Konya antrenörleri bir Özkan Sümer çıkaramadı

.

Konya’mızda bir çok spor sever eminim TUFAD'ın açılımını bile bilmezdir. Açılımı “Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği”dir. Meslek olmasına rağmen dernek statüsünde yönetilir, Konya’mızın da dahil olduğu tüm şubeler idari olarak Ankara’daki merkezi yönetime bağlıdır.

Konya futbol antrenörleri derneği 1990’da,   Konya futboluna emek vermiş bir çok kişinin yetişmesinde hakkı olan rahmetli hocalarımız Tevfik Türkkan, Ethem Bilgikarca, hayatta olanlardan Kazım Admış, Muzaffer Evren, Köksal Gürler, Seyit Güneş ve Ömer Duran gibi büyüklerimizin önderliğinde kurulmuş. Bu değerli hocalarımızın yanına da günümüzde isimleri geçen genç arkadaşlarımız destek vererek tam bir uyum tablosu sergilemişler. Bu yeni oluşumun başına da ben dahil topla haşır neşir olmuş orta yaş futbol jenerasyonunun hocası olan Muzaffer Evren hocamızı getirmişler.

İsimlere baktığınızda saydığım bilge hocalarımızın tecrübesi genç hocaların dinamiği bu derneğin yıllar geçse de hiç kimsenin yıkamayacağı bir görüntüyü vermekte. Futbolda da öyle değil midir? Takımlarda ağabeyler vardır onlar futbol adına doğruları, davranışları, düzgün ahlakı ve futbol tecrübelerini aktarırken gençlerde saygı çerçevesinde ağabeylerine sinerji olurlar güç verirler ve ortaya yıkılmaz bir takım çıkar.

Tam tamına 32 yıl olmuş Muzaffer hocamızın ilk başkanlığından bu yana değişen sadece, ben dahil gelen tüm yönetimler fiziki koşulları iyileştirme gayretleri olmuş bazı yönetimlerde sosyalleşmeye daha fazla yer vermiş falan filan. Futbol ailesine ait olmuşuz ama futbol takımı gibi yönetilememişiz, yönetememişiz yani kuruluşta da olduğu gibi başımızda ağabeylerimiz varmış ancak toparlayıcı olamamışlar, birleştirici olamamışlar, yönlendirici olamamışlar. Olamazlar mıymış?

İçlerinden bir  Özkan SÜMER çıkaramazlar mıymış?

Bal gibi çıkarırlarmış, ama hep “ben” demişler, “biz” dememişler.

Kendi cephelerinden bakıldığında belki haklıdırlar, neticede antrenörsünüz ekonomik beklentileriniz var, kariyer beklentileriniz var, bu nedenle suyun başındakiler olarak “önce ben” diyebilirisiniz, ancak birde  size yetki sorumluluk  vermiş haklarının korunmasını isteyen, eşit davranışla birlikte  işi sadece futbol antrenörlüğü olan üyelerinde futboldan koparılmamaları gerekir.

Muzaffer ağabeyimiz ilk başkanımız, hepimizin büyüğü bu işin duayeni ve yıllarca TUFAD’ın başında kalmış ama önce kaleciliğinden midir nedir her işe önce o atlamış, atlarken de birçok meslektaşımızı incitmiş. Muzaffer Hoca’dan sonra göreve ben geldim, İsmet Karababa’da genel sekreterimdi. Kendisi de çok iyi biliyor genel merkez kayyumda olmasına rağmen, fiziki çok işler yaptık, dernek kapalı tribünün altındaydı bugünkü yerine taşıdık. Daha bir sürü yenilenme yapıldı, ancak benim için bunlar önemli değildi, tüm arzum Karadeniz antrenörlüğü gibi milliyetçi, birbirlerinin kuyusunu kazmayan, birbirlerine destek vererek önünü açan bir dernek hayal etmiştim, ama bende başaramadım olmadı ve ÖZKAN SÜMER Hocamızın ricasına rağmen başkanlığı bıraktım.

Benden sonrada bu anlamda değişen hiçbir şey olmadı, yani aynı hamam aynı tas. Yine meslektaşının altını oymalar devam ediyor, yine paçadan asılmalar “o olmasın ben olayımlar” devam ediyor, ama yinede bu işi yapanlar derneğimiz tarafında ödüllendiriliyor veya taltif ediliyor.

“Ödül” demişken İsmet Karaba’nın “Bahri Karapınar’a bir tek ödül vermedim” demesinden sonra ona bir özür borcum var, ancak Karababa’nın da bana ağabeyimin ölümünde sitemizden mesaj yayınlanmamasındaki dikkatsizliği ve Ispartaspor’u çalıştırdığım dönemde meslektaşlarımıza duyurmamasındaki tutumu nedeniyle bir özür borcu var.

Muzaffer Evren başkandan sonra önce ben, sonra Sabri Erdinç sonra Tuncay Şimşek daha sonra Süleyman Körsü, en sonda İsmet Karababa göreve geldi. Tüm bu arkadaşlarımız ellerinden geldiğince birşeyler yaptılar. Hatta ben 2007’de Mevlana yılı nedeniyle derneğimizin tanıtımının iyi yapıldığını düşünerek İsmet Karababa ve ekibine teşekkür ettim, çünkü bunu  hak etmişlerdi.

Ancak geldiğimiz noktada ben dahil birçok üyenin hoşnutsuzluğu var. Benim gerekçelerim belli.  Yazımın içerisinde de belirttiğim gibi, hizmeti belli adamlara değil, her üyeye eşit şekilde götüren mesaisini sadece üyeleri için veren, ödülleri belirlenen kıstaslara göre dağıtan ve sadece antrenörleri baz alan, disiplin kurulu olmamasına rağmen antrenörleri futbol etiği anlamında eğiten, teşvik eden, onlara futbolun doğrularını söyleyen bir yönetim benim özlemimdir.

Şimdiye kadar ben dahil hiç birimiz başaramadık kimse, bunun aksini söyleyemez, varsa gelsin bana söylesin, hepimizin bir vukuatı muhakkak vardır.

Sonuç olarak genel kurul üyeleri, antrenör kardeşlerimiz İsmet Karababa’nın 6 yıllık hizmetine teşekkür edip bayrağı daha yükseğe taşıyabilecek başka birine vermeli ve denemeli diye düşünüyorum.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (3)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Yazarlar Haberleri