Kendi İşini Kendin Görebiliyorsan Ne Mutlu!

Halim Selvi

Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem bir gün bazı sahâbîleriyle oturuyordu. Onlardan kısa bir süre önce biat almıştı, ama o gün bu biata yeni bir madde eklemek istedi. Ashabına dönerek:

“Allah'ın elçisine biat etmeyecek misiniz?” diye sordu. Onlar da:

“Ey Allah'ın Resûlü biz sana biat ettik ya!” dediler. Resûlullah biraz sonra aynı soruyu tekrar sorunca, yeniden biat etmek üzere hemen ellerini uzatıverdiler. Efendimiz bu sahâbîlere Allah'a itaat etmek ve namaz kılmak gibi birkaç tavsiyeden sonra “Kimseden bir şey istememek üzere biat etmelerini" istedi. Onlar da Allah’ın elçisine bu şartla biat ettiler ve verdikleri söze öylesine bağlı kaldılar ki, görenlerin anlattığına göre, binitleri üzerindeyken kamçıları yere düşse onu kimseden istemez, yere inip kendileri alırdı. (Müslim)

Güzel olan şudur: Ne zaman karşılığında hiç bir şey beklemeden, istemeden bir insana bir iyilik yaptık, yapabildik. Güzel ahlak, iyi huy budur işte…

Çekinmek mi? Kimseden bir şey istememek “çekinmek” diye düşünen bu insanlara şaşarım. Teklif edilen yada arzulanan bir şeyi istemek belki işimi kolaylaştırır, rahatıma yarar gibi görünüyor. Aslında ben onu kendim yapabilecekken niye senden isteyip, sana minnet edip istenmeyen duruma düşeyim? Asalak pozisyonunda olmak daha kötüsü olsa gerek.

Doğrudan konuya giriş yaptık ama bir de madalyonun1 bu konuya dolaylı ilintili yönü var. El elin eşeğini türkü çağırarak arar demiş atalarımız. Bunun bir de hikâyesi var dostlar. Önce hocanın hikayesi;

Bir gün Nasrettin Hoca bağında bahçesinde çalışırken kalabalık bir grubun kendine doğru yaklaştığını görmüş.’ Hayırdır, bir şey mi oldu?’ diye sormuş. ‘Aman sorma,’ demiş içlerinden birisi, ‘ağanın eşeği kaybolmuş. Herkes etrafa salındı, eşek arıyoruz. Sana zahmet sen de senin bağını arar mısın?’ ‘E ararım tabii’ demiş hoca.

‘Tamam, biz de aşağı bağlara bakalım’ diyerek köylüler hocanın yanından ayrılmışlar. Aradan biraz zaman geçmiş, köylüler aynı yoldan geri dönerken bağının içinde hocayı yanık yanık türkü çağırıp gezerken görmüşler. Tabii bir anlam verememişler gördüklerine. ‘Hocaaam, hocaaam,’ diye bağırmış biri.

Hoca gayri ihtiyari kafasını kaldırıp bakmış ne oluyor gibilerden. ‘Ne yapıyorsun hocam?’ demiş köylü. ‘E eşek arıyorum’ demiş hoca ilgisizce. ‘Aman hocam, türkü çağırıp geziyorsun. Doğru dürüst baktığın ettiğin yok ki. Allah aşkına eşek böyle mi aranır?’ ‘Eeeee,’ demiş hoca, ‘el, elin eşeğini türkü çağırarak arar.’

Buna benzer, bu manayı çağrıştırıcı atasözleri de vardır; ‘Benden Sonra Tufan’, ‘Önce Can, Sonra Canan.’ ve ‘Bana Dokunmayan Yılan Bin Yaşasın’, gibi.

Ancak poz vermek, ‘mış’ gibi görünmek, yapmak için yapmak. Yapıyor gibi görünürler ancak canı gönülden, seve seve yapmazlar. Aralarında dostluk ve yakınlık bulunmayan kişiler birbirleri için yapacakları fedakârlıklarda gerçek dostlar gibi olamazlar.

