Kıbrısta Fazla Olan ne?

.
Ben bir zamanlar (15 sene önce): “Kıbrıs’ta Eksik Olan Ne ?” başlıklı bir yazı yazmıştım.
O zamanlar eksiklik olduğu gibi, fazlalıkta olabileceği hiç aklıma gelmemişti. Veya eksiklikler dikkatimi çekerken, fazlalıklar dikkatimi çekmemişti. Belki de o zamanki eksiklikler, fazlalıkları da görmemi engellemişti. Benim gördüğüm eksiklikleri, sorumlu sorumsuz birçok insan da mutlaka görüyordu.
KKTC. de din hizmetinde, dinî eğitim ve öğretimde eksiklikler vardı.  Halen de var. KKTC. de bence en büyük eksiklikte bu idi. Diğer eksiklikleri gidermeye çalışanlar, 1974 öncesi olaylarını yeniden yaşamak istemeyenler bu eksiklikleri görmemezlikten geliyorlardı.  Halbuki görmeli idiler. Ben ta o zamanlar bütün bunları ifade etmeye ve dikkatlere sunmaya çalışmıştım.
İşte biz o tarihlerde (1990 lı yıllarda) TDV. Mütevelli Heyeti olarak dinî konularda ilgililerle görüşmeler yapmak ve incelemeler de bulunmak üzere KKTC. ne gitmiştik. Heyet başkanımız aynı zamanda Diyanet İşleri Başkanı olduğu için resmi heyet sayılırdık ve öyle de karşılandık. KKTC. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve B:aşbakan Derviş Eroğlu idi. Bizi hemen kabul ettiler. Kıbrıs’ta ki dini durumu ve çarelerini onlara da anlattık. Adayı rahatça ve yeterince gezdik. Gördük ki; KKTC. de T.C. Devleti sayesinde her şey var: Üniversiteler, camiler, vakıflar, okullar, hastaneler, oteller, hava, deniz ve kara yolları ve pırıl pırıl deniz.
KKTC. de her şey vardı ama bir şey eksikti: O da dini eğitim ve öğretim kurumları. Üniversiteler var, ilâhiyat fakültesi yok. Orta Asya Türk cumhuriyetlerinin tamamında ilâhiyat fakülteleri açıldı, orada halen yok.  Orta dereceli okullar var, İmam-Hatip lisesi yok. Balkanlarda ve Orta Asya Türk cumhuriyetlerinde imam-hatip liseleri var, orada halen yok. Bazı köylerde kiliseler var, cami yok.  Camilerde imamlık yapacak, minarelerde ezan okuyacak ve çocuklara dinlerini öğretecek din görevlisi yok.  Ama dine karşı olan sendika başkanları var, hem de fazlasıyla. Bir tek Kur’an kursu var, okuyanı yok. Bazı Türk köylerinde kilise evleri var, Kur’an kursu yok. Yehova Şahitlerinin ve Protestonlara ait kilise evlerinin çalışmaları neticesinde Hırıstiyan olan Türk ailelerinden bahsetmek istemiyorum. Girne sahillerinde yatlardan ve yarış yapan deniz motorlarından geçilmiyor. Sahiller alabildiğine çıplaklarla dolu. Şimdi sormak yeri ve hakkımız değil mi? Acaba Mehmetçik bunlar için mi Rumlarla çarpışmış ve beş parmak dağlarında şehit düşmüştü?
Eksik olanlar, olmayanlar, bir de fazlalık varmış ona da yeni muttali olduk. KKTC. de eğitim ve öğretmeler sendikaları okulları basıyorlar, yaz tatili sebebiyle  Din İşleri Dairesi (Müftülük)  tarafından okullarda resmen açılan Kur’an kurslarını  basarak yaka paça öğrencileri ve belleticileri dışarı atıyorlar. Şimdi güç onlarda ya, her şeyi yaparlar.  İşte bu densizliği yapanlarda fazlalık. Eksikliği tamamlarız, olmayanı temin ve tesis ederiz de bu fazlalığı ne yapacağız. Onları dışarı atmaktan ve bünyemizden çıkartmaktan başka çaremiz yok.  Aksi takdirde kurt misali bünyeyi yer bitirirler.
Orta dereceli okullar yaz tatiline girince Diyanet İşleri Başkanlığı durumu müsait olan ve isteyen öğrenciler için velilerinin de rızasıyla kısa süreli dinî ve ahlâkî bilgiler edinme kursları açar.  KKTC. de de Din İşleri Dairesi ilgili kurumlarla da iş birliği yaparak aynı kursları bu yıl da açmış. Bir sendika başkanı yaz tatilinde çocuklarımıza zararlı ve gerici fikirler aşılanıyor bahanesiyle yandaşlarıyla birlikte okulları basarlar, bu devirde halâ bunlarla mı uğraşıyoruz diye Rumları bile korkutacak ve utandıracak şekilde naralar atarlar.  Yaşları müsait olan çocuklara  Kur’an-ı Kerim öğretilmesini  ve dini bilgiler verilmesini okul önlerinde protesto ederler.
Anlamayanlar veya yanlış anlayanlar için bir daha tekrar edelim:
Yaz tatili devresinde yaşları, eğitim durumları ve şartları uygun olan öğrencilerin, hiçbir zorlama yapılmadan, isteyenlerine Diyanet İşleri Başkanlığının gözetim ve denetiminde camilerde, Kur’an kurslarında ve uygun olan mekânlarda dinî ve ahlâkî bilgiler verilir ve isteyenlere de Kur’an-ı Kerim öğretilir. Demek ki bu çalışmalardan rahatsız olan sendikalar sisteme değil ama verilen dini bilgilere karşılar. Neden karşı olduklarına dair net bir şey söyleseler.  Veya dinin ve dinî bilgilerin zararlarını örnekleriyle açıklasalar, haklı olup olmadıkları anlaşılır.
Geçen yılda yine, KKTC. de buna benzer bir olay daha olmuştu.  Milli Eğitim Bakanlığı, Din İşleri İdaresi Başkanlığı, Büyük Elçiliğimiz Din Hizmetleri Müşavirliğinin iş birliği neticesinde çocuk velilerinin de izni alınarak kız erkek karışık bir grup öğrenci,  bilgi ve görgülerini artırmak ve Türkiye’yi daha yakından tanımalarını sağlamak amacıyla ülkemize getirilmişlerdi.  İstanbul, İzmir ve Bursa gibi büyük illerimizde en güzel şekilde ağırlanmışlardı.  Yine malum sendikalar, çocuklara maddi hiçbir külfet yüklemeyen bu mükemmel organizasyona itiraz etmişler, çocukları velilerin izni ve haberleri olmadan zorla evlerinden alıp götürmüşler ve karanlık düşüncelerine alet etmişler diye ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunmuşlardı.
Bir şahıs bunu yapsa, olabilir der üzerinde fazla durmayız. Bir sendikanın, hem de öğretmenler sendikasının ve eğitimle uğraşanların bunu yapması düşündürücü ve endişe verici. Öğretmenler sendikası, çocuklara verilecek dinî ve ahlâkî bilgilere karşı çıkar mı? Bu olacak iş mi? Yoksa bunlar öğretmen ve eğitimci değiller mi? Yoksa bunlar Yehova Şahitleri mi, Kilise Evlerinin adamları mı? 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri