Sudan, Tunus, Mısır, Cezayir, Yemen, Bahreyn, Ürdün hattını izleyerek Suriye’ye ulaşan olaylar, halen devam etmektedir. Libya’da petrol yatakları olduğu için, bu ülkedeki olaylar başka bir boyut kazanmış, Batılı güçler, Kaddafi’ye milyonlarca dolar karşılığında sattıkları ağır teçhizatlı silahları ve uçakları, bizzat kendileri bombalamaktadırlar.
Bu olaylarda öne çıkan en önemli gelişme, “haçlı seferi” benzetmesidir. Bu benzetmeyi Irak işgalinde Bush, “haçlı seferi başlattım!” cümlesiyle başlatmıştı. Ortamı müsait bulup, zihnindeki kini dışa vuran Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy de Libya’yı bombalamaya başladığı gün aynı şeyi söyledi: “21.yüzyıl haçlı seferlerini başlattık!”
21.yüzyıl haçlı seferlerini başlatma düşüncesinde olanların düşmanı kimdir? Elbette ki İslâm Dünyası’dır. Irak işgalinde haçlı seferlerini başlattığını söyleyen Bush’un, esasında bu seferleri Büyük Ortadoğu Projesi ve Kuzey Afrika Projesi ile yürüttüğünü yazdığımızda, bazı okuyucularımız bizi “komplo teorileri” üretmekle suçlamıştı. Bugün geldiğimiz noktada yanılmadığımızı anlıyoruz.
İslâm Ülkeleri arasında, Türkiye’nin önemli bir ağırlığı vardır. Türkiye, Büyük Ortadoğu Projesi’nin kesinlikle içindedir.
AB ve ABD’nin çeşitli mahfillerinin yaptıkları değerlendirmelerde, olayların Türkiye’yi de içine alacak şekilde gelişeceğine yönelik öngörüler mevcuttur. Bu konuda London School of Economics’in Orta Doğu Merkezi’nin yöneticisi Robert Lowe, Suriye’nin Irak ve Türkiye sınırında yoğunlaşan, nüfusun yüzde 10’unu oluşturan Kürtlerin, “en haklı davaya sahip oldukları için sokaklara inmeye hazır halde yaşanan gelişmeleri izleyip beklediğini” dile getirmiştir. BDP’nin “sivil itaatsizlik” adı altında yaptığı tahrikler, bu ülkelerin istediği doğrultuda yapılmaktadır. Bugün Türkiye’nin Güneydoğu illerinde BDP’ye tezgâhlatılan olayların nereye doğru gittiği bellidir.
ABD Savunma Bakanı Robert Gates, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da yaşananları bağımsızlıklardan hatta Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünden bu yana yaşanan en büyük dalga olarak nitelendirerek “iki ayda en olağanüstü değişimi gördük” diyerek değerlendirmiştir.
Stratejist Brezizenski, “ABD, bu olayların arkasında değilse de önünde olmalıdır” demişti. ABD de gerçekten bölgedeki olayların Genişletilmiş Büyük Orta Doğu Projesinde öngörülen biçimde şekillenmesi için gerekeni yapmış bulunmaktadır.
İsrail’de yayınlanan Haaretz gazetesi yazarı Aluf Benn, Orta Doğu’daki halk ayaklanmalarının bölge haritasını yeniden çizeceğini ve Iraklı Kürtlerin de bağımsız bir devlet kuracağını yazdı. Benn, “Dikkat: Bölge inşa halinde” başlıklı yazısında halk ayaklanmalarının, 1. Dünya Savaşı’nın sonunda bölgenin sınırlarını çizen Sykes-Picot Anlaşması’nın son günlerinin habercisi olduğunu belirtti.
