Büyük adamlar kilolarının ağır olmasından büyük adam olmazlar. Boylarının çok uzun olmasından da büyük adam demeyiz onlara. Büyük adamlar yaptıkları işlerine göre büyürler. Büyük adam olurlar o Türkiye'nin sayılı büyük iş adamlarının başında Vehbi Koç gelir. Vehbi Bey Ankara'da bir bakkal dükkanının sahibinin oğlu olarak dünyaya gelmiş okuyup yazdığı için Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde katiplik yapmış daha sonra iş hayatına atılmış Türkiye'de olduğu kadar dünya çapında da büyük iş adamlarının arasına girmeyi başarmıştır. Vehbi Koç prensip sahibi bir insan araştırma ve geliştirme yani Ar-Ge'ye büyük önem vermiş yaptığı işi hep araştırmış bir bakıma da attığı adımı her adımı hesap edercesine “İnce elemiş-sık dokumuş” bir kişidir. Hayatı bir satranç tahtası gibi görmüş yaptığı hamlelerin bir sonraki durumda ne çıkacağını hesap - kitap etmiştir
Vehbi Koç yalnız iş hayatına mı katkı sağlamıştır? Hayır. O iş yerinde çalışacak elemanlarının yetişmesi için de büyük emek harcamıştır. 1960'lı yıllarda Ankara'da Koç Öğrenci Yurdu’nu kurmuş o tarihlerde Ankara'da ki üniversitelerde okuyan başarılı öğrencileri seçmiş bu yurtta barınmalarını sağlamıştır. Ankara’da Koç Öğrenci Yurdu’nda kalmak bir ayrıcalık isterdi. Herkes kalamadığı gibi öğrenci yurdunun önünden bile geçmek cesaret isterdi. Fakültelerde bu öğrenci yurdunda kalanlar parmakla gösterilirdi.
Vehbi Koç çok çeşitli vakıflar kurmuş veya kurulan vakıflarda yöneticilik yapmış, fikir danışmaya gelenlere görüşlerini düşüncelerini ön yargısız bildirmiş onların daha iyi ve daha doğru hareket etmelerini sağlamıştır.
Vehbi Koç, Koç Vakfı’nı kurmuş son yıllarını ise bu vakfın başarılı olması için çalışmıştır.
Vehbi Koç'un vefatından sonra Koç Vakfı Vehbi Koç adına ödül vermeye başlamıştır. Vehbi Koç ödülü 2002 yılından itibaren verilmeye başlanılmıştır. Bugüne kadar Vehbi Koç ödülünü alanları bir gözden geçirelim
2002: Topkapı Sarayı Müzesi, 2003: Eğitim - Anne Çocuk Eğitim Vakfı AÇEV, 2004: Bilkent Üniversitesi Fen Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü, 2005: Kültür - Fazıl Hüsnü Dağlarca, 2006: Eğitim - Nuri Okutan, 2007: Sağlık - Prof. Dr. Aziz Sancar, 2008: Kültür - Prof. Dr. Mehmet Özdoğan, 2009: Eğitim - Prof. Dr. Türkan Saylan, 2010: Sağlık Prof. Dr. Turgay Dalkara, 2011: Kültür - Prof. Dr. Filiz Ali, 2012: Eğitim - Prof. Dr. Nermin Abadan Unat.
2012 Vehbi Koç ödülünü alan Prof. Dr. Nermin Abadan Unat'ın hayatı bir roman Nermin Hanım hep başarıdan başarıya koşmuş mermeri tırnaklarıyla kazıyarak bugünlere gelmiş bir bilim kadınımızdır. Ödül alma, ödül verme bir takdir nişanesidir. Bir ödül vermek kadar ödülü de almak insana sonsuz bir mutluluk verir. Yeter ki siz bu takdire şayan olun. İnsanlarımız bir gün gelir sizi takdir eder takdirle anar. Yeter ki siz var gücünüzle çalışın insanlık alemine hizmet edin. Nermin Abadan Unat zorluklardan kaçmamış, zor olanı kolaylaştırmak için bir bal peteği gibi, bir ipekböceği gibi koza örmüş işi kolaylaştırmanın yollarını aramış bir hizmet insanı olarak karşımıza çıkmıştır. Vehbi Koç ödülünü 2005 yılında alan Fazıl Hüsnü Dağlarca anne tarafından Konyalıdır. Gazi Alemşah Camisi’nin güneydoğu tarafında bulunan evin sahibidir. Babasının asker olması onu çok değişik yerlerde hayatının geçmesini sağlamıştır. Fakat her yaz tatillerinde Konya’ya gelip Meram'ın o güzelim havasında çay içmek onun büyük zevkleri arasında yer alırdı. Bir yaz günü yine Meram' da Feyzi Halıcı, Mehmet Önder ile çay içip sohbet ederken Çağrı Dergisi'nin de isim babalığını yapmıştır.
