Geçtiğimiz günlerde şâibeli oylamalar sonucu ABD Temsilciler Meclisi ile İsveç Parlamentosu’nda kabul edilerek Türk-İslâm düşmanı siyonist ve mason mahfiller tarafından gündemde tutulmaya devam edilen “Ermeni Tasarısı”nın gerçeği yansıtmadığını ortaya koyan Divriğili Piroğlu Dr. Fahrettin Erdoğan bey, 1954’te “Türk ellerinde hatıralarım” adı ile basılan ve Kars Turizm ve Tanıtma Derneği tarafından 40 yıl önce “Kars ili ve çevresinde Ermeni mezâlimi” adı ile yayınlanan kitapta tüyler ürperten belge ve bilgiler yer alıyor. 1917’de sürgünden döndükten sonra Kars Millî Şûra Hükümeti’nde Hariciye Mümessili olarak görev yapan Piroğlu, 1918’de Kars’ın ilk kurtuluşu ile bu s ıradaki Ermeni mezâlimini tanık olarak şöyle anlatıyor:
“Erzurum’dan kaçan Ermeniler, Rusların bıraktığı Gedik Satılmış ve Başgedikler’deki 4 bin esir Türk askerini Gümrü ile Karakilise’ye götürerek katlettiler. Sarıkamış’tan gelen 400 erlik Ermeni kuvveti, Yenigazi’den 35, Karahamza’dan 250 çocuk çoluğumuzu kırdı. Katranlı köyüne toplanan Türkmen köylülerinden bin dörtyüz kişiyi, çoluk çocuğa da tecavüz ederek yaktılar. Cavlak’tan 38, Alisofu, Akpınar ve Karaçayır köylülerini de toptan sürerek Dölbentli’de samanlıklara doldurup, yakmak suretiyle şehuid ettiler. Berne (Koyunyurdu) köyüne götürülen Tahtdüzü köylülerinden 1500 çoluk çocuğu da makineli tüfekle kırıp, ot ve samanla birlikte yaktılar. İğdir köyünden 50, Tozluca’dan 242, Oluklu’dan 200, Çilehane’den 300, Hacı Halil’den 800 kişiyi şehid ettiler.
Kars’ın doğusundaki Şüregel (Başgedikler ve Kızılçakçak/Akyaka) köylerinde 1918 yılı Nisan’ında Ermenilerin yaptığı korkunç mezâlimin şehid sayısını Kars Millî Şûrası Reisi Cihangiroğlu İbrahim Aydın bey, 1919’da Malta Adası’nda sürgünde olduğu sırada yazdığı hatıratında anlatmıştır. Bunun aslı Kars Özel İdare Müdürü olan büyük oğlu İsmail Aydın’da, sureti de Samed Ağaoğlu’da bulunmaktadır”
Belgelerde, Ermeni birliklerinin 1878’de Rus sınırı gerisine çekildikten sonra, o çevredeki Müslümanları da mezâlim ile korkunç kıyıma uğrattıklarını kaydediyor. Sarıkamış’ta yol yapımında çalıştırılmakta olan 1800 esir Türk askerinin de arka arkaya öldürüldüğü anlaşılıyor. Sarıkamış, Kars, Gümrü, Kağızman, Ardahan ve Ahılkelek bölgeleri birer fecaat alanı hâline gelerek, Kars ve Sarıkamış’ın yakıldığı görülüyor. 29 Nisan 1918’de Gümrü’den 500 araba ile Ahılkelek’e götürülmekte olan 3 bin kadar kadın, ihtiyar, çocuk ve erkek öldürülüyor. Kulp (Tuzluca) ve Erivan bölgesindeki Müslüman köylerini basan bin erlik Ermeni kuvveti, iki makineli tüfek ve iki top ile kadın, çocuk ve erkekleri katledip, köyleri yakıp yıkıyor. 1 Mayıs 1918’de yüz kadar Ermeni atlısı, Şiştepe, Düzkent ve çevresinde 60 çocuk, kadın ve erkeği balta ile öldürüp, Kars‘ın doğusundaki Subatan köyünde 750 müslümanı yakarak katlediyor. Magasbert ve Alaca köylerinde yüzden fazla kadın ile çocuk aynı şekilde öldürülüyor. Tekneli, Hacıhalil, Kaloköyü (Derecek), Külveren (Karakaş) Yılanlı, Kinegi (Yalçınlar) köylerindeki halkın tamamı da yokediliyor.
