Kilo Almak

Kilo Almak

Tabii ya... Evde yumurta bitti ve ne zamandır almadım da! Sabahları 2 3 yumurtayı haşlayıp yemek yerine bol kaşarlı tost yiyorum kaç gündür. Protein yerine karbonhidrat... Ondan aldım ben bu kiloyu!

Çok değil canım, 1 2 kilo aldım. Fakat bazı noktalarda insanın hayvandan farksız olması gerçeğine mukabil olarak, kış aylarında vücudun biraz daha yağlanması da var ve bu yumurtasız sabahlarla da birleşince toplamda 3 ila 4 kilo fazlam var şimdi. Sorsanız, çoğu kadın tarafından "Kaç kilo vermek istersin?" sorusuna verilen cevaptır bu aslında. 3-4 kilo, olur genelde... Ancak benim gerçekten de tam o kadar fazlam var şimdi. Kişisel cevabımın, popüler cevaplarla örtüşüyor olması umrumda değil.

Yaz da geliyor halbuki! İlla sahil ve havuz kenarlarını düşünmeyin. Akla genelde bu gelir çünkü. Bu noktada, popüler düşünceyle tamamen ayrışırım çünkü 'yazın gelmesi'nden kastım, şehir içinde giyilen ve kiloyu gizleme özelliğinden yoksun olan ince ve efil efil giysiler; etekler, elbiseler, kısa pantolonlar, tişörtler ve bilimum kolsuz bluzler. Yemeğin salçalısı güzeldir ama malum önermenin ikinci kısmına kesinlikle katılmam. Bir dirhem etin bin ayıp örtmesi, gibi önermeler de sadece birer avuntudur ayrıca. "Ele gelmek" falan hele... Aman, diyeyim! Kalitesizlik, paçalardan akıyor azizim!

Kadına zarafet yakışır. Oturmasında, kalkmasında, yürümesinde ve her işinde. Cinsiyetçilik, evet. Fakat Freud da çoğu zaman haklıdır zaten, ne yapacağız? "Erkek kısmına da güç yakışır. Korumasında, sabrında ve sadakatinde." diye ekleyip tek tarafa yüklenmiş olmaktan berî durduktan sonra -belki bu konuyu başlı başına bir başka yazıya saklayarak- rotayı asıl konuma; kadınlara; kiloya ve dahası kendime geri çevireceğim.

Ne diyorduk? Evde yumurta bitti, evet... Proteinli yiyeceklerle kilo almak, gerçekten de neredeyse imkansız. Bir deneyin derim. Uzun süre tok tutma özellikleri de var. Fakat tosttan, kurabiyeden, ekmekten ve o da yoksa pastadan yana ağırlıklı beslendiğiniz zaman da kilo vermek bir o kadar imkansız. Zaten hemen tekrar acıktırıyorlar. Tabii şimdi bunları yazan kişi bir diyetisyen değil ama 20 yıldır +- 2 3 kilo değişmiş birisi olarak, bunları söylemeye hakkım ve yetkim olduğunu düşündüm. Hem o ünlü hikayeyi herhalde bilirsinizdir: "Ben 20 yıllık otobüs şoförüyüm." diyen adama bizimkisi ne demiş: "Ama ben de 40 yıllık yolcuyum."

Ezcümle, kadın silüetine incelik ve zarafet yaraşır, azizim ve azizem! O ince ve renkli yazlık kumaşların içinde kuğu gibi, sülün gibi salınsak, fena mı olur? Kendi salınışımızın etkisiyle meydana gelen, boynumuza ve bileklerimize sürdüğümüz o aromatik rayihaların da etkisiyle oluşan o hafif ve latif havanın atmosfere karışması, yaz günlerine yakışmaz ve iklimle örtüşmez mi? Kadın bedeninin geniş ve toplu olmasının daha estetik duracağı yalanının pazarlanıp pompalandığı malum sosyal medya kanallarına, canlı medyanın kanmadığını da göstermiş oluruz hem belki. Hem belki... Şu çift kutuplu alemde, erkekler de erkekliğin, spor salonlarında edinilen kaslı vücutlarla değil, kişilik ve karakterle ilgili bir mevzu olduğunu hatırlar böylece.

(Kadının zarafetini sadece bedene; erkeğin gücünü de sadece kişiliğe bağlamış değilim, hayır. Fakat şu an yaşanan sahte gündemlere ve sunî gerçekliklere atfettiğim cümlelerin toplamından oluştu, bu yazı.)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri