Pazar gecesi televizyon kanallarında Gençlerbirliği-Konyaspor maçının özet görüntülerini seyrettiğimde beni şaşırtan bir görüntü yoktu. Konyaspor oynadığı son beş maçta Hacettepe maçı hariç diğer dört maçın üçünde bir tek organize atak yapamamış, bir tek gol pozisyonuna girememişti. Son maçta da bundan farklı değildi.
Maçtan sonra takımın Teknik direktörü de sorulan bir soruya verdiği cevap ta takımın içler acısı halinin itirafı idi. Oyuncularda hırs olmadığı ve organize olmadıklarını ifade ediyordu.
Sayın Hocam,
Sen şikayet noktasında değil çözüm yükümlülüğü ile karşı karşıyasın. Ama sen çözüm üreteceğin ve takım yaratacağın yerde hep şikayet ediyorsun. Takımın başına geldiğinden bu yana takıma ne bir oyun sistemi getirdin. Nede bir ruh kattın. Tutarsızlıkların sayesinde takım her gün daha kötü duruma düşmektedir. Ayrıca oyuncuları kamuoyunun önüne atıp bir kısmını küstürüp kaçırıyorsun. Bir kısmının da moral olarak sıfır noktasına gelmesine yardımcı oluyorsun.
Bir bakıyoruz ilk onbirde oynayan bir oyuncu bir sonraki hafta on sekizde bile yok. Şunu söyleyemezsin, rotasyon yapıyorum. Hakkın yok. Çünkü Konyaspor’un zaten her şeye rağmen dar bir kadrosu var. Bu dar kadrodan da azami verimi alacağın yerde, hep geri gitmesine adeta aracı oluyorsun.
Sen Sayın Basın Sözcüsü;
Seni çok tanımıyorum. Ama sen ne yöneticiliği nede basın sözcülüğünü biliyorsun. Bu halinle de Konyaspor’a zarar veriyorsun. Bulunduğun yere yakışmıyorsun. Ne demek Ankara da iyi oynamamıza rağmen hocamızın yanlış oyuncu değişiklikleri nedeniyle maçı kaybettik. Hocamızla görüşüp dikkatini çekeceğiz.
Önce sen futboldan hiç anlamıyorsun. Konyaspor Ankara da hezimetten kurtulmuş. Böyle bir durumda iyi oynadık demek futbol cahilliğidir. Ayrıca siz hocanın işverenisiniz. Oyuncuların da olduğu gibi. Onların bir yanlışını görecek olursanız bunu kapalı kapılar ardında çözersiniz. Kamuoyunun önünde eleştiremezsiniz. Eleştirmemelisiniz. Birbirinize karşılıklı olarak güven kalmamışsa da yollarınızı ayırmalısınız.
Ama bugün o gün değil. Daha çok kenetlenme ve birbirinizin ayıbını örtme günüdür. Konyaspor camiası büyük bir ailedir. Ama siz aile olmadığınız içindir ki bir gün hata yapan oyuncuları kamuoyunun önüne atarak linç edilmesini sağlarsınız. Bir gün hocayı o yüksek futbol bilginizle eleştirerek oyuncuların karşısında da otoritesini sarsarsınız. Bu takımdan da başarı beklersiniz.
Hadi canım oradan!...
Sen tribünde ki adam;
Takım sırat köprüsünden geçerken gol kaçıran oyuncuya hakaret edip takımın ahengini bozamazsın. Şayet bozacak isen bir iyilik yap maça gelme. Takımın taraftarı olan kimseler maç bitene kadar oyuncuları alkışlayıp onlara moral vermek durumundadır.
Her türlü eleştiriyi yapalım. Ama sezon sonunu bekleyelim. O zaman kendi iç hesaplaşmanızı mutlaka yapmalısınız. Aksi takdirde her geçen gün büyüyen borç yükü altından kalkılamaz bir hal alacaktır.