Aynı tarihte Ahılkelek çevresindeki köylerden Acaraça, Kür Irmağı boyunda ve Tümük kalesi doğusunda bulunan Dangal, Mulanıs, Murcahet, Padıgna, Havur ve Kumrus köyleri yakılıp, ahalisi kıyıma uğruyor. Arpaçay üzerindeki Köhne-Ergine kuzeyindeki Bugutulu ile Erivan’ın kuvey doğusundaki Şamran ve çevresindeki köylerin halkı Ermeniler tarafından kırılarak, köyleri yakılıyor. Kars’taki Türk esirlerinden bir takımı Kars’ta, bir takımı da Gümrü’de süngülenerek, pek acıklı biçimde şehid ediliyor. Tiflis ilinin Borçalı ilçesi merkezinden (Şulaver’den) Matveyef imzasıyla 3. Gürcü Piyade Tümeni Kumandanlığı’na yazılıp, aslı ele geçirilen 30 Nisan 1918 tarihli raporda Ermeni mezâlimine ait şu satırlar görülüyor:
“Ermeniler, Tiflis Seym Hükümeti’ne bağlı oldukları hâlde emre ve disipline uymayıp, birkaç İslâm köyünü yaktılar. Abastuman ve Borcom’dan telgraf ve telefon görüşmeleri kesildiği için bir yana çıkmak mümkün olmuyor. Ahalisi Karapapak/Terekeme Türkü olan köylüler benden imdat istiyor, fakat bende imdada gidecek kuvvet yoktur. Bundan başka Bakü İslâm Cemiyeti Hayriyyesi’nin 36. Kafkas Tümeni Komutanlığına gönderdiği mektupta da ‘Erivan ili içindeki Müslümanların kırılıp yokedilmekte oldukları, otuzdan fazla Müslüman köyünün yakılıp, ahalisinin kırıldığı ve Erivan’dan kaçıp gelen yaralı ve hasta göçmen sayısı günden güne çoğalarak, yokluk ile perişanlık içinde bunaldıklarından, bunlara sığınak ve barınma yeri gösterilmesi istirham olunmaktadır’ deniliyor.
Ermeni birliklerinin bu gibi yabanî davranışlarına karşı, Türk birliklerinin durum ve davranışları üzerine Kutays valisi Çıkvaşvili’nin Kutays Vilayetine yazdığı telgraflardan aşağıdaki şu fıkralar dikkat çekiyor:
“Türkler kesiyor, öldürüyor diye yaygaralar çıkıyor. Ben size bildiririm ki, bu doğru değildir. Türk askeri ve hükümeti, kendi hâlinde duranlara bir şey yapmaz ve ilişmez; mal ve mülkünü koruyup, kendilerine yardım eyler. Ahalinin yerlerine gelmesini, ıssız kalan evlerindeki eşyasına sahip olmasını ve bunların zâyi olmakta bulunduğuru Türk hükümeti bize bildiriyor”
Tiflis’te çıkan “Albayrak” gazetesinin özel sayısı da Borçalı’da müslüman halkın uğradığı zulüm ve kıyımı ortaya koyuyor ve ahalinin gönderdiği yardım dilekçeleri de olup bitenleri her bakımdan ahlatıyor.
“Erzurum’dan kaçan Ermeniler, Rusların bıraktığı Gedik Satılmış ve Başgedikler’deki 4 bin esir Türk askerini Gümrü ile Karakilise’ye götürerek katlettiler. Sarıkamış’tan gelen 400 erlik Ermeni kuvveti, Yenigazi’den 35, Karahamza’dan 250 çocuk çoluğumuzu kırdı. Katranlı köyüne toplanan Türkmen köylülerinden bin dörtyüz kişiyi, çoluk çocuğa da tecavüz ederek yaktılar. Cavlak’tan 38, Alisofu, Akpınar ve Karaçayır köylülerini de toptan sürerek Dölbentli’de samanlıklara doldurup, yakmak suretiyle şehuid ettiler. Berne (Koyunyurdu) köyüne götürülen Tahtdüzü köylülerinden 1500 çoluk çocuğu da makineli tüfekle kırıp, ot ve samanla birlikte yaktılar. İğdir köyünden 50, Tozluca’dan 242, Oluklu’dan 200, Çilehane’den 300, Hacı Halil’den 800 kişiyi şehid ettiler.
