Karikatür ülkesine Minareli Cami

.

Mustafa ARSLAN'ın

Danimarka İzlenimleri - 3 -

 

Danimarka, Efendimize hakaret karikatürleri ile öne çıkan bir ülke. Tam da bu ülkede gerek Tivoli’deki hilal gerekse çift minareli cami fikri bizi heyecanlandırmaya yetiyor. Zaten ofiste fotoğrafını çekme imkanı bulduğumuz tek proje de bu.

 

Bir şeyin delisi olmak!

İyi bir şey.

Bize bunu salık verdi hep büyüklerimiz. Dava delisi olmak, gazeteciliğin delisi olmak...

Bu Danimarkalılar da görünen o ki enerji verimliliğinin ve özellikle de rüzgar enerjisinin delisi olmuşlar.

İkidir aynı sıkıntıyı yaşıyorum.

Almanya - Belçika - Hollanda - Fransa seyahatimizde çok arzu etmeme rağmen Konya Döviz’in sahibi Muammer Bingöl’ün abisi, benim de Şükrü abimin kadim dostu Mehmet Bingöl ile Köln’de telefon etmeme rağmen ulaşamamış, ancak, Brüksel’de telefonla görüşmüştük. Oysa nasıl arzu etmiştim, Çumra’da çocukluğumuzun doyumsuz günlerini, onların ilk gençlik yıllarını konuşmayı. Alibeyhüyüğü Bahçeleri’nden bahsetmeyi ve nihayet okumuş bilgi ve iş-özgüven sahibi bir gurbetçinin, Türk Diasporası’nın inşasında tuğla, temel taşı olabilecek bir öncünün hislerini hissetteyi çok istemiştim.

Tıpkısı Danimarka’da başıma geldi. Tembellik ettim. Gitmeden Servet Şahin’in telefonunu almadım Konya’dan hareket etmeden. Orada yeğenlerim, Danimarka’nın çilesini çekmiş Gencer dayımın kuzuları Mustafa ve Fatih’le telefonlaştım. Yaşadığımız duygu seli oradan Çumra’ya kadar uzanmıştı, Çanakkaleli yengemin buğulu sesinden anladığım kadarı ile. Sonra, TİKA’da önemli bir görevde bulunan Süleyman Şahin arkadaşımı aradım. Sonra da Bakkalbaşı’nda, Çarşamba’nın kıyılarında yaptığımız çamur savaşlarında yanı başımızdaki Tahir ta 35 yıl öncesinden bahisle, İmam-Hatipli Mustafa’yı arayıverdi İstanbul’dan. Süleyman ve Tahir, ters konuşması ile haberlere konu olan Mustafa Şahin ile Servet Şahin’in kardeşleri, benim akranlarım. Servet abi  Danimarka’da temayüz etmiş bir alperenimiz. Danimarka Türk İşçi Federasyonu Genel Başkanlığı yaptı yakın zamana kadar. Defalarca aramama rağmen ulaşamadım Kopenhag’ta. Ne zaman ki İstanbul’a indim beni aradı cevaben.

Nereye bağlayacağım?

Muradım sizleri çocukluk anılarımla meşgul etmek değil.

