüt gazetesinin kapatılması kararlaştırılmıştır. İstanbul’da İngilizlerin verdiği bu emri haber alan Öğüt gazetesi çalışanları da matbaa makinelerini Söylemez Tekkesi’ne taşımışlardır. Bunun üzerine Konya’da da bir miting düzenlenmiştir.
Milli Mücadelenin Cumhuriyete giden yolda büyük fedakârlık yapan ve 4 Ekim 1920 tarihinde de şehit edilen Müderris Sivaslı Ali Kemali Hoca Efendi hükümet meydanında düzenlenen mitingde şu tarihi konuşmayı yapmıştır:
“Ey ahali, ey Konyalılar…
Gazete demek bir milletin dili demektir. General Milen dilimizi kesti neidüğü belirsiz birkaç Frenk dilimize kilit vurdu. Milli davalarımızı müdafaa etmek, dinimizi, imanımızı, Türklüğümüzü muhafaza etmek bizim, sizlerin, hepimizin vazifesidir. Bizi susturamazlar, dönersek kahpeyiz millet yolunda bir azimetten. Bu millet ölmedi ölmeyecektir. Bugün ‘Öğüt’ü kapatmışlarsa yarın bir başka Öğüt çıkarmak, bizi hak ve hakikat yolunda asla ve asla susturamayacaklardır.”
İşte tarihin bir sayfasından çok kısa bir kesit. O günün Konya basınında bunlar yazılmıştır.
Basın bugünkü tabirle Medya bir bakıma bir köprü vazifesi de görür. Geçmişten geleceğe ışık tutar. Tarih yapmaz, tarihe not düşer. Olayların incelenmesine de yardımcı olur. Günümüzden 100 yıl sonra basın incelendiği zaman bugün neler olup bittiğini basından öğrenmek mümkün olacaktır. Aynen bizim yaptığımız gibi bizden 100 yıl sonra yaşayanlar da aynısını yapacaklardır. Basını inceleyip tahlil edecekler, sosyal ve ekonomik analizler, sentezler çıkaracaklardır. Bunun için de basın tarihi çok önemli konulardan birisidir.
Dr. Mehmet Önder, 1949 yılında Konya Matbuatı tarihi isimli bir eser yayınlamıştı. Şimdi de Caner Arabacı, Bünyamin Ayhan, Adem Demirsoy ve Hakan Aydın çok titiz bir çalışma örneği göstererek Konya Basın Tarihini yeniden kaleme almışlardır. Konya Basınının başlangıcından günümüze kadar Konya’da yayınlanan gazeteler bir bir taranarak çok güzel ve verimli bir eser meydana getirmişlerdir. Yaptıkları çalışmalardan dolayı yazarlarımıza teşekkür ederim, başarılar dilerim.
Gazetenin yayınlanması için mutlaka o bölgede matbaanın olması gerektiğine inanıyorum. Bu sebeple Konya Basın Tarihini kaleme alan çok değerli yazarlarımız Konya’daki matbaaların tarihini de kaleme alacaklarını ümit etmekteyim.
Milli Mücadelenin bayraktarlığını yapan Anadolu’daki birçok gazeteden birisi de Konya’da yayınlanan Babalık ve Öğüt gazeteleridir.
Öğüt gazetesinde çıkan yazılar Konya’da bulunan İtalyanları ve İstanbul’u işgal eden İngilizleri çok feci şekilde kızdırmış ve Öğüt gazetesinin kapatılması kararlaştırılmıştır. İstanbul’da İngilizlerin verdiği bu emri haber alan Öğüt gazetesi çalışanları da matbaa makinelerini Söylemez Tekkesi’ne taşımışlardır. Bunun üzerine Konya’da da bir miting düzenlenmiştir.
Milli Mücadelenin Cumhuriyete giden yolda büyük fedakârlık yapan ve 4 Ekim 1920 tarihinde de şehit edilen Müderris Sivaslı Ali Kemali Hoca Efendi hükümet meydanında düzenlenen mitingde şu tarihi konuşmayı yapmıştır:
“Ey ahali, ey Konyalılar…
Gazete demek bir milletin dili demektir. General Milen dilimizi kesti neidüğü belirsiz birkaç Frenk dilimize kilit vurdu. Milli davalarımızı müdafaa etmek, dinimizi, imanımızı, Türklüğümüzü muhafaza etmek bizim, sizlerin, hepimizin vazifesidir. Bizi susturamazlar, dönersek kahpeyiz millet yolunda bir azimetten. Bu millet ölmedi ölmeyecektir. Bugün ‘Öğüt’ü kapatmışlarsa yarın bir başka Öğüt çıkarmak, bizi hak ve hakikat yolunda asla ve asla susturamayacaklardır.”
İşte tarihin bir sayfasından çok kısa bir kesit. O günün Konya basınında bunlar yazılmıştır.
Basın bugünkü tabirle Medya bir bakıma bir köprü vazifesi de görür. Geçmişten geleceğe ışık tutar. Tarih yapmaz, tarihe not düşer. Olayların incelenmesine de yardımcı olur. Günümüzden 100 yıl sonra basın incelendiği zaman bugün neler olup bittiğini basından öğrenmek mümkün olacaktır. Aynen bizim yaptığımız gibi bizden 100 yıl sonra yaşayanlar da aynısını yapacaklardır. Basını inceleyip tahlil edecekler, sosyal ve ekonomik analizler, sentezler çıkaracaklardır. Bunun için de basın tarihi çok önemli konulardan birisidir.
Dr. Mehmet Önder, 1949 yılında Konya Matbuatı tarihi isimli bir eser yayınlamıştı. Şimdi de Caner Arabacı, Bünyamin Ayhan, Adem Demirsoy ve Hakan Aydın çok titiz bir çalışma örneği göstererek Konya Basın Tarihini yeniden kaleme almışlardır. Konya Basınının başlangıcından günümüze kadar Konya’da yayınlanan gazeteler bir bir taranarak çok güzel ve verimli bir eser meydana getirmişlerdir. Yaptıkları çalışmalardan dolayı yazarlarımıza teşekkür ederim, başarılar dilerim.
Gazetenin yayınlanması için mutlaka o bölgede matbaanın olması gerektiğine inanıyorum. Bu sebeple Konya Basın Tarihini kaleme alan çok değerli yazarlarımız Konya’daki matbaaların tarihini de kaleme alacaklarını ümit etmekteyim.