Meselenin daha özünde kimseden bir şey talep etmemek, dünyalık adına kimseden bir şey istememek var. Peygamberimiz (sav) "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyurmuştur (Ahmed b. Hanbel, Müsned)

Size bahşetmesini1 Allah'tan dileyiniz. Çünkü Allah kendisinden bir şey dilenmesinden hoşnut olur." (Tirmizî)

Bir kudsi hadiste Allah (cc) “Kullarım! Gelmişiniz, geleceğiniz, insanınız, cinleriniz bir yerde toplanıp benden istekte bulunacak olsanız, ben de her birinize istediğinizi ayrı ayrı versem, bu benim mülkümden iğne denize girdiğinde denizden ne eksiltirse işte ondan fazla bir şey eksiltmez." (Müslim)

İnsanlar kendilerinden bir şey isteyenleri fazla sevmez, onlara değer vermezler. Bize İslam’ı en doğru, en güzel şekliyle öğreten Peygamberimiz (asm), her şeyi Allah'tan istemeyi, mecbur kalmadıkça insanlardan bir şey istememeyi öğretmiştir.

İnsanlardan bir şey istemek bir tür değer ve sevgi kaybına uğramaktır. Peygamber Efendimiz sav buyurmuştur: “Dünya ve dünyalıklardan yüz çevir ki, Allah seni sevsin; halkın elinde olandan yüz çevir ki, insanlar seni sevsin.” (İbni Mâce)

Allah, bizim her şeyi kendisinden istememizden hoşnut oluyor. Hiçbir aracı olmaksızın dua ve yakarışla istememizden arzu ediyor. Kul ise, kendinden bir şey istenmesini arzu etmediği gibi, isteyene de sıcak bakmıyor. Allah, her isteyene muradını vermenin hazinesinden bir şey eksiltmeyeceğini bilir, kul ise verirsem malım, servetim azalır diye kaygılanır, korkar.

Dayım bir gün yorgun argın eşeği sarmış köye doğru gelirken tepenin birinde çuvallar yıkılır. Kendi başına ‘gözü yemez 2 ‘,biraz bekler. Bir bakar ki yaşı ilerlemiş bir köylü geliyor. Heyecanla köylüye seslenir dayım:’Emmi! Eşeği sarmama yardım eder misin?’ Yaşlı köylü eliyle geldiği yolu işaret ederek: ‘Şimdi genç birisi geliyor, ona söylersin, senin işini halleder!’ demiş. Dayım umutla beklemiş ama gelen giden yok. Ikına sıkına/ çok güç harcayarak, kendini zorlayarak eşeği tekrar sarar. Eşekle hızlıca yön alıp, yürüyerek giden yaşlı köylüye yetişirler.Dayım: ‘Emmi hani genç birisi gelecekti, bana yardım edecekti’ diye sorar. Yaşlı Köylü: ‘Gelmiş, yardım etmiş ya!’ der. ‘Emmi genç birisi gelecekti, gelmedi. Ben kendim sardım’ diye cevap verir dayım. Yaşlı Köylü: ‘İşte o genç sensin! hay yavrum’ diye cevap vermiş. Dayım yaşlı amcanın bakışlarında ‘Boşuna kimseden yardım isteme, el elin eşeğini türkü çağırarak arar.’ bakışı sezebilmeliydim diye iç çeker. Anlamıştır ki artık; kendi işini görebiliyorsan senden mutlusu yok. Kendi işini görebiliyorsan senden kaptanı yok. Bugünden işleri başkalarına yaptırırsan, başkalarından yardım beklersen yarın hep başkalarından bekler durursun.Unutma bu hem kendini hem başkalarını yorar. Mamafih kendi işimi kendim yapmalıyım. Bir atasözüyle bitirelim. Kurda neden boynun kalın? Demişler, işimi kendim görürüm de ondan demiş.

 

----------------------------------------

  1. Madalyonun öteki (diğer, arka) yüzü: (deyiminin anlamı) "Olumlu bir iş, bir durum veya bir olayın düşünülmesi, hesaba katılması gereken olumsuz yönü" anlamında kullanılan bir söz.

  2. Karşılıksız olarak vermek, sunmak, bağışlamak

  3. Bir işi yapacak güç ve yeteneği kendinde bulamamak

 

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.