O Servet Şahin, telefonun ucunda bana, “Rüzgar enerjisi trübünlerini neden 100 metre yükseğe yapıyorlar? Bakımı, maliyeti yüksek. Daha aşağı inmeli. Tıpkı uçakların jet turbo motorlarında olduğu gibi kanat aralıkları verimi artıracak şekilde sıklaştırılmalı. Mevcudun kat kat üzerinde enerjiyi daha ucuza elde etmek mümkün diyordu”. Buna talihsizlik denir herhalde. Özgüveni zirvedeki Enerji Bakanı’na giriş öncesi yapmalıydım bu görüşmeyi. Ona ellerindeki ‘Servet’ten bahsetmeliydim. Yaygın gazetelerden, haber ajanslarından arkadaşlarımız vardı gezide. Onlara da güzel bir haber konusu olurdu Servetimiz. Nasip değilmiş. Haziran sonlarında Konya’ya geliyor. İnşaallah uzun uzun konuşuruz bu konuları ve sizlerle paylaşma imkanı buluruz. Bu fikrin Türkiye’de projeye sonra da uygulamaya dönüşmesini temenni ediyorum. Rüzgar konusunda Danimarka kadar geniş bir uygulama alanımız olmasa da onlarda olmayan bir nimet var bizde; güneş. Güneş enerjisinden enerji elde edilmesi için gerekli mevzuat düzenlemeleri ile yatırımların biran önce yapılması arzumuz. Aksi halde Afrikalılar’ın kapısını emisyon için çalmamız uzak değil. Hele ki Türkiye’nin büyümeye çalıştığı bir dönemde Kyoto çelmesi yemesi hiç hoş olmaz. Beni mutlu eden bir bilgi de veriyor Servet abi. Konya Televizyonu’nu televizyonunun ilk sırasına koymuş!


Evet Danimarkalılar enerji verimi konusunda o kadar işin delisi olmuşlar ki en ünlü eğlence parkları Tivoli’de de bu amaca uygun projeler geliştirmişler. Parkın en popüler oyuncağı uçak, başlangıçtan sonra enerjisinin önemli bir bölümünü kendi üretiyor. Parkta kullanılan tüm lambalar daha tasarruflu ampüllerle değiştiriliyor belli bir programa göre. Parkın çeşitli işletmelerinde kullanılan pet bardaklar da ücret iadesi ile değiştirilip geri dönüşüme gönderiliyor.


Park dünyanın çeşitli inançlarının ifadesi mabetlerin sembollerini de barındırıyor. 2 minare de bunların arasında. Park’ın en göz alıcı restorantı da Tac Mahali andıran yapısı ve hilali ile gündüzü ayrı gecesi ayrı etkileyici bina. Parkta ‘bizim’ enerji bakanı ile de karşılaşıp Türk usulü selamlaşıyoruz.

Tivolieğlence parkı olduğuna göre Delegasyon bu boyutu da atlamamış. Bizi korku tünelinde trene bindiriyorlar. Ama ne eğlence! Heyetin fotoğraflarını kimselere göstermek isteyeceğini sanmıyorum. Buna rağmen ‘korkusu’nu anahtarlık yapan gazeteci arkadaşlar da olmuyor değil. Zifiri karanlıkta son sürat ilerleyen trende adrenalin tavan yapıyor. Kendi fotoğrafıma bakıyorum da çok ciddi kalmışım.

Biz Danimarka gezi yazımızın üçüncü gününe gelmiş olmakla birlikte Danimarka’daki birinci çalışma günümüzü tamamlayamadık farkındaysanız. Seyahatlerin böyle bir yönü var. Zaman daha bir genişliyor. Verim daha bir artıyor.

Danimarka’daki üçüncü, sunumlu ikinci günümüze teknede başlıyoruz.

Denizin ortasında kurulmuş rüzgar enerjisi çiftliğinde incelemeler yapıyoruz. Buradan İsveç kıyılarını da rahatlıkla görebiliyoruz. Belki de dünyanın en ilginç köprüsü de karşımızda. Yarısı deniz üzerinde yarısı deniz altında bir geçit var yağmurun arkasından görebildiğimiz kadarı ile. Teknede rüzgargülü parkı/çiftliği ile ilgili bilgileri bize Danimarka Rüzgar Sanayii Basın Bölümü Başkanı Soren Moller Andersen ve Anders Dalegaard veriyor. 25-30 yıllık ekonomik ömrü olan bir rüzgar tribününün 15 yılını maliyetini karşılamak için harcadığını, ilk 7 aylık süre dışında ekonomik ömrü boyunca temiz enerji ürettiği de aldığımız bilgiler arasında. 2 MW’lık mevcut tribünler yerine daha verimli 5 MW gücündeki tribünlerin hazırlıklarının yapıldığını, enerji planı gereği, hemen kıyıda görünen kömür santrallerinin devre dışı kalacağını öğreniyoruz. Bir tarafta rüzgar tribünleri, diğer yanda biyokütle, doğalgaz ve kömür santrallerinin kıyı ve açık denizde nerede ise aynı kareye girecek kadar yakın olması da ayrı bir görüntü oluşturuyor.


Rüzgar çiftliği dönüşünde yoğunlaşan yağmur altında Küçük Deniz Kızı Heykeli’ne gidiyoruz. Ziyaretçisi bol heykelin. Yakın zamanda dünya basınına da konu olmuştu. Danimarkalılar, “Çinliler kopyalamasın diye geçici olarak sergiye gönderdik” esprisi yapıyor. Gerçekten heykelin Çin’e gitmesi ülkede hararetli tartışmalara neden olmuş. O kadar ki heykelin mevcut alanına koydukları dev ekranla Çin’de neler olup bittiğini görmek istemişler.

Danimarkalı ünlü mimarlar tarafından tasarlanan BIG diye adlandırılan Süper Wedge Projesi’ne yağmur nedeni ile gidemiyoruz. Ancak mimari proje ofisinden gezinin en ilgi çekici sunumlarından birine muhatap oluyoruz.

Kopenhag, Chicago gibi mimari alanda okul olmuş merkezler arasında. BIG Basın ve İletişim Sorumlusu Daria Pahhota ve işletmenin ortağı Andreas Klok Pedersen dünya ölçeğinde tasarlamakta oldukları proje fikirleri konusunda bizi bilgilendiriyor. Malezya’da Petronas Kuleleri’nin arasına yapmayı planladıkları Kule, Birleşik Arap Emirlikleri için tasarladıkları proje ve bizi en çok ilgilendiren Kopenhag için hazırladıkları proje üzerine aydınlatıyorlar bizi.

Çevreci projeler yapıyorlar. Örneğin bir enerji santralini aynı zamanda kayak merkezi olarak kullanmayı düşünmüşler. Hatta bacasından salımı engellenen her bin ton karbondioksit için özel bir duman çıkarmayı da... Şehirle bütünleşme, enerji verimi ve özgünlük arayışları arasında. Proje ofisinde dünyanın 20 ülkesinden çalışan bulmak mümkün. Hepsi de genç. Öyle sanıyorum 20’li yaşlarını bitirmemişler. En azından yolun yarısına varmamışlar! Yakın zamana kadar Müslüman çalışanları da varmış. Uzakdoğulular çekik gözleri ile buradayım diyor!

Danimarka Merkezi’nde 150 bin metrekare üzerinde hazırladıkları ve yakınlarda temeli atılacak projenin içinde bir de cami bulunuyor. Hem de belediye meclisinin aldığı tartışmalı kararla çift minareli.

Projede yer alan konut ve işyerlerini oluşturacak bina kütleleri dağ görünümünü andırıyor. Bu, binaların güneş alma kapasitelerini artırmak ve birbirlerinin görüntüsünü etkilememe amacına dönük alınmış bir tedbir.

Danimarka, Efendimize hakaret karikatürleri ile öne çıkan bir ülke. Tam da bu ülkede gerek Tivoli’deki hilal gerekse çift minareli cami fikri bizi heyecanlandırmaya yetiyor. Zaten ofiste fotoğrafını çekme imkanı bulduğumuz tek proje de bu.

Mimarlar, İslam’ın 5 şartını dışarıda 5 kademe ile 5 vakit namazı da içeride günün namaz vakitlerine göre içeriye giren 5 ayrı ışık hüzmesine göre ayarlamış. Proje 2 minare ile de taçlandırılmış. Temennimiz en kısa sürede hayata geçmesi.

