Kerpiç bürokrat kurbanı

2. Kerpiç Sempozyumu'nda konuşan Prof. Dr. Ruhi Kafescioğlu, “Kerpiç evler bürokratlar tarafından dışlandı. Betonarme yapılar desteklendi. Bir yaşam kültürü yok edildi. Kişiliksiz ve kültürsüz, içi boş briketle yapılan binalar yükseliyor” dedi

Mimarlar Odası Konya Şubesi tarafından düzenlenen 2. Kerpiç Sempozyumu Hilton Garden Inn Otel'de gerçekleşti. Sempozyumda toprak yapıların dünü ve bugünü üzerinde duruldu. Sempozyuma Mimarlar Odası Merkez Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Muhçu, Mimarlar Odası Konya Şube Başkanı M. Serdar Işık, Prof. Dr. Ruhi Kafescioğlu, diğer illerden gelen şube başkanları, bir çok mimar ve öğrenci katıldı. Sempozyumda konuşan Mimarlar Odası Merkez Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Muhçu, zamanında toprak yapıların, yani kerpiç evlerin bu coğrafyada sıkça kullanılan bir yapı malzemesi olduğunu, ancak bugün kerpiç evlerin, beton arme binalara tercih edildiğini söyledi. Kentlerdeki kültürel değerlerin tahrip edildiğini ve 2004 yılında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 'ben bu ülkeyi pazarlamakla mükellefim” sözünü hatırlatan Muhçu, “Bu sözden sonra sermayedarlar bu tılsımı temel alarak, kültür varlıklarına saldırmaya başladı. Bakanlık tarafından bu kentsel dönüşüm olarak tanımlanmıştır. Gayri menkul yatırım ortaklıklarının egemen olduğu bir şehircilik ortaya çıktı. Bu sürecin bedeliyle yurttaşlar artık yüzleşiyor. Kentleşme politikalarının sonunda 'kimliksizlik' sorunu ortaya çıktı. Kültürel süreçler yapılarda devre dışı bırakıldı. Avrupa Birliği (AB) tarafından bu sorun olarak görülüyor. Tarihi kent merkezleri ülke genelinde yağmalanıyor. Yoksullar şehirlerin dışına itiliyor. Kültür ve tarihi değerlerin yanı sıra, meralar, ormanlar, akarsular, göller, içme suyu havzaları yok olmakla karşı karşıya. Küresel şirketlerle yapılan antlaşmalarla ülke kaynakları, şirketlerin tassarufuna bırakıldı. Bu konularda Toplu Konutlar İdaresi (TOKİ) başrol oynuyor” dedi.

SELÇUKLU VE OSMANLI TAKLİT EDİLİYOR

Muhçu, TOKİ'ye ülke genelinde güçlü yetkilerin verildiğini, TOKİ'nin bir Türkiye Belediyesi haline getirildiğini söyledi. Ülke genelindeki imar kararlarına artık TOKİ'nin karar verdiğini aktaran Muhçu, “İllerin plaka numarasına göre kat sayısı belirleniyor. Özgün bir kentleşme politikası yok. Kentsel dönüşüm adı altında gündeme gelen taklitçi anlayış, kimliksizliğin ve kültürsüzlüğün ürünüdür. Selçuk ve Osmanlı, kendi dönemlerine özgün mimari anlayışlarıyla damga vurdu. Onlar kendinden öncekileri taklit etmediler. Dönüşüm politikalarının devreye sokulması için demokratik değil de otoriter politikalara ihtiyaç duyuldu. Otoriter adımlar her geçen gün biraz daha kendini hissettiriyor. Toplum yararının esas alındığı yerlerde demokratik bir anlayış vardır. Demokrasinin olmazsa olmazı olan yerelleşmenin yerini, merkezileşme aldı. Merkezi hükümet herşeye karar veriyor. Bu AB'nin yerelleşme şartına da aykırılıktır. Meslek örgütleri de işlevsiz hale getiriliyor. Kentler sağlıklı gelişmiyor. Nitelikli, kimlikli yapıların gelişmesinin teminatı olan mimarlar devre dışı bırakılmak isteniyor” açıklamasında bulundu.

KERPİÇ YAPILARA SIKÇA RASTLIYORUZ

Mimarlar Odası Konya Şube Başkanı M. Serdar Işık da, İkinci Kerpiç Sempozyumu'nu Cengiz Bektaş'ın da büyük katkılarıyla gerçekleştirmenin mutluluğu içinde olduklarını söyledi. Işık, “Neolotik dönemden beri yapı malzemesi olarak kullanılan kerpiç, Göbeklitepe ve hemen yanı başımızda bulunan Çatalhöyük arkeolojik kazı bölgelerinde mükemmel örnekler olarak karşımıza çıkmaktadır. Hatta yangınlar neticesi pişen kerpiç tesadüfi dahi olsa ilk tuğlaların oluşmasına sebep olmuştur. Kerpiç yapılara ülkemiz coğrafyasında sıkça rastlanmakla birlikte, yıllık yağışın az olduğu Güneydoğu ve İç Anadolu bölgelerindeki kırsal bölge yapılarının değişmez yapı elemanıdır. Yerinde temin malzeme olması, hemen hemen sıfır maliyet oluşturması, elinden biraz iş gelenin kendi yapısını kolaylıkla oluşturmasını sağlamaktadır. Isıyı koruması, aynı zamanda nemlenmeyi önlemesi kerpiçle yapılan evlerin sağlıklı olmasının nedenidir. Son dönemlerde yetkililerden sıkça duyduğumuz 'kerpiçten kurtulmamız lazım' sözleri büyük bir cehalet ve bilgisizlik örneğidir. Yıkılan kerpiç binaların yıkılma sebebi kerpiç değil, derme çatma inşa edilmiş olmalarıdır. Şu an burda bulunan hocalarımız 1980'li yıllardan beri yaptıkları çalışmalarla kerpici doğal katkı maddeleri kullanarak ucuz, dayanıklı ve sağlam bir yapı elemanı haline getirmiş olmaları dahi yetkililerin dikkatini çekmeye yetmemiştir” diye konuştu. 'Toprak Yapıların Dünü ve Bugünü' konulu bir sunum yapan Prof. Dr. Ruhi Kafescioğlu ise, kerpiç evlerin dışlanmasından duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Kafescioğlu, “Kerpiç evler bürokratlar tarafından dışlandı. Beton arme yapılar desteklendi. Kerpiç evler üzerine bir araştırma yapan meslektaşımız 'Türkiye bu kerpiç evler ayıbından kurtulmalıdır' diye açıklamalarda bulundu. Bu söze katılmamak elde değil. Kerpiç dayanıklı ve her yerde kolayca bulunan bir yapı malzemesi. Tarihsel sürek içinde ilk çağlardan beri sıkça kullanılan bir malzeme. Kerpiç, coğrafyamızda geniş bir kullanım alanı buldu. Ancak bugün kerpiç, hor görülüyor, devre dışı bırakılıyor. Yetkilerin bu anlayışı toplumun tamamına yansıdı. Bir yaşam kültürü yok edildi. Kişiliksiz ve kültürsüz, içi boş briketle yapılan binalar yükseliyor. Şu anda ülkemizde kerpiç ile inşa edilen kerpiç ev yok” diyerek sözlerini tamamladı.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Gündem Haberleri