Sen oyuncu kardeşim,
Profesyonelsin. Terin kurumadan hakkını almalısın. Ama yöneticin senin hakkını vermiyor veya veremiyorsa bile o onların sorumluluğu olarak kalsın. Sivasspor maçı senin onur maçın olsun. Tüm Türkiye spor kamuoyu biliyor ki siz hepiniz ayrı ayrı birer değersiniz. Bu maç ise sizin silkinip ayağa kalkma maçınız olacaktır. Ona yürekten inanıyorum.
Sayın Hocam,
Sen şikayet noktasında değil çözüm yükümlülüğü ile karşı karşıyasın. Ama sen çözüm üreteceğin ve takım yaratacağın yerde hep şikayet ediyorsun. Takımın başına geldiğinden bu yana takıma ne bir oyun sistemi getirdin. Nede bir ruh kattın. Tutarsızlıkların sayesinde takım her gün daha kötü duruma düşmektedir. Ayrıca oyuncuları kamuoyunun önüne atıp bir kısmını küstürüp kaçırıyorsun. Bir kısmının da moral olarak sıfır noktasına gelmesine yardımcı oluyorsun.
Bir bakıyoruz ilk onbirde oynayan bir oyuncu bir sonraki hafta on sekizde bile yok. Şunu söyleyemezsin, rotasyon yapıyorum. Hakkın yok. Çünkü Konyaspor’un zaten her şeye rağmen dar bir kadrosu var. Bu dar kadrodan da azami verimi alacağın yerde, hep geri gitmesine adeta aracı oluyorsun.
Sen Sayın Basın Sözcüsü;
Seni çok tanımıyorum. Ama sen ne yöneticiliği nede basın sözcülüğünü biliyorsun. Bu halinle de Konyaspor’a zarar veriyorsun. Bulunduğun yere yakışmıyorsun. Ne demek Ankara da iyi oynamamıza rağmen hocamızın yanlış oyuncu değişiklikleri nedeniyle maçı kaybettik. Hocamızla görüşüp dikkatini çekeceğiz.
Önce sen futboldan hiç anlamıyorsun. Konyaspor Ankara da hezimetten kurtulmuş. Böyle bir durumda iyi oynadık demek futbol cahilliğidir. Ayrıca siz hocanın işverenisiniz. Oyuncuların da olduğu gibi. Onların bir yanlışını görecek olursanız bunu kapalı kapılar ardında çözersiniz. Kamuoyunun önünde eleştiremezsiniz. Eleştirmemelisiniz. Birbirinize karşılıklı olarak güven kalmamışsa da yollarınızı ayırmalısınız.
Ama bugün o gün değil. Daha çok kenetlenme ve birbirinizin ayıbını örtme günüdür. Konyaspor camiası büyük bir ailedir. Ama siz aile olmadığınız içindir ki bir gün hata yapan oyuncuları kamuoyunun önüne atarak linç edilmesini sağlarsınız. Bir gün hocayı o yüksek futbol bilginizle eleştirerek oyuncuların karşısında da otoritesini sarsarsınız. Bu takımdan da başarı beklersiniz.
Hadi canım oradan!...
Sen tribünde ki adam;
Takım sırat köprüsünden geçerken gol kaçıran oyuncuya hakaret edip takımın ahengini bozamazsın. Şayet bozacak isen bir iyilik yap maça gelme. Takımın taraftarı olan kimseler maç bitene kadar oyuncuları alkışlayıp onlara moral vermek durumundadır.
Her türlü eleştiriyi yapalım. Ama sezon sonunu bekleyelim. O zaman kendi iç hesaplaşmanızı mutlaka yapmalısınız. Aksi takdirde her geçen gün büyüyen borç yükü altından kalkılamaz bir hal alacaktır.
Sen oyuncu kardeşim,
Profesyonelsin. Terin kurumadan hakkını almalısın. Ama yöneticin senin hakkını vermiyor veya veremiyorsa bile o onların sorumluluğu olarak kalsın. Sivasspor maçı senin onur maçın olsun. Tüm Türkiye spor kamuoyu biliyor ki siz hepiniz ayrı ayrı birer değersiniz. Bu maç ise sizin silkinip ayağa kalkma maçınız olacaktır. Ona yürekten inanıyorum.