Gazeteci, roman ve hikaye yazarımız Tarık Buğra da hemşehrimizdir. Akşehir'lidir Akşehir’de dünyaya gelmiştir. Akşehir'de Tarık Buğra adına bir vakıf kurmuyoruz onun ismini yaşatmak için her yıl roman ve hikaye ödülleri vermiyoruz ? Ben bir türlü anlayamıyorum anlayan varsa bana da bilgi verirse çok mutlu olacağım.
Bugünkü yazımı Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın bir şiiri ile bitirmek istiyorum.
KONYA
Parlar Orta Anadolu’nun unutulmuş beyazlığı,
Genişler, vatan kadar;
Dağlarla genç,
Ovalarla bahtiyar
Cihan güzellikleri cihan üzre,
Uyumuş Selçukiler, kahraman,
Bir yeni kervan beklemektedir,
Kervansaraylarda zaman.
Asya’dan atlılar inmiş boy boy,
Kuvvet ve adalet kaplamış suları,
Taze bir imanla payidar,
Akmış küffar illerine orduları
Devirler ardında sesin,
Konya mısın, nesin?
Sonra beyler gelmiş, sultanlar gelmiş. Aşka.
Çağırmış ahu bakışları,
Her yön, bambaşka.
Bahçeler, mevsimlerle sarhoş,
Binalar, gecelerle süslü,
Öylesine bakireler, batıdan,
Ceylân yürüyüşlü, turna göğüslü
Duyurmuş ıtrını, Hinde bile,
Goncalarında meçhul açılan saksı,
Yumuşak bedenlerde naz eder,
İlmin raksı,
Nesiller sevgisinde hevesin,
Konya mısın nesin?
Sonra duyulmuş en ulu mertebe,
Vücutlarla bir olmuş, yer ve gök,
Kesilmiş toprağın üstündeki şey,
Ağrımamış kök!
Öbür dünya uğruna terkedilmiş el ve ayak,
Muhteşem bir varlık duyulmuş tane tane,
Büyük yollar burda birleşmiş,
Perişan ve mestane.
Her yanda rüzgâr ve hikmetler,
Mevlâna doldurmuş her tarafı,
Bir ince yeşil,
Aklın ve bütün insanların affı.
Ahireti mamur olmuş herkesin
Konya mısın nesin?
Sonra bir rahmetle, silkinmiş kişiler,
Siyah göllerden, harap evliyalardan,
Tekrar dönmüş mağarasına,
Bozkurtlar uykusunda kaybolan
Sefaletten buğday getirmiş yüzlerce yıl,
Çıplak tabanlarla köylüler,
Çay götürmüşler, şeker götürmüşler, radyo götürmüşler,
Susayan bozkırın köylerine bu sefer
Kuru yapraklardan, kurumuş binalardan
Dibine varmış pişmanlıklarla havuz,
Yine bir ağız vermiş onlara, tuz.
Sonsuzluklar içinde büyümektesin
Konya mısın nesin?
Batıca
Kuzeydi,
Güneycek
Doğu.
Yeryüzü yok olmuştu sanki,
Kandan,
Düşünceden.
Savaş çizgilerinde kara toprağı karanlığın geçer,
Burası Konya’mız.
Sizi sevmekle uyandım gece yarısı,
Sizi sevmekle ağladım,
Gider bir ışık üstünde.
Vehbi Koç yalnız iş hayatına mı katkı sağlamıştır? Hayır. O iş yerinde çalışacak elemanlarının yetişmesi için de büyük emek harcamıştır. 1960'lı yıllarda Ankara'da Koç Öğrenci Yurdu’nu kurmuş o tarihlerde Ankara'da ki üniversitelerde okuyan başarılı öğrencileri seçmiş bu yurtta barınmalarını sağlamıştır. Ankara’da Koç Öğrenci Yurdu’nda kalmak bir ayrıcalık isterdi. Herkes kalamadığı gibi öğrenci yurdunun önünden bile geçmek cesaret isterdi. Fakültelerde bu öğrenci yurdunda kalanlar parmakla gösterilirdi.
Vehbi Koç çok çeşitli vakıflar kurmuş veya kurulan vakıflarda yöneticilik yapmış, fikir danışmaya gelenlere görüşlerini düşüncelerini ön yargısız bildirmiş onların daha iyi ve daha doğru hareket etmelerini sağlamıştır.
Vehbi Koç, Koç Vakfı’nı kurmuş son yıllarını ise bu vakfın başarılı olması için çalışmıştır.
Vehbi Koç'un vefatından sonra Koç Vakfı Vehbi Koç adına ödül vermeye başlamıştır. Vehbi Koç ödülü 2002 yılından itibaren verilmeye başlanılmıştır. Bugüne kadar Vehbi Koç ödülünü alanları bir gözden geçirelim
2002: Topkapı Sarayı Müzesi, 2003: Eğitim - Anne Çocuk Eğitim Vakfı AÇEV, 2004: Bilkent Üniversitesi Fen Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü, 2005: Kültür - Fazıl Hüsnü Dağlarca, 2006: Eğitim - Nuri Okutan, 2007: Sağlık - Prof. Dr. Aziz Sancar, 2008: Kültür - Prof. Dr. Mehmet Özdoğan, 2009: Eğitim - Prof. Dr. Türkan Saylan, 2010: Sağlık Prof. Dr. Turgay Dalkara, 2011: Kültür - Prof. Dr. Filiz Ali, 2012: Eğitim - Prof. Dr. Nermin Abadan Unat.
