Adam olarak görmek istediğimiz insanlar ‘adam’ olunca, ‘adam’ gibi davranınca duygulanıyoruz…
Öyle hale gelmişiz ki, sanki bazı makamlar gülümsememeyi gerektiriyor. Sertlik, tepeden bakma, daha da ötesi kendini olduğu yerin kralı gibi hissetme, o makamın şanıymış gibi davranılıyor.
Geçen gün, böyle bir makamda olan arkadaşımla muhabbet ederken çok duygulandım. Adamdı çünkü, muhatabını adam yerine koyuyordu.
Böyle makamların insanların gönüllerine girmesi çok ucuz. Sadece bir tebessüm, küçük bir ilgi, karşısındakine kendi gibi bir insan olduğunu hissettirme. Hepsi bu kadar! Beleş gönül kazanma…
Çok duygulandım. Ben de köyümün saf çocuğuyken o makama yaklaşmak haddime değildi. Korkardım. Çünkü onlar farklıydı… nasıl farklı? Ne bileyim farklıydı işte…
O arkadaşımın da etkisinde kaldığı görüntüleri, çalakalem ifade ettiği duyguları paylaşmak istedim:
“Ben garipler diyarında vuruldum
Küçük bir kuş zannettiler koca yüreğimi
Gülmem ağır geldi, konuşmam ağır!
Vurdular ‘BEN’liklerinde bitirdikleri beni.
Çok şey değildi istediğim, çok zor değildi istediğim
Bir tebessüm… çok görmeyin isteğimi
Sadece bir tebessüm, sonra vurun beni
Çok yabaniydim çok vahşi
Muhatap alınmak bile değmezdi bana
Cahildim; anlamazdım anlatsalar da
Bir küçümser bakış layıktı bana.
Size gelsem bütün ezikliğimle
Sessiz dursam, isteyemesem hiçbir şeyi
Görseniz yağız yiğit bir delikanlının nasılda iki büklüm ezildiğini
Çaresiz olduğumu göstersem
Ve sizin beni ezdiğinizi iliklerinize kadar hissettirsem,
Yinede bir tebessüm etmez misiniz bana
Haklısınız değmem bir tebessümlük zamana
Yıkık durmak yakışıyor bana.
Sadece küçümsenmek layıktır varlığıma…”
Yirmili yaşlarda bir delikanlının, kapıdaki çekingen ve ezik duruşunun kısacık bir ifadesi.
Bu temiz insanları ‘kocaman adamlar(!)’ öldürdü! Özgüveni olmayan, kendini dışlanmış hisseden, değersiz gören birinden ne beklersiniz ki! Yada bir şey beklemeye hakkınız var mı!?
Öyle hale gelmişiz ki, sanki bazı makamlar gülümsememeyi gerektiriyor. Sertlik, tepeden bakma, daha da ötesi kendini olduğu yerin kralı gibi hissetme, o makamın şanıymış gibi davranılıyor.
Geçen gün, böyle bir makamda olan arkadaşımla muhabbet ederken çok duygulandım. Adamdı çünkü, muhatabını adam yerine koyuyordu.
Böyle makamların insanların gönüllerine girmesi çok ucuz. Sadece bir tebessüm, küçük bir ilgi, karşısındakine kendi gibi bir insan olduğunu hissettirme. Hepsi bu kadar! Beleş gönül kazanma…
Çok duygulandım. Ben de köyümün saf çocuğuyken o makama yaklaşmak haddime değildi. Korkardım. Çünkü onlar farklıydı… nasıl farklı? Ne bileyim farklıydı işte…
O arkadaşımın da etkisinde kaldığı görüntüleri, çalakalem ifade ettiği duyguları paylaşmak istedim:
“Ben garipler diyarında vuruldum
Küçük bir kuş zannettiler koca yüreğimi
Gülmem ağır geldi, konuşmam ağır!
Vurdular ‘BEN’liklerinde bitirdikleri beni.
Çok şey değildi istediğim, çok zor değildi istediğim
Bir tebessüm… çok görmeyin isteğimi
Sadece bir tebessüm, sonra vurun beni
Çok yabaniydim çok vahşi
Muhatap alınmak bile değmezdi bana
Cahildim; anlamazdım anlatsalar da
Bir küçümser bakış layıktı bana.
Size gelsem bütün ezikliğimle
Sessiz dursam, isteyemesem hiçbir şeyi
Görseniz yağız yiğit bir delikanlının nasılda iki büklüm ezildiğini
Çaresiz olduğumu göstersem
Ve sizin beni ezdiğinizi iliklerinize kadar hissettirsem,
Yinede bir tebessüm etmez misiniz bana
Haklısınız değmem bir tebessümlük zamana
Yıkık durmak yakışıyor bana.
Sadece küçümsenmek layıktır varlığıma…”
Yirmili yaşlarda bir delikanlının, kapıdaki çekingen ve ezik duruşunun kısacık bir ifadesi.
Bu temiz insanları ‘kocaman adamlar(!)’ öldürdü! Özgüveni olmayan, kendini dışlanmış hisseden, değersiz gören birinden ne beklersiniz ki! Yada bir şey beklemeye hakkınız var mı!?