BIG’in girişinde yer alan iki binanın iki köşesinin birini Kozanlı hemşehrimizin diğerini de Mardinli bir vatandaşımızın tutmuş olması da ironik bir görüntü oluşturuyor.

22.15 sularında batan güneşe kadar vaktimiz var önümüzde.

Delegasyon sıkı bir program hazırlamıştı ve pestilimizi çıkarma konusunda azimliydi. Şaka bir tarafa yoğun yağmur altında Danimarka’nın kuzeyinde bulunan yaklaşık bir saatlik mesafeyi otobüste uyuklayarak geçirerek ulaştığımız Danimarka Sanat Müzesi Louisiana bu defaki durağımız.

Çoğu modern sanat ürünlerini barındıran müzede, orijinal Picassolar da mevcut.

Böylece yoğun gündemli bir yurt dışı seyahatini tamamlayıp salimen yurda dönüyoruz.

 

Kalın sağlıcakla.

 

 

-SON-

---------

 

Belli bir periyoda oturmayan ancak kendi içinde belli bir mantığı olan Selçuklu Yayın Grubu Gündem Toplantıları ilgi çekmeye devam ediyor. Belki en çok konuşulan en çok ilgi çeken toplantılardan birini 30 Mayıs’ta Sanayi Odası Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil ile gerçekleştirdik. Bu toplantıda yapılan açıklamaların artçı yansımaları olacak gözüküyor.

Programda da ifade ettik. Lojistik Köyü, Demiryolları’nın İstanbul Halkalı’dan başlayıp Kocaeli-Köseköy, Balıkesir-Gökköy, Kayseri Boğazköprü, Samsun-Gelemen, Mersin-Yenice, Uşak, Erzurum-Palandöken, Konya-Kayacık, İstanbul-Yeşilbayır, Bilecik-Bozüyük, Kahramanmaraş-Türkoğlu,, Mardin, Sivas, Kars’ta kurmayı planladığı lojistik merkezlere indirgeme yanlışına düşmemek gerekmekte. Söz konusu projelerin 2012 için toplam ödeneği 60 milyon lira. 490 milyon liralık proje bütününe 2011 sonu itibari ile yaklaşık 84 milyon lira harcanmış. 2015’te tamamlanması planlanan proje hedefinin MÜSİAD’ın önderliğinde tartışılan Lojistik Köy gibi algılanması hem siyasetçilere hem de gazetecilere yakışan bir durum olamaz. Zira Konya Lojistik Köyü’nü Konya ve Bölge ölçekli olmaktan öte Türkiye’nin Doğu-Batı, Kuzey-Güney istikametleri ile Kafkaslar-Ortadoğu ve hava-liman köprüleri ile dünya ölçeğinde ele almak gerekir. Bu vizyondan bakılmazsa eğer zaten demiryolları çalışıyor. Tartışmaya ne hacet ki?

Sıfatlarımızdan Genel Yayın Yönetmenliği kısmını devrettiğimiz sevgili Kerem İşkan verirse bir köşe insanların bir yerden bir yere ulaşımı, yayaların seyri, bisikletli ulaşım, araçların bir yerden bir yere ulaşımı ve konuşlanması konularındaki fikirlerimizi de sizlerle paylaşma imkanı buluruz. O bölümün arkasından da teşvik sistemi ile medya sektörüne özel teşvik alanı konusundaki yaklaşımlarımızı da ifade edebiliriz.

Sizlerle söylemesi ayıp İphone’den çektiğim iki fotoğrafı paylaşmak istiyorum. Birincisi Hacıveyiszade ve Kültürpark, ikincisi ise Karaaslan Hadimi Parkı.

‘Konya’da vaktin en güzel olduğu an değilse bile anlardan biri ne’ derseniz hiç düşünmeden güneşin batışı derim. Gerçekten Konya müthiş bir güneş batış enstantanesi veriyor. Jeneriklik, sergilik görüntüler çıkıyor ortaya.

Hacıveyiszade ile Kültürpark’ın birleşmesi çok iyi bir adım oldu.

