Konya Kültürünü Araştırma, Geliştirme ve Yayma Derneği (Konya Derneği) ile Konya ve Yöresi Tarih Araştırmaları Merkezi tarafından ortaklaşa düzenlenen "Kazım Karabekir Paşa'yı” anma toplantısı 22 Ocak 2011 Cumartesi günü saat 14.00’de İl Halk Kütüphanesi Salonu’nda gerçekleştirilecektir.
İstiklal Harbimizin Doğu Cephesi Komutanı ve Doğu Cephesi Fatihi olarak da anılan Kazım Karabekir Paşa 1882 yılında İstanbul'da Küçük Mustafa Paşa Mahallesi’nde dünyaya gelmiştir. Kazım Karabekir Paşa 26 Ocak günü bir kalp krizi sonunda hayata gözlerini kapamıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi iken aramızdan ayrılan Kazım Karabekir Paşa’nın kabri Ankara Şehitliği’ndedir.
Kazım Karabekir Paşa’nın vefatının 63. yılında onu bir kez daha anmak için düzenlenen "Anma töreninde Selçuk Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Nuri Köstüklü Kazım Karabekir Paşa'nın hayatını ve yaptıkları hizmeti anlatacaktır.
Kazım Karabekir Paşa’nın aramızdan ayrılışının 630 yıl münasebetiyle Prof. Dr. Nuri Köstüklü'nün araştırıp yazdığı, "Kazım Karabekir ve Eğittim" konulu eserini tanıtmak istiyorum.
Kazım Karabekir ve Eğitim isimli eser Çizgi Kitapevi tarafından yayınlandı çok büyük bir ilgi gören bu eserin giriş bölümünde Prof. Dr. Nuri Köstüklü özetle şunları söylemektedir:
Milli Mücadele'nin önde gelen şahsiyetleri arasında Karabekir'in büyük bir yeri vardır. O, Milli Mücadele'nin ilk günlerinden beri Atatürk'e bağlılığını göstermiş ve bu bağlılığını, Mustafa Kemal Paşa'nın tutuklanması emrine uymayıp, O'nu "Bütün kolordumla yine emrinizdeyim, bütün emriniz yine eskisi gibi derhal yerine getirilecektir" sözleriyle baş tacı etmiştir. Yine Milli Mücadele'nin ilk moral kaynağını teşkil eden zafer haberleri Karabekir'in komutasındaki 15. Kolordu'dan gelmiştir.
Tarih bilgilerimiz arasında askeri bir şahsiyet olarak hatırlanan Karabekir, aslında tek yönlü olmayıp, O'nun maarifcilik gibi cephesi de vardır. Karabekir'in maarif sahasında yaptığı hizmetler Milli Mücadele ve Türk Eğitim Tarihinde iz bırakacak boyuttadır. Gerçi kendisi bir "eğitimci" olmadığını söylerse de onun bu tevazusu, elinizdeki bu çalışmada ortaya konan gerçekleri gözardı etmemiz için yeterli değildir.
Karabekir Paşa, Doğu’da kolordu komutanı olarak bulunduğu sürede Ermeni zulmü sonucu ve savaş şartlarında yetim, öksüz ve bakımsız kalmış binlerce çocuğun eğitimiyle ilgilenmiş, öğrencileri ve halkı milli duygularla mücehhez kılmaya çalışmış, bu amaçla kendine has okullar, kurslar açmış ve çeşitli sosyal faaliyetler yapmıştı. Bu cümleden olmak üzere, Prof. Z. Fahri Fındıkoğlu Karabekir'den şöyle bahsetmektedir: "Kurtuluş Savaşı'nın ilk günlerinde yeni kurtarılmış ve kurtuluşunda kendisinin büyük payı bulunan, perişan şark şehirlerinde nev'i şahsına mahsus bir terbiye ve öğretim cihazı kuran bu gerçekten vatanperver adama Türk Maarif Tarihi’nde ayrı bir yer ayırmak zarureti vardır. "
Asker olmasına rağmen, devletin ancak irfan ordusuyla yükselebileceği şuurunda olan Karabekir, ayrıca çeşitli vesilelerle ilgili makamlara maarif konusunda yapıcı tenkitlerde bulunmuş, karşılaşılan problemlere yönelik bazı çözüm yolları da tavsiye etmişti. Bilindiği gibi, Osmanlılarda eksiklerin veya yanlışların hissedilmeye başlandığı XVII. yy: ortalarından itibaren, devletin ileri gelenleri, ulema ve komutanlar karşılaşılan bazı problemlere çözüm yolları önerirler ve bunları yazılı olarak padişaha veya ilgili makama verirlerdi. Koçi Bey Risalesi ile başladığı kabul edilen bu yazılı metinlere "layiha" denmektedir. Karabekir'in de yukarıda bahsedilen hareketleri, Türk devlet hayatında görülen "layiha verme" geleneğinin bir devamı şeklinde düşünülebilir.