Arap dünyasında meydana gelen olayları kontrol altında tutan, haçlı kafalı güçlerin uzun vadedeki hedefleri Türkiye ve İran’dır. Bu aşamada İran’ın teyakkuz halinde olması gerekirken, Türkiye’nin üstleneceği rol, onların oyunlarını bozma girişimi olmalıdır. Bu çok önemlidir.
Haçlı kafalıların, “Haçlı Seferi” başlatma girişimi 1991 yılından itibaren başladı. SSCB’nin dağılması sonucunda, düşman olarak İslâm Dünyası seçildi.
Kaddafi’nin sapık fikirleri, diktatörlüğü bir yana, “21.yüzyıl haçlı seferlerinin başladığını” ilan eden kafalara yoğunlaşmamız gerekir. Bombalanan İslâm Ülkeleridir. Dökülen kan Müslüman kanıdır.
Macera kitaplarında kaldığını sandığımız korsanlık; AB(D)’nin “ayaklanma-iç savaş-savaş-işgal-istila-sömürge” denklemi ile yeniden canlanmıştır.
Enerji, gıda, su ve maden kaynakları ile jeopolitik açıdan önem arz eden bölgelere operasyonlar düzenleyen işgal orduları, eylemlerini sadece bombalarıyla yapmamaktadırlar. İlgilendikleri coğrafyalara “karayip korsanları” gibi gitmeyip, ülke içinde geliştirdikleri metotlarla, “medya-siyaset-akademisyen-işadamı-STK” olgusu üzerinden bir “altyapı çalışması” yapıp, halkı hazırladıktan sonra zamanı ayarlamaktadırlar.
Aslında problem; Saddam, Taliban, Kaddafi ya da “yönetim şekli” değildir. Kurt kuzuyu yiyecektir, gerisi hikâyedir.
Bunların adını “Koalisyon Güçleri” olarak görmek yanlıştır. Altyapı hazırlanana kadar size öyle görünürler. Bunların adı “Haçlı Orduları”dır. Ülkeleri işgal etme metotları ve işgal sonrası yaptıklarına bakılırsa, bunlar “Karayip Korsanları”dır.
“Karayip Korsanları”na karşı, İslam Ülkeleri arasında önemli bir ağırlığı olan Türkiye’nin kısa vadede yapması gereken, bunların oyunlarını bozma planları hazırlamaktır.
Bu olaylarda öne çıkan en önemli gelişme, “haçlı seferi” benzetmesidir. Bu benzetmeyi Irak işgalinde Bush, “haçlı seferi başlattım!” cümlesiyle başlatmıştı. Ortamı müsait bulup, zihnindeki kini dışa vuran Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy de Libya’yı bombalamaya başladığı gün aynı şeyi söyledi: “21.yüzyıl haçlı seferlerini başlattık!”
21.yüzyıl haçlı seferlerini başlatma düşüncesinde olanların düşmanı kimdir? Elbette ki İslâm Dünyası’dır. Irak işgalinde haçlı seferlerini başlattığını söyleyen Bush’un, esasında bu seferleri Büyük Ortadoğu Projesi ve Kuzey Afrika Projesi ile yürüttüğünü yazdığımızda, bazı okuyucularımız bizi “komplo teorileri” üretmekle suçlamıştı. Bugün geldiğimiz noktada yanılmadığımızı anlıyoruz.
İslâm Ülkeleri arasında, Türkiye’nin önemli bir ağırlığı vardır. Türkiye, Büyük Ortadoğu Projesi’nin kesinlikle içindedir.
AB ve ABD’nin çeşitli mahfillerinin yaptıkları değerlendirmelerde, olayların Türkiye’yi de içine alacak şekilde gelişeceğine yönelik öngörüler mevcuttur. Bu konuda London School of Economics’in Orta Doğu Merkezi’nin yöneticisi Robert Lowe, Suriye’nin Irak ve Türkiye sınırında yoğunlaşan, nüfusun yüzde 10’unu oluşturan Kürtlerin, “en haklı davaya sahip oldukları için sokaklara inmeye hazır halde yaşanan gelişmeleri izleyip beklediğini” dile getirmiştir. BDP’nin “sivil itaatsizlik” adı altında yaptığı tahrikler, bu ülkelerin istediği doğrultuda yapılmaktadır. Bugün Türkiye’nin Güneydoğu illerinde BDP’ye tezgâhlatılan olayların nereye doğru gittiği bellidir.