Havuzu bir süredir temiz tutuluyor. Bu da güzel bir gelişme. Ne var ki hemen arkasında yer alan Adalet Parkı ve civar alan bir süre önceki Kültürpark’ı andırıyor ki içler acısı. Öte yandan Hacıveyiszade’nin doyumsuz siluetine Wall’un çirkin, yapay ışıklı reklam tabelasının hangi aklın ürünü olduğunu anlamak da güç.

Gelelim Hadimi Parkı’na. Önceki gün Merhaba’da yer alan fotoğrafa bu gün bir yenisini ekleyelim. Bu da bir çöp kovasının fotografı. Konya belediyeleri bilir ki parklardaki –hele Karaaslan Hadimi Parkı gibi revaçtaki parkların- çöp kovaları gün içinde, özellikle de hafta sonları birkaç kez dolacak kadar misafir ağırlar. O halde yapılması gereken, gün içinde bu kovaların boşaltılacağı bir çalışma düzenine geçilmesidir. Hele hele havuz mu diyelim gölet mi diyelim, suyun rengini kabul etmek mümkün değil. Yosunlaşmış, yeşermiş. Korkarım insanın üzerine değse hastalık yayar. Bu suyu gerektiği sıklıkta değiştirmek, havuzu temiz tutmak o kadar zor mu?

Cumartesi akşam İhsaniye Altgeçidi’nde yanılmıyorsam ışıklandırma ile ilgili bir çalışma vardı. Konyalılar da gece yarısına yakın evlerini terk etmiş caddelerdeydi o gece. İyi bir çalışma yapılıyor yapılmasına da trafik lambalarının sürelerini ayarlamak o kadar zor mu?

Hadimi Parkı’nda Cumartesi eğlencesinin yüzünü görmediğim sunucusu, “Büyükşehir Belediyesi falankes dairesine kocaman bir alkış” diye bağırıyor da bağırıyordu. Anlaşılan Büyükşehir Belediyesi’nde herkesin bir dairesi var ve bu daireler birbirinden bağımsız vaziyette. Aksi halde Fen İşleri Dairesi’nin işinden Sinyalizasyon Dairesi haberdar olur -küs gibi davranmaz- ve şehir için güzel bir işi yapılırken Konyalı’ya eziyet çektirilmezdi.

 

KONYA ZOR DA OLSA UÇUYOR

Günlerden Pazar. Türk Hava Yolları’nın sabah 9 .00 İstanbul uçağı. Ekranda bağlantılı uçuş noktaları var. Varın siz bu tatil gününde dahi Konya’dan dünyaya ve Türkiye’nin çeşitli bölgelerine uçmak isteyen insanların çekmekte olduğu zahmetin değerini takdir edin. Bu şehir hava ulaşımında çok çok daha iyisini hakkediyor. Bu bir lütfu olmaktan çok bir ihtiyacın, ülke menfaatinin karşılanması anlamına gelecek. Ne yapıp edip bunu anlatmalıyız!

 

BURASI ANTEP DEĞİL ÇUMRA

Ahmet Keklik, mütevazi kişiliği, çalışkanlığı ve fedakarlığı ile temayüz etmiş. Çumra’da mezarlık yakınlarındaki evinin bahçesini de zümrüt gibi yapmış. İşte o bahçedeki ağaçlardan biri de Antep Fıstığı ağacı. Geçen yıl tek tük ürün almış ama bu yıl Allah yedirmek nasip etsin bir hayli yüklü ürün bekliyor onu. Dağlarımızdaki çitlembiklerden daha etkin istifade, bölge halkının ekonomisine, dolayısıyla ülkeye katkı için ilgili ve yetkililerin dikkatine sunulur.

 

-SON-

İlk Yazı : Enerjiye Kopenhag Kriteri TIKLAYIN

İkinci Yazı : Bu çiftlikte rüzgar hasat ediliyor TIKLAYIN

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri