Konya’nın duble yollarla ilgili durumuna dair her kalem oynatılışında Karayolları’nın azarlayıcı bir üslupla yaptığı açıklamalara siz değerli okurlarımızı da rastlamışsınızdır. ‘Ereğli Yolu ne oldu, Aksaray Yolu ne zaman bitecek?’ demeye görün hemen ‘Konya bölünmüş yollar konusunda en fazla kilometre yol yapılan ildir’ açıklaması karşınıza çıkar.
Hiçbir açıklama, tevil Konya’dan başlayıp da Ankara dışında bir başka il merkezinde biten bölünmüş yol olmadığı gerçeğini değiştirmez. Bu şehrin insanlarının hiç Nevşehir’e, Kayseri’ye, Erzincan’a, Erzurum’a gitmediğini mi sanıyorsunuz? Bu ve benzeri şehirlerin yollarının çoktan birbirine bağlandığını, Karadeniz’de kaymak gibi asfaltlı yollar olduğunu, hem de dağlar devrilerek, denizler doldurularak yollar inşa edildiğini Konyalılar bilmiyor mu?
Gerek Aksaray gerekse Ereğli Yolları bu ülkenin en önemli bağlantı yolları arasındadır. Turizm ve ticaret yollarıdır. Tarihi İpek Yolu’nun işlevini üstlenmektedir. Şimdi ilgililere düşen bu yollar başta olmak üzere (geç kalınmış gerçeği ortadadır) Konya’nın tüm bağlantı yollarını bölünmüş yol haline getirmektir.
Konya’dan Afyon’a, Kon-ya’dan Mersin’e, Konya’dan Antalya’ya, Konya’dan Aksa-ray’a, Konya’dan Isparta’ya bölünmüş yol ile ulaşmak, yine Konya’dan Antalya’ya otoyoldan gitmek sadece Konyalılar için değil bu ülkenin ticareti, turizmi için de bir mecburiyettir.
***
Basın-İlan Kurumu Genel Kurulu Anadolu Gazete Sahipleri Temsilciliği görevimiz nedeni ile en az 3 ay aralıklarla İstanbul’a seyahat ediyoruz. Her seyahatimizde bizi şaşırtan, üzen bir durumu paylaşmak isteriz. Atatürk Havalimanı’ndan kalkan Konya uçakları yolcularını genellikle körüklerden değil de otobüslerle aprondan almaktadır. İnsanın ‘Konyalılar’ın başı kel mi’ diyesi geliyor. Soruyoruz acaba hiçbir Ankara uçağı yolcusunu otobüsle alıyor mu? İkinci sınıf muamelesine bu şehrin tabi tutulmasına itirazımız var.
Yine İstanbul ile ilgili bir gözlemimizi daha sonra üzerinde geniş durabilmek temennisi ile aktaralım. Söz konusu seyahatlerimizde Kurum Genel Müdürlüğü’nün de bulunduğu Sultanahmet civarında kalıyoruz. Malum bölge tarihi yarım adanın kalbi. Sultanahmet Camii ile birlikte Ayasofya da burada bulunuyor. Sultanahmet’te de bulunuyoruz. Ayasofya’yı da geziyoruz. Sultanahmet’in özellikle akşamdan sonraki mahzunluğu, buna mukabil Ayasofya’dan yükselen uğultulardaki ecnebi, Rum ağırlığını şayanı dikkattir. Dikkatli okurlarımız görmüştür, 2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul logolarından minareler çıkarılmıştır. Son olarak Ayasofya’nın melek figürlerinin üzeri açılırken tam da 2010’da mozaiklerin önündeki iskeleler kaldırılmış, Allah, Muhammed lafızlarının önüne iskele kurulmuştur. Biz bu durumdan rahatsız olduk. Takdir sizin.
***
Arkadaşlarımız hafta içinde Konya caddeleri ile refüjlerini adeta yağmalayan, işgal eden reklam panoları ile ilgili, sorunu tüm açıklığı ile ortaya koyan fotoğraflar eşliğinde haber yaptılar. İnternet mecrası, açık hava reklamcılık sektörüne ilişkin yeni yaklaşımlar, araçları, binaları hatta gökyüzünü reklam alanı olarak gören anlayış giderek günlük hayatın bir parçası olmaktadır. Ancak, işi abartmak, ticareti ve başka niyetleri işin temeline koyarak koskoca bir şehrin caddelerini, kaldırımlarını, orta refüjlerini adeta işgal etmek iş olmasa, şık olmasa gerek. İşin garibi Büyükşehir’in açtığı yoldan hızla ilçe belediyeleri de gitmekte, iş adeta bir yarış halini almaktadır. O kadar ileri gidilmiştir ki bir kavşağın aydınlatması ortadan kaldırılarak, reklam panosunun gösterilmesi sağlanmıştır. Bu bir akıl tutulması, had aşımıdır. Bu kontrolsüzlüğe, bu intizamsızlığa dur demenin zamanı gelmiştir. Arkadaşlarımızın işaret ettiği hususların, gerekli izin ve planlamaların yapılıp yapılmadığının, dünya ve Türkiye’de bu konudaki standartların dikkate alınıp alınmadığının sorgusu yapılmalıdır. Bu konuda Büyükşehir üzerine düşeni yapmalı, yanlış yaptığı hususlardan geri dönmeli, Valilik de en büyük mülki amirliğinin gereğini yerine getirmelidir.
