Teknik adam olarak çıplak gözle izlemediğim bir maçın analizini sadece televizyonda görülenle değerlendirmek içime sinmesede maç öncesi hazırlıklar, beyanatlar, Hüsnü hocanın memleketi olması, ilk maç mağlubiyeti sonrası alınacak tedbirler ve bu maça sürülen kadro ile sonuç olarak 3-0'la biten acı son ve bu acı mağlubiyeti anlatan her iki teknik adamın görüşleri. Bu süreci takip ettiğinizde zaten bize yazılacak malzeme çıkıyor.
Yazımın başlığı "KARADENİZ FIRTINASI" herkesin bildiği gibi Karadenizimiz fırtınalı olur bu, o yörenin insanına da doğal olarak yansır, pire için yorganı yakar, gözü hiç bir şeyi görmez. Malumunuz Hüsnü Özkara'da Karadenizli olunca geçen haftanın ilk 11 inde sadece Kaya, Selim, Erdinç, Gökhan ve Neca'ya yer vermiş geri kalan 6 oyuncunun hepsini doğramış.
Şimdi dönelim hocamızın maç sonu değerlendirmesine, 1461 Trabzon’un oyun anlayışını ve oyun taktiğini bildiklerini belirterek, “Güçlü orta sahadan Eren Albayrak’a uzun oynayıp hücumda çabuk çoğalıyorlardı bu nedenle orta sahamaızı kalabalık tutup onları etkisiz hale getirmek istedik.”
Demekki Hüsnü Hoca rakip takımın orta sahadaki etkinliğini düşünerek 6 yeni oyuncuyu takıma monte ederken evvelki haftanın oyun sisteminide değiştirmek zorunda kalmış, Buca maçında savunma 4'lüsünün önünde iki ön liberoyla ve tek santraforun arkasında 3lü forvetle oynarken, Trabzon maçında orta sahayı kalabalık tutmaya yarayan sistem olan, bizim baklava dilimi dediğimiz eş kenar dörtgenli orta saha dizilişiyle iki forvetli ve arkalarında ofansif orta saha oyunculu bir sistemle Trabzon'u orta sahayı kalabalık tutarak önce durdurma sonrada vurmak istemiş. Ancak bu oyuncular oynadıkları mevkilerde bu sistemin niteliklerine uymuyorlarsa bu kalabalık kuru kalabalıktan öteye gitmez.
Öncelikle maçtaki bu sisteme göre dizilişimizi vereyim. Kalede Kaya. 4'lü savunma Tolga, Selim, Erdinç ve Muhammet, bunların önünde ön libero Gökhan, sağında Şenol, solunda Recep, önlerinde ise ikili forvet Zitouni ve Erdal, bunların arkasındada ofansif orta sahamız Neca. Şayet Hüsnü Hoca maç sonu 'rakibin en etkili yeri olan ortasahasını durdurmak istiyorduk' demese şu kadroya bakarak; 'Hocam bu maçı kazanmak için oynuyor, baksanıza iki forvetle oynadığı gibi Neca ve Recep'ide forvet olarak düşündüğünde 4 forvet adamıyla galibiyeti kovalıyor' diye düşünürdüm. “Düşünürdüm” diyorum, çünkü sahadaki oyuncuların özellikleri bana bu yorumu yaptırması olağandır. Ancak maça gelindiğinde ne Hüsnü Hocanın düşündüğü gibi orta sahayı kalabalıklaştırabildik, ne benim ön gördüğüm gibi forvet ağırlıklı kadronun etkinliğini görebildik.
Ama Hüsnü Özkara'nın Trabzon ile ilgili analizi doğru çıktı, biz ilk golü 10.dakikada yedikten sonra bu golü çıkarmak adına bilinçsizce yüklenirken onlar savunmamızın arkasına attıkları uzun toplarla hem çok çabuk çoğalabildiler hemde bir türlü ortasahada hakkından gelemediğimiz gollerinde asistiğini yapan Jebrin ve Eren Albayrak ile etkili olmalarının önüne geçemedik.
1461 Trabzona karşı oynatmağa çalıştığımız baklava dilimli orta saha dizilişi, şayet savunmaya çok çabuk dönülemezse Erdal, Zitouni ve Neca'nın dönemediği gibi ortasahanız zor durumda kalır ve rakip orta saha hakimiyetini ele aldığı gibi Jebrin'e şov yapma fırsatı verirsiniz.
Umarım bu sistem ve çok sayıda oyuncu değişiklikleri her maçta uygulanmaz, aksi halde Ziya Doğan döneminde olduğu gibi panikler bu paniklemede bizi daha çok hatalar yapmamıza sebebiyet verir.
Biliyorsunuz o dönemde yine en bilenler vardı, hem yüz küsur adam aldılar hemde küme düşürdüler, ama Allah var deneye deneye doğru takımı 5 maç kala bulduk, bu da bizim geçen yıl başarılı olmamızı sağladı.
1461 Trabzon'un teknik direktörü Mustafa Akçay, “Konyaspor şampiyonluğa oynayan bir takım dolaysıyla saygı duyulması gereken bir takımdı bizde saygı duyarak oynadık. Rakibimiz karşısında kimliğimizi kediye dönüştürmek zorundaydık. Bizde bunu yaptık. Tırmalamalıydık, öyle maçı koparmalıydık, rakibi tırmaladık puanlari kopardık” demiş maçtan sonraki demecinde.
Mustafa Akçay'da Hüsnü Hoca gibi Karadenizli üstelik Fatih Tekke ve Gökdeniz Karadeniz gibi futbolcuların yetişmesinde emeği var, yani gençlere önem veren bir meslekdaşımız, bunun semeresini alıyor sanırım. Benim dikkat çekmek istediğim maç sonu beyanatı tam Laz fıkrası gibi, "Kedi gibi tırmalamamız lazımdı tırmaladık" demiş. O zaman bizimkilerin orta sahada çoğalamaması normal, düşünsenize rakibin orta sahasında öylece salıverilmiş bir çuval yırtıcı kedi olunca, yaklaş yaklaşabilirsen.