Eski bisikletçilerden Çetin Yüce, Osman Alev, Salih Korkmaz, Saim Tatlıcılar, Kasım Şen, Sait Toy, Cemil Eskicioğlu, Osman Ertan, Zafer Türker, Hasan Hetbe, Hüseyin Ecesoy ve Ahmet Tatlıcılar, eski ve hâlean görev yapan il temsilcileri Hamit Yurtseven, Kasım Yurttaş, Mehmet Adnan Cansuvar, Barış Ünlü ve Abidin Terlemez, hakemlerden de Mustafa Yalaman, Şükrü Aydın, Uğur Koyuncular, Hasan Tahsin Bakan ve Barış Ünlü ile sohbet ettik. İstanbul, Bursa, Eskişehir, Gaziantep, Hatay ve Adana’da bisiklet faaliyeti eski düzeyinde değil. Adana’da, İl Müdürü hemşehrimiz Fazlı Bayram Hadi ile yeniden bir atılım başlatılması bekleniyor. Hatay’da bisiklet var, sporcu yok. Eskişehir’de bisiklet camiasında bir kopukluk meydana gelmiş ve bunun sonucu olarak geçmişteki başarılı günlerin hayâliyle yaşanıyor. Bursa hâlâ Rifat Çalışkan’ın âni vefatının şokundan kurtulamamış. Karaman’da ise antrenör ve il temsilcisi Barış Ünlü Konyalı İl Müdürü Ömer Ersöz’ün desteğiyle faaliyete canlılık getirmeye çalışıyor.
Bu olumsuzluklara karşılık son 20 yıldır transfer ettiği dünya çapındaki Kazak, Özbek, İranlı ve Azeri sporcularla Sabancı Holding’in İzmit’teki Lassa tesislerinde faaliyetini tek kelime ile profesyonelce sürdürerek Avrupa’da yaparak adını duyuran Brisaspor, rakip tanımayan takımı konumunda. Eşine ancak batıda rastlanabilecek bisiklet tesisleri 5 yıldızlı otel düzeyinde. Eski Türkiye Şampiyonu ve millî takımın eski kaptanı Salih Korkmaz’ın çalıştırdığı Brisaspor’un bileğini bükecek bir takımın çıkacağına şimdilik ihtimâl vermiyorum. Bisikletçiler sağladıkları başarı ölçüsünde prim aldıkları için iyi çalışmak zorundalar. Yeşillikler içerisinde, kamelyalarla çevrili bisiklet tesisinin müdürü, ahçı, garson, çamaşırcı, temizlikçi ve güvenlikçisi bulunuyor. Yüzlerce kupanın yer aldığı müzesinde Cumhurbaşkanlığı ve uluslar arası turlarda aldığı gösterişli takım birinciliği kupaları dikkati çekiyor. Bu sporun başkenti olan Konya’nın, Brisasporla yarış edecek duruma gelebilmesi için imkânlarını son derece geliştirmesi gerekiyor.
Bisikletle ilgili görüşmelerimizin yanısıra adı geçen şehirleri gözleme fırsatını da bulduk. İtiraf etmeliyim ki, Konya ile kıyaslamak gerekirse Gaziantep, Adana, Bursa, İzmit, Eskişehir ve Ankara’yı sosyal hayatı, sanayii ve şehircilik açısından çok gelişmiş buldum. Yolları, parkları, yapılaşması çok düzenli. En küçük toprak parçası bile yeşile bürünmüş. Yer yer yeşillikler ve çiçekler arasındaki fiskiyelerden fışkıran sular çevreye serinlik yayıyor. (Bizde Anıt Alanı’ndaki havuz, lâstik durağı’nda ve Meram eskiyol üstgeçitin inişinde bulunan fıskiyeler Başkan Mustafa Özkafa ve Mustafa Özkan zamanında yapıldı) İstanbul ve Ankara bir yana, diğer şehirlerdeki büyük mağazalar ve dev alışveriş merkezlerinin o şehrin ekonomisine olan katkısı şüphesiz önemli ölçüdedir. Boylu boyunca düzenlenip, kıyısında çay bahçeleri sıralanan, suyu yüzülecek kadar sağlıklı hâle getirilen Eskişehir’in sembolu Porsuk Çayı’nın eski görüntüsünden eser kalmamış. Konya’nın yaşlı tramvaylarına karşılık, modern tramvaylar caddelerinde salına salına tur atıyor. Dikkatimi çeken diğer bir konu da gördüğüm şehirlerde bizdeki kadar fazla üst ve alt geçitin bulunmayışı. Bu açıdan bizimkiler ne kadar övünseler (!) yeridir.
Tabii diğer illerde, şehrimizin çeşitli yörelerinde sokak lambalarına cereyan verilen enerji hatlarını yer altına almak için yapılan ve içine doldurulan çakıllar çevreye dağıldığı için çukurlar meydana gelmesine rağmen günlerdir olduğu gibi bırakılan kazılardan eser yok. Komşumuz Büyükşehir Belediye Başkanı Akyürek’in de ikâmet ettiği caddeye açılan sokakları buna örnek. Araçların amortisör ve rotları ile balans ayarlarını bozan çukurların ne zaman asfalt kapatılacağı bilinmiyor. Modern şehirlere kazıların günlerce böyle bırakılması yakışıyor mu? Şehrimizin en işlek caddelerinden yeni ve eski Meram yolları ile Yaka Caddesi’nde insanlar araçları içinde çalkalanmadan asla yol alamıyor. Komşumuz Büyükşehir Belediye Başkanı Akyürek’in evinin olduğu Hocafakin Caddesi’nin ara sokakları da aynı durumda. Çakıl taşlarıyla dolu çukurları asfaltlamak, ya da sökülen kilitli taşları döşemek çok mu zor? 50-60 yıllık ağaçların kuruduğu, yeşil alanların “Taş alan” hâline dönüştürüldüğü, tarihî sokak çeşmelerinin sularının kesildiği, asfalt yolların biçimsizce yama yapıldığı başka şehir bilmiyorum var mı?
“Komşunun tavuğu komşuya kaz gibi görünür” deyimini sanırım bilmeyen yoktur. Hâl böyle olunca; kendi tavuğumuzla ne kadar övünsek de komşu tavuğunun kaz gibi görünmesi ciddiyet kazanıyor!