Kardeşlik icabı

Hüzeyme Yeşim Koçak

Evveliyatı da vardı aslında:

“(Çinli) Kaymakam mahkeme esnasında kızar ve hiddetlenirse kızdığı şahıs, kaymakamın hiddetini gidermek maksadıyla, bulundukları yerde kaymakama karşı secde ederdi. Haksız yere bir Müslüman-Türk, kaymakam tarafından dövülmeye başlandığı vakit o şahıs yüksek sesle “Ey büyük adam ben suçluyum!” diye bağırması gerekirdi. Kaymakamın vermiş olduğu karara haklı veya haksız her Müslüman-Türk’ün mutlak surette uyması gerekirdi. Uymayanlar şiddetle cezalandırılırdı. Bundaki maksat Türklerin mukavemet gücünü yok etmek, haysiyet ve izzet-i nefislerini kırmak ve esarete alıştırmaktı. Ellerine geçen en küçük fırsatta dahi işkence etmekten zevk duyarlardı. Hatta çeşitli kazaların kaymakamları bir araya geldiklerinde yaptıkları çeşitli işkenceleri arkadaşlarına anlatmaktan iftihar ederlerdi. Kendisine işkence edilen insanlar acı ve ızdıraplarından yerdeki tuğlaları veya elbiselerinin bir parçasını ağızları arasında sıkıştırıp tahammül etmeye çalışırlardı.

(İsa Yusuf Alptekin’in Mücadele Hatıraları 1; Yayına Hazırlayan: Ömer Kul; Berikan Yayınevi)

Basından bir kaç misal:

“Kur’an okumak yasak, Müslümanların birbirine selam vermesi yasak, dua kitabı ve bayrak bulundurmak yasak, kadınların başörtüsü takması yasak. Bu yasaklara uymayanlar ise en ağır şekilde cezalandırılıyor. Bu da Doğu Türkistan'ı dünyanın en büyük açık hava cezaevine dönüştürüyor." 

“Günümüzde hala Doğu Türkistan’da 4 milyondan fazla insan sadece Müslüman Türk oldukları için değiştirme ceza kamplarında akıl alamaz işkencelere maruz kalıyorken çocuklar da ailesinden zorla alıkonularak asimilasyon politikalarına maruz kalmaktadır.” 

“Müslüman ailelerin kızlarını Çinli erkeklerle zorla evlendiriyor. Müslümanların evlerine yatılı Çinli memurlar gönderiyor. Toplama kamplarında işkenceye tabi tuttuğu Müslüman ailelerin çocuklarını yetimhanelerde Çinli gibi yetiştirmek için eğitim veriyor. Ayrıca âlimleri, kanaat önderlerini, hafızları, ozanları ve ileri gelenleri işkenceyle hücrelerde katlediyor.”

“Çin devleti, yürüttüğü asimilasyon politikaları çerçevesinde 1949 yılından bugüne dek Doğu Türkistan’da 35 milyonu aşan insanı katletmiş, 1985 yılından beri uyguladığı nüfus politikaları ile sistematik şekilde Doğu Türkistanlıları Çin’in başka bölgelerine göçe zorlamıştır. Bu politikalar neticesinde, işgal edildiğinde % 90’ı Uygur Türklerinden oluşan Doğu Türkistan'da, bugün Uygur Türklerinin nüfusu % 45'in altına inmiştir. “

 “Epoch Time’a konuşan eski bir tutuklu, “mesleki eğitim kampları”nda alıkonan Uygur kadınlarının psikolojik ve fiziksel işkenceye maruz kaldığını, zehirlendiğini ve hatta öldürüldüğünü söyledi.

Uygur ve Kazakistan vatandaşı Gülbahar Celilova (54), Eylül ayında salıverilene kadar 15 ay boyunca Doğu Türkistan’ın başkenti Urümçi’de bulunan bir kadın kampında tutuklu kaldı.

Celilova, İstanbul’dan telefonla verdiği röportajda tanık olduğu vahşeti anlattı: “Odamda, parmaklarına çiviler çakıldığı için kanlar içinde kalan kızlar ve yediği dayaklar yüzünden ölenler vardı.

