Belki de Türkiye tarihinin en önemli dönemlerinden birisini yaşıyoruz. Fakat yönetimde varolan belirsizlik, tabanda bir rehavetin oluşmasına engel olamıyor...
***
Türkiye sanki 7 Haziran'ı hiç yaşamamış gibi bir hava hakim. Bu durumun yaşanmasındaki en büyük neden ise siyasi kanadın yeterince çalışmaması.
***
7 Haziran gecesi neler yaşandı? Bir bakalım... Siyasilerin gecesini gündüzüne katıp çalışmaları ve istişare etmeleri gerektiği, hatta geçmiş dönemlerdeki örneklerde olduğu gibi kamuoyundan gizli görüşmelerin yapılması gerektiğini işaret eden bir sonuç çıktı sandıktan. Yani milletimiz 4 partiye de uzlaşmak zorundasınız(!) dedi.
***
Siyasette tutarsızlık belki de hat safhaya çıktı bu dönemde. Bir yanda Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday çıkarttığı kişiye sırtını dönen CHP, diğer yanda seçim öncesi iktidara gelirsem şunları şunları yapacağım deyip de iktidara ortak olma şansı varken ben muhalefet olarak kalmak istiyorum diyen MHP, bir yanda biz Türkiye'nin partisiyiz sloganıyla batıya açıldığını söyleyen ama daha meclisin ilk gününde Türkiye'nin İstiklal Marşı'nı okumayan HDP...
***
Seçimlerden kimin karlı çıktığı tartışılır. Ancak şunu belirtmem gerekir ki, seçimlerden en çok ders çıkartan parti AK Parti'dir. Neden mi? Seçimin ertesi günü AK Parti il başkanları Ankara'da bir istişare toplantısı yaptı ve izlenilmesi gereken yollar tartışıldı. Ardından Musa bey de dahil il başkanları basın karşısına geçti ve 'Bu bir zaferdir' mesajı verdi. Seçimlerden sonra başka hangi parti bunu yaptı?
***
Seçmen AK Parti'ye daha yapıcı olması gerektiğini hatırlattı. AK Parti'nin de bu mesajı aldığını düşünüyorum...
***
7 Haziran gecesi neler yaşandı, demiştik ya. 7 Haziran öncesi neler yaşandı, aslında buna bakmak lazım: AK Parti'deki kriz, Melih Gökçek'in profesyonellikten uzak açıklamalarından sonra patlak verdi. Arınç, 'Ankara'yı parsel parsel sattın' dedi. Erdoğan, Arınç'a 'Dengin değil, uğraşma' talimatı verdi. Havuz medyası AK Parti dışındaki bütün partileri -ki buna Saadet ve Büyük Birlik Partisi de dahil- Hristiyanların kurduğunu ve AK Parti'yi yıkmak için kurulduğunu manşetlere taşıdı. Cumhurbaşkanı meydanlara indi. Mitinglerden ve siyasal gerilimden bıkan vatandaşların sayıyı bir hayli fazla iken, Ahmet Davutoğlu 'Ben 72 ili ziyaret ettim, sen kaç ili ziyaret ettin' diyerek yarışa girdi. Hemşehrim Davutoğlu, Erdoğancılık oynadı.
***
Peki sonuç olarak kim kaybetti... Aslında bu seçimlerin bir kaybedeni yok. Herkesin bir şeyler çıkarttığı, ders aldığı bir seçim oldu. Demokrasiyle yönetilen bir ülkede yaşadığımızı herkes hatırlamış oldu.
***
Aklıma Cumhurbaşkanlığı koltuğuna en çok yakıştırdığım isim Abdullah Gül'ün bir sözü geldi. Sakal altından AK Parti'yi uyardığı 3 Haziran'da söylenmiş bir sözdü: "Demokrasi sadece seçim değildir..."