Konyaspor, Sakaryaspor’u da zorlanarak da olsa yenerek galibiyet serisine devam ettiği gibi “Bank Asya’da artık bende varım ey Milletvekillerim, ey bürokratlar, ey iş adamları ve ey maçlara gelmeyen taraftarlarım” mesajını hakkıyla verdi sanırım.
Aslında taraftarlarda bir çoğalma, bir heyecan gözlemledim gibi. Bilemiyorum ama geçen haftaki bayan seyircilerin galibiyetteki rolünü duyan erkekler karizmayı çizdirmeyelim diyerek mi üstünlük sağlamak istediler, yoksa gerçekten ‘şaka maka takım zirveyi zorluyor durun bir elde biz atalım mı’ dediler.
Tabi ki bunu zamanla göreceğiz.
Benim fikrim ise Konyaspor’u sezon başından beri takip eden bir teknik adam olarak, son Sakarya maçını da izledikten sonra ‘tüm olumsuzluklara ve kadro yetersizliklerine rağmen neden olmasın’ diyorum.
İsterseniz bu öngörümü Sakaryaspor maçının teknik analizini yaparak pekiştireyim.
Kaleci Pawelek’le bir puan cepte duygularıyla maça çıkıyor takım. Pawelek’in önündeki dörtlü savunma, Hakan’ın gitmesine, Muhammet’in sakatlığına rağmen en az hata ile oynuyor. Ve de uyum içerisindeler. Belki kenar beklerden biraz daha hücuma katkıları beklenebilir.
Göbekteki Perez ve Serkan oyunu iki yönlü oynamanın gereğini yerine getirmeye çalışıyorlar. Perez takım savunmasının başarılı olmasındaki rolü tartışılmaz, özelliklede Serkan hem savunmaya hem hücuma katkısı nedeniyle adeta iki kişilik oynuyor.
Hücum hattını oluşturan dörtlüyü Sakaryaspor maçında Robak hariç çok beğendim. Özellikle Recep oynaya oynaya görev yaptığı yerin ne kadar özellik istediğini artık öğrenmiş. Forvet arkasında oynayan futbolcunun Alex olması beklenemez, ama Alex'in yapamadığı savunma setine hemen dönüp takım savunmasına katkı yapabilmesi aranan bir özelliktir. Bakın Stoch'un orada Alex'ten daha iyi gözükmesinin nedeni savunma yapmasıdır.Recep Aydın’da da bu maçta bunları gördüm. Bana göre tek eksiği kaptığı topları iyi ve olumlu kullanmaktı, bunu da Ali Dere’ye attığı ara pasıyla (bu pası Ali Dere Gökhan’a kesti gol oldu) kendini bu konuda da geliştirme yolunda olduğunu gösterdi.
Dediğim gibi bu maçta Robak hariç diğer hücumcular çok koordineli oynadılar, öyle ki attığımız gol tam bir koordinasyon ürünüydü. Recep’in güzel bir ara pası Ali Dere’ye Ali Dere’de diğer kenar oyuncusu Gökhan abisine kesiyor, Gökhan da sağ dışıyla kapatıyor ve güzel bir golle Konyaspor maçı kazanıyor.
Robak nerede mi? Herhalde açık tribünün önünde top bekliyor olmalı. Duyduğum kadarıyla bu kardeşimiz Polonya’da forvet arkası oynuyormuş, öyle olunca da kenarlara çıkması normal, ancak forvet arkası oynayan adamın topla buluşacağı yer üçüncü bölge olmalı ki önündeki hücumculara katkı sağlasın.
Robak göbekte kalıp Ali Dere’ye Recep'e Gökhan'a duvar olsa, onlarla pas alışverişini sıklaştırsa, onlara asistlik yapsa daha verimli olur diye düşünüyorum. Fiziği mükemmel, topu sabaha kadar saklayabilir ve bu takımın hücumda çoğalması için önemli bir yetenek. Aynen Karabüklü Mehmet Yıldız gibi.
Bu analizim 54.dakikaya kadar olan görüntü. Bu dakikada solbek Abdullah çift sarıdan oyun dışında kalıyor, haklı veya haksız önemli olan futbolcunun içeride kalması. İşte tecrübeli ile tecrübesizi birbirinden ayıran ince çizgi budur. Tamam on kişiyle de kazandık, ya rakip Sakarya değil de bir Elazığspor olsaydı veya başka bir takım ne yapardık? Abdullah’ın atılmasından sonra tıkır tıkır işleyen çark tamamen bozuldu. Recep'i sol kenara alarak orta saha ile forvetin bağlantısı kesildi, bu açığı kapatmak için Serkan Şahin Recep'in de görevini yapmaya çalıştı.
Gökhan ise top taşımaktan yoruldu, o da ileriye çıkamayınca Konyaspor karşı kaleye gidemez oldu ve son günlerin tabiri arkaya bir yaslandık, o yaslanış. Adeta kahvesi eksik bir durum ortaya çıktı. Bereket Sakaryaspor her ne kadar yeni hocası, Konya’nın da fırınlar dolusu ekmek verdiği Yılmaz Vural'la maça taze bir kanla çıksa da barutları bir atımlık dahi yoktu.
Yılmaz Hocayla Kombassan’ın “Lale devri” zamanında beraber çalıştık, hani o yediği önünde yemediği arkasında olduğu dönemler. O günlerden tanıdığım kadarıyla futbolcuyu iyi motive ederdi. Ancak yeni takımının soyunma odasında mehter marşları da çalsa Sakaryaspor bu. Böyle bir takımı “Sakarya’lıyım, bu yüzden aldım” söylemi yetmez, arkasında belki de Şansal Büyüka, belki Hakan Şükür veya diğer ünlü Sakaryalı spor adamları olabilir.
Aslında Konyaspor’un düştüğü sezonda yer alan bu duayen meslektaşıma taraftarlardan sert tepkiler olur mu endişesindeydim. Ama olmadı, iyi ki de olmadı. Çünkü, kötü tezahüratlar Konyaspor’a ekonomik anlamda ağır külfetler getiriyor. Bir de şu gerçek ki, bizim insanlarımız yabancı hocaları ne kadar çok sevdikleri ve bağırlarına bastıkları bir kez daha ortaya çıkmış oldu.
Sadece birkaç taraftar Yılmaz Vural’a "Takla atsana Yılmaz takla atsana" diye tezahürat yaptılar. Adamcağız nereye takla atsın, yer buz, takım mağlup ve küme düşmeye namzet. Bu durumda takla atması zordu.
Neyse Allah yardımcısı olsun, Sakarya ligde kalır ya da çıkar, Yılmaz Vural’ın çok ta umurunda olmaz. Antrenörlük olmazsa, yorumculuk ne güne duruyor. Hele de bu ülke de TRT gibi bir kurum varken!