Kazım Karabekir'in eğitim alanında getirdiği bazı yenilik ve prensiplerin, kısmen, Osmanlı dönemi eğitim politikasında da yer aldığını görebilmekteyiz. Nitekim, Tanzimat'tan itibaren eğitim sahasında bazı yenilikler yapılmak istenmiş, eğitimde teknik öğretime ve pratik öğretim yöntemlerine ehemmiyet verir bir tutum içerisine girilmişti.
06 Ekim 1913'te kabul edilen "Tedrisat-ı İbtidaiye Kanun-ı Muvakkati" ile teknik öğretime de yayılma imkanı tanınmıştı. Eğitim sisteminde Fransız okulları sistemine uyularak programlara, resim-iş, müzik ve beden terbiyesi gibi yeni dersler konulmuş, ziraat, ev idaresi, biçki dikiş gibi pratik çalışmalara da yer verilmişti. Mevcut öğretim kurumları yanında yeni tarzda okullar açılmaya çalışılmıştır
Kazım Karabekir Paşa, asker, devlet adamı, çok iyi bir baba olmanın yanında güzel sanatlara da büyük önem vermiş keman çalmış şiirler yazmıştır. Kazım Karabekir Paşa’nın Ülkü Marşı şiiriyle yazıma noktayı koymak istiyorum
ÜLKÜ MARŞI
Tarih bize, Türk dedi:
Baş-ülkü, güven dedi.
Dört bucağı taradık,
Bu talii aradık.
Bazen, büyük hız aldık;
Bazen, yenildik, kaldık;
Fakat, asla yılmadık;
Ülkümüze kıymadık.
Büküp, en kavi yolu;
Tarihimiz, şan dolu.
Sağlam bir Vatan oldu
Sonunda, Anadolu.
Salabetli, sağlamaz;
Çok samimi insanız;
Sadakatle, sabırla
Sarılırız, her işe.
Her güçlüğü yeneriz;
Hakka boyun eğeriz.
Ölüm bile vız-gelir,
Bize, yılmaz Türk denir
Dünya varsa, biz varız;
İstiklalle yaşarız;
Son dağ-başı, son kal'a
Son ordu, son aile!..
(Ankara,1924)
İstiklal Harbimizin kahramanlarından Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, Kazım Karabekir, Feyzi Çakmak ve diğer silah arkadaşları ile şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum.
NOT: Cumartesi günü saat 14’de İl Halk Kütüphanesi Salonu’nda yapılacak anma toplantısına katılım serbesttir. İsteyen gelebilir.
İstiklal Harbimizin Doğu Cephesi Komutanı ve Doğu Cephesi Fatihi olarak da anılan Kazım Karabekir Paşa 1882 yılında İstanbul'da Küçük Mustafa Paşa Mahallesi’nde dünyaya gelmiştir. Kazım Karabekir Paşa 26 Ocak günü bir kalp krizi sonunda hayata gözlerini kapamıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi iken aramızdan ayrılan Kazım Karabekir Paşa’nın kabri Ankara Şehitliği’ndedir.
Kazım Karabekir Paşa’nın vefatının 63. yılında onu bir kez daha anmak için düzenlenen "Anma töreninde Selçuk Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Nuri Köstüklü Kazım Karabekir Paşa'nın hayatını ve yaptıkları hizmeti anlatacaktır.
Kazım Karabekir Paşa’nın aramızdan ayrılışının 630 yıl münasebetiyle Prof. Dr. Nuri Köstüklü'nün araştırıp yazdığı, "Kazım Karabekir ve Eğittim" konulu eserini tanıtmak istiyorum.
Kazım Karabekir ve Eğitim isimli eser Çizgi Kitapevi tarafından yayınlandı çok büyük bir ilgi gören bu eserin giriş bölümünde Prof. Dr. Nuri Köstüklü özetle şunları söylemektedir:
Milli Mücadele'nin önde gelen şahsiyetleri arasında Karabekir'in büyük bir yeri vardır. O, Milli Mücadele'nin ilk günlerinden beri Atatürk'e bağlılığını göstermiş ve bu bağlılığını, Mustafa Kemal Paşa'nın tutuklanması emrine uymayıp, O'nu "Bütün kolordumla yine emrinizdeyim, bütün emriniz yine eskisi gibi derhal yerine getirilecektir" sözleriyle baş tacı etmiştir. Yine Milli Mücadele'nin ilk moral kaynağını teşkil eden zafer haberleri Karabekir'in komutasındaki 15. Kolordu'dan gelmiştir.