ABD Savunma Bakanı Robert Gates, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da yaşananları bağımsızlıklardan hatta Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünden bu yana yaşanan en büyük dalga olarak nitelendirerek “iki ayda en olağanüstü değişimi gördük” diyerek değerlendirmiştir.
Stratejist Brezizenski, “ABD, bu olayların arkasında değilse de önünde olmalıdır” demişti. ABD de gerçekten bölgedeki olayların Genişletilmiş Büyük Orta Doğu Projesinde öngörülen biçimde şekillenmesi için gerekeni yapmış bulunmaktadır.
İsrail’de yayınlanan Haaretz gazetesi yazarı Aluf Benn, Orta Doğu’daki halk ayaklanmalarının bölge haritasını yeniden çizeceğini ve Iraklı Kürtlerin de bağımsız bir devlet kuracağını yazdı. Benn, “Dikkat: Bölge inşa halinde” başlıklı yazısında halk ayaklanmalarının, 1. Dünya Savaşı’nın sonunda bölgenin sınırlarını çizen Sykes-Picot Anlaşması’nın son günlerinin habercisi olduğunu belirtti.
Arap dünyasında meydana gelen olayları kontrol altında tutan, haçlı kafalı güçlerin uzun vadedeki hedefleri Türkiye ve İran’dır. Bu aşamada İran’ın teyakkuz halinde olması gerekirken, Türkiye’nin üstleneceği rol, onların oyunlarını bozma girişimi olmalıdır. Bu çok önemlidir.
Haçlı kafalıların, “Haçlı Seferi” başlatma girişimi 1991 yılından itibaren başladı. SSCB’nin dağılması sonucunda, düşman olarak İslâm Dünyası seçildi.
Kaddafi’nin sapık fikirleri, diktatörlüğü bir yana, “21.yüzyıl haçlı seferlerinin başladığını” ilan eden kafalara yoğunlaşmamız gerekir. Bombalanan İslâm Ülkeleridir. Dökülen kan Müslüman kanıdır.
Macera kitaplarında kaldığını sandığımız korsanlık; AB(D)’nin “ayaklanma-iç savaş-savaş-işgal-istila-sömürge” denklemi ile yeniden canlanmıştır.
Enerji, gıda, su ve maden kaynakları ile jeopolitik açıdan önem arz eden bölgelere operasyonlar düzenleyen işgal orduları, eylemlerini sadece bombalarıyla yapmamaktadırlar. İlgilendikleri coğrafyalara “karayip korsanları” gibi gitmeyip, ülke içinde geliştirdikleri metotlarla, “medya-siyaset-akademisyen-işadamı-STK” olgusu üzerinden bir “altyapı çalışması” yapıp, halkı hazırladıktan sonra zamanı ayarlamaktadırlar.
Aslında problem; Saddam, Taliban, Kaddafi ya da “yönetim şekli” değildir. Kurt kuzuyu yiyecektir, gerisi hikâyedir.
Bunların adını “Koalisyon Güçleri” olarak görmek yanlıştır. Altyapı hazırlanana kadar size öyle görünürler. Bunların adı “Haçlı Orduları”dır. Ülkeleri işgal etme metotları ve işgal sonrası yaptıklarına bakılırsa, bunlar “Karayip Korsanları”dır.
“Karayip Korsanları”na karşı, İslam Ülkeleri arasında önemli bir ağırlığı olan Türkiye’nin kısa vadede yapması gereken, bunların oyunlarını bozma planları hazırlamaktır.