Eski Birinci Kafkas Kolordusu ve 15. Kolordu Kumandanı Kâzım Karabekir Paşa, doğu illerinde yıllarca “Şark Cephesi Kahramanı” adıyla anılarak tarihe geçti. Komuta ettiği birliklerle çeşitli cephelerde görev yaptıktan sonra Erzurum’a gelerek 15. Kolordu’nun komutanlığını devralan Karabekir; Ruslardan cesaret alarak Erzurum, Kars, Erzincan ve çevresinde katliam uygulayan Ermeni Taşnak ve Hınçak çetelerine karşı mücadele etti. “İstiklâl Harbimiz” adlı kitaptaki hatıralarında, 1. Dünya Savaşı’nda elden çıkan toprakların geri alınması hareketlerine katılan Kâzım Karabekir, Rusya ile yapılan savaşın yavaşladığı bir sırada 8 Aralık 1917’de on gün için savaşın durdurulması emri geldiği için Litowsk’ta Türk 3. Ordu Kurmay Başkanı Albay Ömer Lütfi Bey ile Bolşevik Rus 1. Ordusu Kurmay Başkanı General Vişinsky arasında yapılan görüşme sonunda mütareke imzalandığını belirterek, şunları kaydediyor:
“Ocak 1918’de Rusların cepheden çekildiği ve yalnız Mütareke Heyetindeki Rus subayları ile Ermeni Birliklerin kaldığı anlaşılıyordu. Kurtulanlar, Ermenilerin korkunç bir Müslüman kırımına başladıklarını, yağma ve ırza tecavüzlerin devam ettiğini bildiriyordu. Bilhassa Erzincan’da kırımın korkunç olduğunu, Türklerin kuyulara doldurularak öldürüldüğünü Ruslar da doğruluyordu. Kafkas Cephesi’ndeki bizim bazı birlikler Suriye’ye aldırıldığından, ileri hareketler için 4. Kolordu Ali İhsan Paşa kumandasında Van ve Doğubeyazit, 1. Kafkas Kolordusu benim kumandamda Erzincan ve Erzurum, 2. Kafkas Kolordusu da Şevki Paşa’nın kumandasında Bayburt ve Trabzon cephesine karşı yürüme emrini aldı. 12 Şubat 1918’de hareket başladı. Her taraf kar ile kaplı olduğu için yolun dışında yürüyüş çok güç, hatta bazı yerlerde imkânsızdı. Benim kolordumun 9 ve 36. Tümenleri ile 13 Şubat’ta Erzincan ovasına inerek, akşama doğru Erzincan’ı işgâl ettik; karşı koyma fazla değildi. 14 Şubat’ta Kolordu karargâhı Erzincan’a yerleşti.
Ermeni kıyımını bizzat müşâhede ettik. Birçok güzel yapılan, kışlalar yakılmıştı. Bazılarının içine insanlar doldurularak ateşe verilmiş. İçi ceset dolu kuyular çoktu. Bu üzücü görünüşler, Erzurum ve çevresinde de kıyımlar yapıldığının işaretiydi. Elimizdeki araçlar kolordunun ihtiyacını taşımaya yetmiyordu. Kış, bütün şiddetiyle hüküm sürüyordu. Her türlü yokluk ve güçlüğe katlanıp, ufak bir müfreze ile Erzurum’a yardıma yetişmeye karar verdik. 22 Şubat’ta işgâl ettiğimiz Mamahatun’da sağ kalan olmamış, ahali bir çukura doldurularak öldürülmüştü. Her taraf da yanıyordu. Bir keşif kolumuzla 25 Şubat’ta Aşkale, bir müfreze ile 26 Şubat’ta Yeniköy, 2 Mart’ta Karabıyık Hanını işgâl ettik. Burada Rus Menzil Teşkilâtı’nın bıraktığı iki yüz ton kadar yiyecek ve bir miktar et konservesi bulunduğundan, bununla önemli ölçüde ihtiyacımızı karşılayıp, 9. Tümeni Erzurum’a doğru hareket ettirdim. 7 Mart’ta Kavurma Çukuru’nda yakalanan 13 yaşında casus bir Ermeni çocuğunu getirdiler. Yollarda gördüğümüz kıyımların korkunç olduğunu, barış yapılan Rusların işgâl ettikleri toprakları bize bıraktıklarını, insanlık adına kıyıma son vererek karşı koymamalarını isteyen bir mektup yazarak çocuğun eline verip, Erzurum’daki Ermenilere gönderdim. Mektubu Ermeni Kumandanı Albay Morel almış.
