Torku Konyaspor zar zor, kör topal üç puanı hanesine yazdırdı. Süper Lig’de Mersin İdmanyurdu maçının ardından galibiyet yüzü göremeyen ekibimiz için Eskişehirspor önünde alınan üç puan som altın değerinde.
Puan cetvelinde kendinize yakın takımlarla oynadığınız müsabakaların anlamı diğerlerine göre çok farklıdır. Eskişehirspor maçını da bu kategoride değerlendirip maçın analinizini bu pencereden yapmak gerekiyor.
Zorlu mücadeleyi golden önce ve golden sonra diyebileceğimiz iki bölüme ayırmak gerekiyor.
Torku Konyaspor gole kadar sürekli rakibinin üzerine gitmek isteyen ancak bir türlü istediği pozisyonları yakalayamayan bir ekip görüntüsündeydi. Sanki iki tur üzerinden oynanan bir final maçının ilkini kaybetmiş, hatta ikinci maç için beraberliğin bile kendisine yetmeyeceğini bilen bir takım gibi şuursuzca rakibinin üzerine yüklendi. Bunu son derece normal karşıladığımı da belirtmek istiyorum. Uzun süredir maç kazanamamış bir ekibin kısa yoldan sonuca ulaşmak istemesi doğal.
Diğer taraftan Eskişehirspor’un sahadaki görüntüsü ise evlere şenlikti. Sıralamada kritik bir noktada yer alan bir takımın, deplasmanda bu kadar rahat bu lakayıt futbol oynaması bana pek normal gelmedi. Eskişehirsporlu futbolcuların 1-0 geride olmalarına rağmen, 60’ncı dakikakaya kadar formalarını tek damla terletmeyecek şekilde mücadele etmeleri Torku Konyaspor’un işini kolaylaştırdı.
Golden sonra ilk yarı sonuna kadar idare eden bir takım hüviyetinde olan yeşil beyazlılar, ikinci yarıya skoru korumak için sahaya çıkınca; iki topu birarada yapamayan konuk takıma hücum yapma fırsatını tanıdı.
Uzun süredir Aykut Hoca’nın tercihleri tartışılıyor. Tercihler konusunda yapılan tartışmalara karşıyım. Bunu tartışmak yerine takımı nasıl oynattığı üzerinde durmakta fayda var. Hoca’nın bu müsabakada tartışılacak tek kararı ikinci yarıda rakibin ilk yarıya oranla çok daha fazla topla oynama imkanının olmasıydı. Aykut Hoca buna fırsat vermemeliydi.
Elbette çok uzun süredir kazanamayan bir takım var ve ayrıntıların hiç birine bakılmaksızın alınacak 3 puan son derece kıymetli. Aykut Hoca’nın skoru koruma isteğinin bundan kaynaklandığını düşünüyorum.
Daha rahat, daha keyifli, daha baskılı, futbol oynayabilmek için takımın kazanmaya alışması gerekiyor. Bunun içinde nasıl futol oynandığının üzerinde durulmamalı. Burada sonuçlar önem kazanıyor. Torku Konyaspor’un önümüzdeki iki haftada alacağı en azından bir galibiyet, bir beraberlik sonraki müsabakalarda taraftara çok daha keyifli maçlar izlettirecektir.
Sözün özü; benim için son dakikalarda bir tarafın skoru koruma telaşı diğer tarafın en azından bir puan düşüncesiyle rakibinin üzerine gitmesinden kaynaklanan heyacanın dışında sıradan öylesine bir karşılaşmaydı.
Hatta bu maçın kimlerin arasında hangi ligde oynandığını bilmeseydim, kendimi bir 3.lig karşılaşması izlediğimi zannederdim.
Ama en azından şu an için önemli olan sonuç. Nihayetinde Torku Konyaspor kazandı ve haftayı karlı kapattı. Ancak önümüzdeki haftalarda en azından bu müsabakada gördüğümüz gibi çapsız güçsüz sahada ne yaptığını bilmeyen Eskişehirspor gibi takımlar karşımıza çıkmayacaktır. Daha dişli daha organize takımlara karşı durabilmek için Torku Konyaspor’un biraz daha derli toplu oynaması ne yaptığını, ne istediğini bilen bir takım gibi mücadele etmesi şart. Değilse zor, sıkıntılı ve sancılı günler çok uzağımızda değil.