Kalın sağlıcakla…
Hiçbir açıklama, tevil Konya’dan başlayıp da Ankara dışında bir başka il merkezinde biten bölünmüş yol olmadığı gerçeğini değiştirmez. Bu şehrin insanlarının hiç Nevşehir’e, Kayseri’ye, Erzincan’a, Erzurum’a gitmediğini mi sanıyorsunuz? Bu ve benzeri şehirlerin yollarının çoktan birbirine bağlandığını, Karadeniz’de kaymak gibi asfaltlı yollar olduğunu, hem de dağlar devrilerek, denizler doldurularak yollar inşa edildiğini Konyalılar bilmiyor mu?
Gerek Aksaray gerekse Ereğli Yolları bu ülkenin en önemli bağlantı yolları arasındadır. Turizm ve ticaret yollarıdır. Tarihi İpek Yolu’nun işlevini üstlenmektedir. Şimdi ilgililere düşen bu yollar başta olmak üzere (geç kalınmış gerçeği ortadadır) Konya’nın tüm bağlantı yollarını bölünmüş yol haline getirmektir.
Konya’dan Afyon’a, Kon-ya’dan Mersin’e, Konya’dan Antalya’ya, Konya’dan Aksa-ray’a, Konya’dan Isparta’ya bölünmüş yol ile ulaşmak, yine Konya’dan Antalya’ya otoyoldan gitmek sadece Konyalılar için değil bu ülkenin ticareti, turizmi için de bir mecburiyettir.
***
Basın-İlan Kurumu Genel Kurulu Anadolu Gazete Sahipleri Temsilciliği görevimiz nedeni ile en az 3 ay aralıklarla İstanbul’a seyahat ediyoruz. Her seyahatimizde bizi şaşırtan, üzen bir durumu paylaşmak isteriz. Atatürk Havalimanı’ndan kalkan Konya uçakları yolcularını genellikle körüklerden değil de otobüslerle aprondan almaktadır. İnsanın ‘Konyalılar’ın başı kel mi’ diyesi geliyor. Soruyoruz acaba hiçbir Ankara uçağı yolcusunu otobüsle alıyor mu? İkinci sınıf muamelesine bu şehrin tabi tutulmasına itirazımız var.
Yine İstanbul ile ilgili bir gözlemimizi daha sonra üzerinde geniş durabilmek temennisi ile aktaralım. Söz konusu seyahatlerimizde Kurum Genel Müdürlüğü’nün de bulunduğu Sultanahmet civarında kalıyoruz. Malum bölge tarihi yarım adanın kalbi. Sultanahmet Camii ile birlikte Ayasofya da burada bulunuyor. Sultanahmet’te de bulunuyoruz. Ayasofya’yı da geziyoruz. Sultanahmet’in özellikle akşamdan sonraki mahzunluğu, buna mukabil Ayasofya’dan yükselen uğultulardaki ecnebi, Rum ağırlığını şayanı dikkattir. Dikkatli okurlarımız görmüştür, 2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul logolarından minareler çıkarılmıştır. Son olarak Ayasofya’nın melek figürlerinin üzeri açılırken tam da 2010’da mozaiklerin önündeki iskeleler kaldırılmış, Allah, Muhammed lafızlarının önüne iskele kurulmuştur. Biz bu durumdan rahatsız olduk. Takdir sizin.
***
Arkadaşlarımız hafta içinde Konya caddeleri ile refüjlerini adeta yağmalayan, işgal eden reklam panoları ile ilgili, sorunu tüm açıklığı ile ortaya koyan fotoğraflar eşliğinde haber yaptılar. İnternet mecrası, açık hava reklamcılık sektörüne ilişkin yeni yaklaşımlar, araçları, binaları hatta gökyüzünü reklam alanı olarak gören anlayış giderek günlük hayatın bir parçası olmaktadır. Ancak, işi abartmak, ticareti ve başka niyetleri işin temeline koyarak koskoca bir şehrin caddelerini, kaldırımlarını, orta refüjlerini adeta işgal etmek iş olmasa, şık olmasa gerek. İşin garibi Büyükşehir’in açtığı yoldan hızla ilçe belediyeleri de gitmekte, iş adeta bir yarış halini almaktadır. O kadar ileri gidilmiştir ki bir kavşağın aydınlatması ortadan kaldırılarak, reklam panosunun gösterilmesi sağlanmıştır. Bu bir akıl tutulması, had aşımıdır. Bu kontrolsüzlüğe, bu intizamsızlığa dur demenin zamanı gelmiştir. Arkadaşlarımızın işaret ettiği hususların, gerekli izin ve planlamaların yapılıp yapılmadığının, dünya ve Türkiye’de bu konudaki standartların dikkate alınıp alınmadığının sorgusu yapılmalıdır. Bu konuda Büyükşehir üzerine düşeni yapmalı, yanlış yaptığı hususlardan geri dönmeli, Valilik de en büyük mülki amirliğinin gereğini yerine getirmelidir.
Kalın sağlıcakla…