2012 Vehbi Koç ödülünü alan Prof. Dr. Nermin Abadan Unat'ın hayatı bir roman Nermin Hanım hep başarıdan başarıya koşmuş mermeri tırnaklarıyla kazıyarak bugünlere gelmiş bir bilim kadınımızdır. Ödül alma, ödül verme bir takdir nişanesidir. Bir ödül vermek kadar ödülü de almak insana sonsuz bir mutluluk verir. Yeter ki siz bu takdire şayan olun. İnsanlarımız bir gün gelir sizi takdir eder takdirle anar. Yeter ki siz var gücünüzle çalışın insanlık alemine hizmet edin. Nermin Abadan Unat zorluklardan kaçmamış, zor olanı kolaylaştırmak için bir bal peteği gibi, bir ipekböceği gibi koza örmüş işi kolaylaştırmanın yollarını aramış bir hizmet insanı olarak karşımıza çıkmıştır. Vehbi Koç ödülünü 2005 yılında alan Fazıl Hüsnü Dağlarca anne tarafından Konyalıdır. Gazi Alemşah Camisi’nin güneydoğu tarafında bulunan evin sahibidir. Babasının asker olması onu çok değişik yerlerde hayatının geçmesini sağlamıştır. Fakat her yaz tatillerinde Konya’ya gelip Meram'ın o güzelim havasında çay içmek onun büyük zevkleri arasında yer alırdı. Bir yaz günü yine Meram' da Feyzi Halıcı, Mehmet Önder ile çay içip sohbet ederken Çağrı Dergisi'nin de isim babalığını yapmıştır.
Gazeteci, roman ve hikaye yazarımız Tarık Buğra da hemşehrimizdir. Akşehir'lidir Akşehir’de dünyaya gelmiştir. Akşehir'de Tarık Buğra adına bir vakıf kurmuyoruz onun ismini yaşatmak için her yıl roman ve hikaye ödülleri vermiyoruz ? Ben bir türlü anlayamıyorum anlayan varsa bana da bilgi verirse çok mutlu olacağım.
Bugünkü yazımı Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın bir şiiri ile bitirmek istiyorum.
KONYA
Parlar Orta Anadolu’nun unutulmuş beyazlığı,
Genişler, vatan kadar;
Dağlarla genç,
Ovalarla bahtiyar
Cihan güzellikleri cihan üzre,
Uyumuş Selçukiler, kahraman,
Bir yeni kervan beklemektedir,
Kervansaraylarda zaman.
Asya’dan atlılar inmiş boy boy,
Kuvvet ve adalet kaplamış suları,
Taze bir imanla payidar,
Akmış küffar illerine orduları
Devirler ardında sesin,
Konya mısın, nesin?
Sonra beyler gelmiş, sultanlar gelmiş. Aşka.
Çağırmış ahu bakışları,
Her yön, bambaşka.
Bahçeler, mevsimlerle sarhoş,
Binalar, gecelerle süslü,
Öylesine bakireler, batıdan,
Ceylân yürüyüşlü, turna göğüslü
Duyurmuş ıtrını, Hinde bile,
Goncalarında meçhul açılan saksı,
Yumuşak bedenlerde naz eder,
İlmin raksı,
Nesiller sevgisinde hevesin,
Konya mısın nesin?
Sonra duyulmuş en ulu mertebe,
Vücutlarla bir olmuş, yer ve gök,
Kesilmiş toprağın üstündeki şey,
Ağrımamış kök!
Öbür dünya uğruna terkedilmiş el ve ayak,
Muhteşem bir varlık duyulmuş tane tane,
Büyük yollar burda birleşmiş,
Perişan ve mestane.
Her yanda rüzgâr ve hikmetler,
Mevlâna doldurmuş her tarafı,
Bir ince yeşil,
Aklın ve bütün insanların affı.
Ahireti mamur olmuş herkesin
Konya mısın nesin?
Sonra bir rahmetle, silkinmiş kişiler,
Siyah göllerden, harap evliyalardan,
Tekrar dönmüş mağarasına,
Bozkurtlar uykusunda kaybolan
Sefaletten buğday getirmiş yüzlerce yıl,
Çıplak tabanlarla köylüler,
Çay götürmüşler, şeker götürmüşler, radyo götürmüşler,
Susayan bozkırın köylerine bu sefer
Kuru yapraklardan, kurumuş binalardan
Dibine varmış pişmanlıklarla havuz,
Yine bir ağız vermiş onlara, tuz.
Sonsuzluklar içinde büyümektesin
Konya mısın nesin?
Batıca
Kuzeydi,
Güneycek
Doğu.
Yeryüzü yok olmuştu sanki,
Kandan,
Düşünceden.
Savaş çizgilerinde kara toprağı karanlığın geçer,
Burası Konya’mız.
Sizi sevmekle uyandım gece yarısı,
Sizi sevmekle ağladım,
Gider bir ışık üstünde.