Kontrol etmek... İstisnasiz herkesin en gizli ve derin arzusu, ihtirasıdır. Sadece kendini; seçimlerini ve davranışlarını kontrol etmekten değil; kendisi dışında oluşup gelişen durumları, olayları, başkalarını yani kısaca akışı; tüm bir hayatı kontrol etmekten söz ediyorum.
Tabiri caiz değil ama 'tanrıcılık oynamak' bir nevi. Herkesin ve her şeyin iplerini, sanki birer kuklaymış gibi elde tutup onları yönlendirmekten ve tüm bir oyunu yönetmekten bahsediyorum.
Zira biz faniler bu kadar aciz, cahil ve kırılganken, kendimizi bunun tam tersindeki bir rolde tasavvur etmek bile baş döndürücü ve büyüleyici bir albenide oluyor haliyle...
Bir yandan da, bir o kadar ulaşılmaz bir ütopyadır bu, pek tabii. Fil olduğunu hayal eden bir karıncanın rüyasından başkası değildir. Asla gerçekleşmeyecek olan, hatta bunun bir benzerinin bile fersahlarca uzağında kalmaya yazgılı bir hayaldir...
Nitekim görünmeyen tarafta olan, o iplerin ve kuklaların tek ve asıl sahibinin gücünü, muktedirliğini ve yetkinliğini düşününce... Planlanmış olan ilahi bir örüntüye; çoktan yazılmış olan bir senaryoya etki edebilmek için yapılan yakarışların ve edilen duaların ancak ve ancak 'hayrımıza' olacak bir şekilde değiştirilip farklı bir tezahüre bürüneceğine/büründüğüne dair bir inanca/imana sahip olabiliyoruz en fazla. Sonuçta, giyeceğin gömleğin rengine karar verebiliyorsun en fazla. Etsen etsen, ağzından çıkan sözleri kontrol edebilirsin bir, o kadar.
Hoş, buraya kadar, tüm bu 'kontrol edememe' halinden bir nevi acizlik ve zavallılık gibi söz ettim, biliyorum. Fakat Sezar'ın hakkını Sezar'a vermek gerekir. Ay'ın karanlık yüzü kadar bir de aydınlık yüzü vardır, unutmamak gerekir. Bu aynı 'kontrolden yoksunluk' halinin öteki yüzüne baktığımızda 'hayatın sürprizlerle dolu olduğu' gerçeğiyle karşılaşıyoruz. Ki işte karşı karşıya geldiğimiz o arenaya bir bakınca, şaşkınlığın ve sevincin tatlı meyvelerini aynı anda topluyoruz. O 'kontrol etme yetisinden yoksun olma hali' için şükrediyoruz bu defa. Zira bu kez, göksel ve gizemli bir el tarafından sırtınız sıvazlanmış; çorak sandığınız bir tarlanın aslında ne kadar da verimli ve bereketli olduğunu/olabileceğini görmüşsünüzdür. Ve en başından tekrar düşünürsünüz sonra... Yersiz olduğunu kabul ederek yine aynı tabiri kullanacağım ama 'tanrıcılık oynamak' mı yoksa sizin açınızdan anlık gelişen ama perde arkasında, her detayın zamanla ve nice yaşantı kesitiyle ilmek ilmek işlenip dokunduğu o güzel sürprizlere mazhar olmak mı?
Kontrol sahibi olmayı değil, güzel sürprizleri seçiyorum o halde.