10 Mart’ta Kolordu karargâhını Alacaköyü’nde kurdum. Burada da cenazeler insanın aklını oynatacak bir hâlde idi. Bütün çocuklar süngülenmiş, yaşlılar ve kadınlar samanlıklara doldurulup yakılmış, gençler baltalarla parçalanmıştı. Çivilere asılmış ciğer ve kalpler gördük. Bütün bu acıklı görüntüler Erzurum’a ulaşıp, oradaki savunmasız insanların yardımına koşmamızı mecburi kılmıştı. Ermeniler Erzurum’da müstahkem hat dışında Ilıca’nın kuzey ve güneyindeki bütün ova köylerini işgâl etmişti. Kuvvetleri şose boyunca düzenleyip, Ilıca-Erzurum istikametinde taarruz emrini verdim. 11 Mart’ta sabah alacakaranlıkta yürüyüş başlatıp, kısa bir çarpışma ile Ilıca’yı ele geçirdik. Ermeniler, Erzurum çevresindeki koruyuculu hatta çekildiler. Karasu’nun kuzeyinde akşama kadar oyalama savaşı oldu. Haydari Boğazı’nda bozulan Ermeniler, Erzurum’da akşama doğru birçok yangın başlattı. Gece birlikleri Erzurum’a yaklaştırıp, tan ağarırken hücuma geçerek öğleden önce şehrin işgâlini tamamladık. Ermenilerin çekilmelerini sağlamak için birtakım yerlere gizledikleri fedai çeteleri ansızın ateş ederek yine de kan dökmekten geri kalmıyordu.
12 Mart 1918 Salı günü Kolordu karargâhını Erzurum’a getirdim. Erzurum’da 38 kadar Rus subay Ermeniler ile birlikte baskı altında zorla vuruşmaya katıldıklarını üzülerek anlattılar. Ermeniler’in 500 kadar zayiatı olduğunu sanıyoruz. Bizim şehid ve yaralımız yüzelli kadardı. Erzurum’da o kadar acıklı manzaralar gördük ki, sokaklarda hayat eseri görülmüyor, halk gözyaşları ile şuraya buraya koşarak kimi oğlunu, kimi eşini, kimi babasını süngülenmiş veya yakılmış bulunca saçlarını yoluyordu. Yerlerde çocuk, kadın ve yaşlılar kanlar içinde yatıyordu. Ermeniler, yalnız 11-12 Mart gecesi üç bin Müslümanı katlettiklerini Ruslara öğünerek anlatmışlar. İstasyon sanki ölüleri dışarı atmış mezarlık gibiydi. Resul Bey’in konağı ve içine doldurdukları insanlarla yaktıkları karşılıklı binalar insanları titretiyordu. 13 Mart’ta girdiğimiz Hasankale’de de sayısız kıyımlar yapılmış, hele yol boyundaki köylerde adeta hayat kalmamıştı. 16 Mart’ta Suvari Alayı’nın işgâl ettiği Horasan’da istasyona doldurularak birçok köylünün yakıldığı haber verildi. Bir alayımız 17 Mart’ta Narman’ı ele geçirdi. Bu arada, ahalinin Ermeni çetelerini kovduğu Oltu Sancak Merkezi Türkleri, yerli bir idare kurmuş, 25 Mart 1918 günü 5. Tümen Kumandanı Yarbay Mürsel Bey, Oltu’ya girince ahali bayram ve şenlik yapmıştı”
(Devam edecek)
