Konya Ticaret Odası Başkanı Hüseyin Üzülmez Haziran 2005 tarihinde bir basın toplantısı düzenleyip “Konya’ya yeni bir üniversite kazandıracaklarını” açıklamıştı. O gün basın toplantısında olduğu gibi son yaptığı (9 Ağustos 2010) tarihli basın toplantısında hazır bulunan birkaç gazeteciden birisi idim.
Hüseyin Üzülmez, “Konya Ticaret Odası Vakfı” tarafından kurulacak olan üniversitenin ismini açıklamamış fakat kurmak için yola çıktıklarını söylemişti. Hüseyin Üzülmez’i dinlerken, “Başlamak bitirmenin yarısıdır” atasözünü hatırladım ve bu iş mutlaka başarılıp bitirileceğine inanmıştım. O günlerde bu konularda pek çok yerde yaptığım söyleşide üniversitenin kurulacağı inancımı tekrarlamıştım. Birçok kişi de Hüseyin Üzülmez’in bu açılmasına karşı çıkmışlardı. Hatta bu sözlerin inandırıcı bulmadıklarını da oda seçimlerinde tekrarladılar durdular. Zaman onları değil Hüseyin Üzülmez’i haklı çıkardı. Birçok bürokratik aşamalardan geçtikten sonra üniversitenin binalarının temeli atıldı.
Efendim “Eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağar” diye bir atasözümüz var. Eski yakışıksız sözlere rağbet edilmiş olunsaydı bugünlere de gelinemezdi. O kişiler buzun üzerine yazı yazdıklarından buz eridi ve o günkü düşünceleri söyledikleri de eridi gitti.
Bugün bu yazımı Karatay Üniversitesi’ne ayırmayı planlamakta idim. Bayram sonuna kadar yazıma ara vermeyi düşünüyordum ve bugünkü yazımın başlığı da söyle olması için kararlaştırmıştım. “Karatay Üniversitesi’nde ilk ders” diyecektim. Çok değerli dostum ve ağabeyim Dr. Hasan Özönder “İlkler için büyük önem gösterir” bir fabrikada üretilen ilkin sergilenmesini arzu eder bende ondan öğrendiğimi Karatay Üniversitesi’nde tatbik etmek istemiştim.
İlk dersi kim verecek?
İlk ders önemli. Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül’ün vermesine eğer zamanı yoksa Başbakanımız Sayın Tayyip Erdoğan’ın onun da zamanı yoksa olmaya bilir de hemşehrimiz Taşkentli Ahmet Davutoğlu’nun vermesini arzu ettiğimi ifade edecektim. Faka Hüseyin Üzülmez’in bu 9 Ağustos 2010 tarihli basın toplantısına bir gideyim bir bakayım neler söylenecek diye yola çıktım. Karatay Üniversitesi’nin yerleşim alanında biten bir binada Hüseyin Üzülmez basın toplantısı yaptı ve üniversitenin gelişmesini anlattı. Basın toplantısında Meclis Başkanı Dr. Seyit Karaca, Rektör Prof. Dr. Mehmet Babaoğlu, fakülte dekanları hazır bulundular.
Hüseyin Üzülmez 2010-2011 Eğitim ve Öğretim yılında Karatay Üniversitesi’nin 480 öğrenci ile eğitime Ekim 2010 tarihinde başlayacağını açıkladı. Bugün ismini aldığı Karatay Üniversitesi’ni 1251 yılında Celaleddin Karatay tarafından kurulmuştur. Binlerce onbinlerce alim ve veli buradan yetişmiştir. Mevlana Celaleddin Rumi bu medresede vaaz ve nasihatlerde bulunmuştur. Hüseyin Üzülmez Karatay’ın ismini yaşatmak için onun devamı olduğumuzu göstermek için kuruluş tarihimizi de 1251 olarak belirledik demekle çok haklı bir noktaya parmak basmış oldu. Celaleddin Karatay’ın kardeşi Kemalettin (Küçük Karatay) ve Seyfettin Karasungur Türbeleri de aynı şekilde onarılsa çok yerinde olacaktır. Tabii bu konu Ticaret Odası’nın değil Vakıflar, Karatay Belediyesi ve diğer dairelerin işidir.
Herşey güzel de aklıma takılan bir soruyu da Hüseyin Üzülmez’e sormadan geçemeyeceğim: “Karatay Üniversitesi’nin marşı ne olacak? Bir marş besteletmeyi düşünüyor musunuz? Ben mutlaka düşündüğünüzün inancı içindeyim. Bu konuyu basın toplantısında dile getirmediniz.”