Nur adlı bir şirkete 17.000 dolar göndermekle suçlanarak Mayıs 2017’de tutuklanan bir iş kadını olan Gülbahar, suçsuz bulunduktan sonra serbest bırakıldı.

Gülbahar’ın tutukluluğu sırasında Hürriyet isimli bir mahkûm arkadaşı ilaçla uyutularak öldürüldü.

Gülbahar bu olay hakkında şunları söyledi: “Vücuduna bir şey enjekte edilmişti ama bedeni hala sıcaktı ve diğer kızlar onu yıkamakla görevlendirildi. Öylece gözlerimin önünde ölüverdi.”

“Doğu Türkistan’ı laboratuvar ve bedava işçilik olarak gören Çin, Uygur Türklerini deney objesi olarak kullanıyor. Yeni üretilen yüz tarama sistemleri, takip cihazları ve kamera kayıt yöntemleri gibi birçok denenmemiş hassas teknolojiler Doğu Türkistan’da deneniyor.” 

Ağır şartlar altında, baskı eziyet ve zulüm sürerken; Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi; Çin’in Yiwu kenti ile, Dışişleri Bakanlığı’nın onayladığı ‘kardeş şehir’ protokolü imzalamış. Protokol, şehirler ve ülkeler arası işbirliğinin(!) geliştirilmesine katkı sağlayacakmış.

Urumçi katliamcılarına, bir tür öpücük konduran, bu anlaşmaya tepkiler geliyor: 

“Anlaşmayı imzalayan Kahramanmaraş Belediye Başkanı Hayrettin Güngör’e 'Çin'in 70 Yıldır Doğu Türkistan'a yaptığı zulmü ve Çin kamplarında işkencelere maruz bırakılan 3.5 Milyon Doğu Türkistanlıyı hatırlatmak istiyoruz.’ Yüce Allah Hucurat Süresi'nde "Ancak Müminler kardeştir." buyurmuştur. Kardeş katillerimiz ne zamandan beri kardeşimiz oldu?" diye.

 …

Hep aynı duyarsızlık. Millî, manevî şuursuzluk örneklerinin niceleri var. Yurt içinde de, dışında da. 

Mesela, ırzlarına geçilen, namusunu kurtarmak için göle kendini atan onca Müslüman Türk kadınının, mazlumların, şehitlerimizin âhı dururken, Van’daki Akdamar Kilisesi de törenle alayıvala ile Ermeni dostluğu(!) uğruna, hizmete açılmıştı. 

Bu acı hatıraların, toprağa sinmiş kanlı elemin, mekânın gözyaşlarının hiç mi izi yoktur, esamisi okunmaz; aidiyet hissedilmez. Tarihe, ecdada, köklere vefa; millî şahsiyet katiyen mi gözetilmez. Devletlerin kesinlikle mi mesuliyeti, vazifeleri, izzetinefsi bulunmaz. Neler teslimiyet, z(illet) sınıfına girer.

Size karşı bu kadar şuurlu, sistematik bir düşmanlığa, zulme, aşağılamaya edilen mukabeleye bakın. Kahramanmaraş, şanlı bir direnişle, Sütçü İmamlarıyla sembolleşmiş bir şehir. 

“Hepimiz Ermeni’yiz, Rus’uz, Amerikan’ız”, artık “hepimiz Çinliyiz” de; böylesi ince(!) siyasetle mazlumlara yönelik hangi kazanımlar elde ediyoruz, hukuklarını koruyoruz. 

Ne pahasına olursa olsun işbirliği, her şeye rağmen her halükârda bağlılık, Müslüman soydaşa ilgisizlik, dışarıya mütecavizlere karşı bu ultra fedakârlık, hoşgörü, taviz, eğrilik; üstüne üstlük bu efsane erkeklik, yüksek perdeli modern kahramanlık(!) gösterisi neden?

Maddî manevî değerler, din, millet, tarih algısı hepsi değiştiriliyor ve “hiç” mesabesine indiriliyor.

Medeniyet kuran değil, medeniyet gömen mirasyediler olduğumuzu cümle âleme gösterdik. Son kertede belki hepimiz “çağdaş Yamyamız”.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.