Tarih bilgilerimiz arasında askeri bir şahsiyet olarak hatırlanan Karabekir, aslında tek yönlü olmayıp, O'nun maarifcilik gibi cephesi de vardır. Karabekir'in maarif sahasında yaptığı hizmetler Milli Mücadele ve Türk Eğitim Tarihinde iz bırakacak boyuttadır. Gerçi kendisi bir "eğitimci" olmadığını söylerse de onun bu tevazusu, elinizdeki bu çalışmada ortaya konan gerçekleri gözardı etmemiz için yeterli değildir.
Karabekir Paşa, Doğu’da kolordu komutanı olarak bulunduğu sürede Ermeni zulmü sonucu ve savaş şartlarında yetim, öksüz ve bakımsız kalmış binlerce çocuğun eğitimiyle ilgilenmiş, öğrencileri ve halkı milli duygularla mücehhez kılmaya çalışmış, bu amaçla kendine has okullar, kurslar açmış ve çeşitli sosyal faaliyetler yapmıştı. Bu cümleden olmak üzere, Prof. Z. Fahri Fındıkoğlu Karabekir'den şöyle bahsetmektedir: "Kurtuluş Savaşı'nın ilk günlerinde yeni kurtarılmış ve kurtuluşunda kendisinin büyük payı bulunan, perişan şark şehirlerinde nev'i şahsına mahsus bir terbiye ve öğretim cihazı kuran bu gerçekten vatanperver adama Türk Maarif Tarihi’nde ayrı bir yer ayırmak zarureti vardır. "
Asker olmasına rağmen, devletin ancak irfan ordusuyla yükselebileceği şuurunda olan Karabekir, ayrıca çeşitli vesilelerle ilgili makamlara maarif konusunda yapıcı tenkitlerde bulunmuş, karşılaşılan problemlere yönelik bazı çözüm yolları da tavsiye etmişti. Bilindiği gibi, Osmanlılarda eksiklerin veya yanlışların hissedilmeye başlandığı XVII. yy: ortalarından itibaren, devletin ileri gelenleri, ulema ve komutanlar karşılaşılan bazı problemlere çözüm yolları önerirler ve bunları yazılı olarak padişaha veya ilgili makama verirlerdi. Koçi Bey Risalesi ile başladığı kabul edilen bu yazılı metinlere "layiha" denmektedir. Karabekir'in de yukarıda bahsedilen hareketleri, Türk devlet hayatında görülen "layiha verme" geleneğinin bir devamı şeklinde düşünülebilir.
Kazım Karabekir'in eğitim alanında getirdiği bazı yenilik ve prensiplerin, kısmen, Osmanlı dönemi eğitim politikasında da yer aldığını görebilmekteyiz. Nitekim, Tanzimat'tan itibaren eğitim sahasında bazı yenilikler yapılmak istenmiş, eğitimde teknik öğretime ve pratik öğretim yöntemlerine ehemmiyet verir bir tutum içerisine girilmişti.
06 Ekim 1913'te kabul edilen "Tedrisat-ı İbtidaiye Kanun-ı Muvakkati" ile teknik öğretime de yayılma imkanı tanınmıştı. Eğitim sisteminde Fransız okulları sistemine uyularak programlara, resim-iş, müzik ve beden terbiyesi gibi yeni dersler konulmuş, ziraat, ev idaresi, biçki dikiş gibi pratik çalışmalara da yer verilmişti. Mevcut öğretim kurumları yanında yeni tarzda okullar açılmaya çalışılmıştır
Kazım Karabekir Paşa, asker, devlet adamı, çok iyi bir baba olmanın yanında güzel sanatlara da büyük önem vermiş keman çalmış şiirler yazmıştır. Kazım Karabekir Paşa’nın Ülkü Marşı şiiriyle yazıma noktayı koymak istiyorum
ÜLKÜ MARŞI
Tarih bize, Türk dedi:
Baş-ülkü, güven dedi.
Dört bucağı taradık,
Bu talii aradık.
Bazen, büyük hız aldık;
Bazen, yenildik, kaldık;
Fakat, asla yılmadık;
Ülkümüze kıymadık.
Büküp, en kavi yolu;
Tarihimiz, şan dolu.
Sağlam bir Vatan oldu
Sonunda, Anadolu.
Salabetli, sağlamaz;
Çok samimi insanız;
Sadakatle, sabırla
Sarılırız, her işe.
Her güçlüğü yeneriz;
Hakka boyun eğeriz.
Ölüm bile vız-gelir,
Bize, yılmaz Türk denir
Dünya varsa, biz varız;
İstiklalle yaşarız;
Son dağ-başı, son kal'a
Son ordu, son aile!..
(Ankara,1924)
İstiklal Harbimizin kahramanlarından Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, Kazım Karabekir, Feyzi Çakmak ve diğer silah arkadaşları ile şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum.
NOT: Cumartesi günü saat 14’de İl Halk Kütüphanesi Salonu’nda yapılacak anma toplantısına katılım serbesttir. İsteyen gelebilir.