Kars’ın doğusundaki Şüregel (Başgedikler ve Kızılçakçak/Akyaka) köylerinde 1918 yılı Nisan’ında Ermenilerin yaptığı korkunç mezâlimin şehid sayısını Kars Millî Şûrası Reisi Cihangiroğlu İbrahim Aydın bey, 1919’da Malta Adası’nda sürgünde olduğu sırada yazdığı hatıratında anlatmıştır. Bunun aslı Kars Özel İdare Müdürü olan büyük oğlu İsmail Aydın’da, sureti de Samed Ağaoğlu’da bulunmaktadır”
Belgelerde, Ermeni birliklerinin 1878’de Rus sınırı gerisine çekildikten sonra, o çevredeki Müslümanları da mezâlim ile korkunç kıyıma uğrattıklarını kaydediyor. Sarıkamış’ta yol yapımında çalıştırılmakta olan 1800 esir Türk askerinin de arka arkaya öldürüldüğü anlaşılıyor. Sarıkamış, Kars, Gümrü, Kağızman, Ardahan ve Ahılkelek bölgeleri birer fecaat alanı hâline gelerek, Kars ve Sarıkamış’ın yakıldığı görülüyor. 29 Nisan 1918’de Gümrü’den 500 araba ile Ahılkelek’e götürülmekte olan 3 bin kadar kadın, ihtiyar, çocuk ve erkek öldürülüyor. Kulp (Tuzluca) ve Erivan bölgesindeki Müslüman köylerini basan bin erlik Ermeni kuvveti, iki makineli tüfek ve iki top ile kadın, çocuk ve erkekleri katledip, köyleri yakıp yıkıyor. 1 Mayıs 1918’de yüz kadar Ermeni atlısı, Şiştepe, Düzkent ve çevresinde 60 çocuk, kadın ve erkeği balta ile öldürüp, Kars‘ın doğusundaki Subatan köyünde 750 müslümanı yakarak katlediyor. Magasbert ve Alaca köylerinde yüzden fazla kadın ile çocuk aynı şekilde öldürülüyor. Tekneli, Hacıhalil, Kaloköyü (Derecek), Külveren (Karakaş) Yılanlı, Kinegi (Yalçınlar) köylerindeki halkın tamamı da yokediliyor.
Aynı tarihte Ahılkelek çevresindeki köylerden Acaraça, Kür Irmağı boyunda ve Tümük kalesi doğusunda bulunan Dangal, Mulanıs, Murcahet, Padıgna, Havur ve Kumrus köyleri yakılıp, ahalisi kıyıma uğruyor. Arpaçay üzerindeki Köhne-Ergine kuzeyindeki Bugutulu ile Erivan’ın kuvey doğusundaki Şamran ve çevresindeki köylerin halkı Ermeniler tarafından kırılarak, köyleri yakılıyor. Kars’taki Türk esirlerinden bir takımı Kars’ta, bir takımı da Gümrü’de süngülenerek, pek acıklı biçimde şehid ediliyor. Tiflis ilinin Borçalı ilçesi merkezinden (Şulaver’den) Matveyef imzasıyla 3. Gürcü Piyade Tümeni Kumandanlığı’na yazılıp, aslı ele geçirilen 30 Nisan 1918 tarihli raporda Ermeni mezâlimine ait şu satırlar görülüyor:
“Ermeniler, Tiflis Seym Hükümeti’ne bağlı oldukları hâlde emre ve disipline uymayıp, birkaç İslâm köyünü yaktılar. Abastuman ve Borcom’dan telgraf ve telefon görüşmeleri kesildiği için bir yana çıkmak mümkün olmuyor. Ahalisi Karapapak/Terekeme Türkü olan köylüler benden imdat istiyor, fakat bende imdada gidecek kuvvet yoktur. Bundan başka Bakü İslâm Cemiyeti Hayriyyesi’nin 36. Kafkas Tümeni Komutanlığına gönderdiği mektupta da ‘Erivan ili içindeki Müslümanların kırılıp yokedilmekte oldukları, otuzdan fazla Müslüman köyünün yakılıp, ahalisinin kırıldığı ve Erivan’dan kaçıp gelen yaralı ve hasta göçmen sayısı günden güne çoğalarak, yokluk ile perişanlık içinde bunaldıklarından, bunlara sığınak ve barınma yeri gösterilmesi istirham olunmaktadır’ deniliyor.
Ermeni birliklerinin bu gibi yabanî davranışlarına karşı, Türk birliklerinin durum ve davranışları üzerine Kutays valisi Çıkvaşvili’nin Kutays Vilayetine yazdığı telgraflardan aşağıdaki şu fıkralar dikkat çekiyor:
“Türkler kesiyor, öldürüyor diye yaygaralar çıkıyor. Ben size bildiririm ki, bu doğru değildir. Türk askeri ve hükümeti, kendi hâlinde duranlara bir şey yapmaz ve ilişmez; mal ve mülkünü koruyup, kendilerine yardım eyler. Ahalinin yerlerine gelmesini, ıssız kalan evlerindeki eşyasına sahip olmasını ve bunların zâyi olmakta bulunduğuru Türk hükümeti bize bildiriyor”
Tiflis’te çıkan “Albayrak” gazetesinin özel sayısı da Borçalı’da müslüman halkın uğradığı zulüm ve kıyımı ortaya koyuyor ve ahalinin gönderdiği yardım dilekçeleri de olup bitenleri her bakımdan ahlatıyor.