NOT: Sayın okurlarım Ramazan Bayramı’nın sonuna kadar yazılarıma ara veriyorum. Bayram sonu görüşmek üzere.
Hüseyin Üzülmez, “Konya Ticaret Odası Vakfı” tarafından kurulacak olan üniversitenin ismini açıklamamış fakat kurmak için yola çıktıklarını söylemişti. Hüseyin Üzülmez’i dinlerken, “Başlamak bitirmenin yarısıdır” atasözünü hatırladım ve bu iş mutlaka başarılıp bitirileceğine inanmıştım. O günlerde bu konularda pek çok yerde yaptığım söyleşide üniversitenin kurulacağı inancımı tekrarlamıştım. Birçok kişi de Hüseyin Üzülmez’in bu açılmasına karşı çıkmışlardı. Hatta bu sözlerin inandırıcı bulmadıklarını da oda seçimlerinde tekrarladılar durdular. Zaman onları değil Hüseyin Üzülmez’i haklı çıkardı. Birçok bürokratik aşamalardan geçtikten sonra üniversitenin binalarının temeli atıldı.
Efendim “Eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağar” diye bir atasözümüz var. Eski yakışıksız sözlere rağbet edilmiş olunsaydı bugünlere de gelinemezdi. O kişiler buzun üzerine yazı yazdıklarından buz eridi ve o günkü düşünceleri söyledikleri de eridi gitti.
Bugün bu yazımı Karatay Üniversitesi’ne ayırmayı planlamakta idim. Bayram sonuna kadar yazıma ara vermeyi düşünüyordum ve bugünkü yazımın başlığı da söyle olması için kararlaştırmıştım. “Karatay Üniversitesi’nde ilk ders” diyecektim. Çok değerli dostum ve ağabeyim Dr. Hasan Özönder “İlkler için büyük önem gösterir” bir fabrikada üretilen ilkin sergilenmesini arzu eder bende ondan öğrendiğimi Karatay Üniversitesi’nde tatbik etmek istemiştim.
İlk dersi kim verecek?
İlk ders önemli. Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül’ün vermesine eğer zamanı yoksa Başbakanımız Sayın Tayyip Erdoğan’ın onun da zamanı yoksa olmaya bilir de hemşehrimiz Taşkentli Ahmet Davutoğlu’nun vermesini arzu ettiğimi ifade edecektim. Faka Hüseyin Üzülmez’in bu 9 Ağustos 2010 tarihli basın toplantısına bir gideyim bir bakayım neler söylenecek diye yola çıktım. Karatay Üniversitesi’nin yerleşim alanında biten bir binada Hüseyin Üzülmez basın toplantısı yaptı ve üniversitenin gelişmesini anlattı. Basın toplantısında Meclis Başkanı Dr. Seyit Karaca, Rektör Prof. Dr. Mehmet Babaoğlu, fakülte dekanları hazır bulundular.
Hüseyin Üzülmez 2010-2011 Eğitim ve Öğretim yılında Karatay Üniversitesi’nin 480 öğrenci ile eğitime Ekim 2010 tarihinde başlayacağını açıkladı. Bugün ismini aldığı Karatay Üniversitesi’ni 1251 yılında Celaleddin Karatay tarafından kurulmuştur. Binlerce onbinlerce alim ve veli buradan yetişmiştir. Mevlana Celaleddin Rumi bu medresede vaaz ve nasihatlerde bulunmuştur. Hüseyin Üzülmez Karatay’ın ismini yaşatmak için onun devamı olduğumuzu göstermek için kuruluş tarihimizi de 1251 olarak belirledik demekle çok haklı bir noktaya parmak basmış oldu. Celaleddin Karatay’ın kardeşi Kemalettin (Küçük Karatay) ve Seyfettin Karasungur Türbeleri de aynı şekilde onarılsa çok yerinde olacaktır. Tabii bu konu Ticaret Odası’nın değil Vakıflar, Karatay Belediyesi ve diğer dairelerin işidir.
Herşey güzel de aklıma takılan bir soruyu da Hüseyin Üzülmez’e sormadan geçemeyeceğim: “Karatay Üniversitesi’nin marşı ne olacak? Bir marş besteletmeyi düşünüyor musunuz? Ben mutlaka düşündüğünüzün inancı içindeyim. Bu konuyu basın toplantısında dile getirmediniz.”
NOT: Sayın okurlarım Ramazan Bayramı’nın sonuna kadar yazılarıma ara veriyorum. Bayram sonu görüşmek üzere.