“Ocak 1918’de Rusların cepheden çekildiği ve yalnız Mütareke Heyetindeki Rus subayları ile Ermeni Birliklerin kaldığı anlaşılıyordu. Kurtulanlar, Ermenilerin korkunç bir Müslüman kırımına başladıklarını, yağma ve ırza tecavüzlerin devam ettiğini bildiriyordu. Bilhassa Erzincan’da kırımın korkunç olduğunu, Türklerin kuyulara doldurularak öldürüldüğünü Ruslar da doğruluyordu. Kafkas Cephesi’ndeki bizim bazı birlikler Suriye’ye aldırıldığından, ileri hareketler için 4. Kolordu Ali İhsan Paşa kumandasında Van ve Doğubeyazit, 1. Kafkas Kolordusu benim kumandamda Erzincan ve Erzurum, 2. Kafkas Kolordusu da Şevki Paşa’nın kumandasında Bayburt ve Trabzon cephesine karşı yürüme emrini aldı. 12 Şubat 1918’de hareket başladı. Her taraf kar ile kaplı olduğu için yolun dışında yürüyüş çok güç, hatta bazı yerlerde imkânsızdı. Benim kolordumun 9 ve 36. Tümenleri ile 13 Şubat’ta Erzincan ovasına inerek, akşama doğru Erzincan’ı işgâl ettik; karşı koyma fazla değildi. 14 Şubat’ta Kolordu karargâhı Erzincan’a yerleşti.
Ermeni kıyımını bizzat müşâhede ettik. Birçok güzel yapılan, kışlalar yakılmıştı. Bazılarının içine insanlar doldurularak ateşe verilmiş. İçi ceset dolu kuyular çoktu. Bu üzücü görünüşler, Erzurum ve çevresinde de kıyımlar yapıldığının işaretiydi. Elimizdeki araçlar kolordunun ihtiyacını taşımaya yetmiyordu. Kış, bütün şiddetiyle hüküm sürüyordu. Her türlü yokluk ve güçlüğe katlanıp, ufak bir müfreze ile Erzurum’a yardıma yetişmeye karar verdik. 22 Şubat’ta işgâl ettiğimiz Mamahatun’da sağ kalan olmamış, ahali bir çukura doldurularak öldürülmüştü. Her taraf da yanıyordu. Bir keşif kolumuzla 25 Şubat’ta Aşkale, bir müfreze ile 26 Şubat’ta Yeniköy, 2 Mart’ta Karabıyık Hanını işgâl ettik. Burada Rus Menzil Teşkilâtı’nın bıraktığı iki yüz ton kadar yiyecek ve bir miktar et konservesi bulunduğundan, bununla önemli ölçüde ihtiyacımızı karşılayıp, 9. Tümeni Erzurum’a doğru hareket ettirdim. 7 Mart’ta Kavurma Çukuru’nda yakalanan 13 yaşında casus bir Ermeni çocuğunu getirdiler. Yollarda gördüğümüz kıyımların korkunç olduğunu, barış yapılan Rusların işgâl ettikleri toprakları bize bıraktıklarını, insanlık adına kıyıma son vererek karşı koymamalarını isteyen bir mektup yazarak çocuğun eline verip, Erzurum’daki Ermenilere gönderdim. Mektubu Ermeni Kumandanı Albay Morel almış.
10 Mart’ta Kolordu karargâhını Alacaköyü’nde kurdum. Burada da cenazeler insanın aklını oynatacak bir hâlde idi. Bütün çocuklar süngülenmiş, yaşlılar ve kadınlar samanlıklara doldurulup yakılmış, gençler baltalarla parçalanmıştı. Çivilere asılmış ciğer ve kalpler gördük. Bütün bu acıklı görüntüler Erzurum’a ulaşıp, oradaki savunmasız insanların yardımına koşmamızı mecburi kılmıştı. Ermeniler Erzurum’da müstahkem hat dışında Ilıca’nın kuzey ve güneyindeki bütün ova köylerini işgâl etmişti. Kuvvetleri şose boyunca düzenleyip, Ilıca-Erzurum istikametinde taarruz emrini verdim. 11 Mart’ta sabah alacakaranlıkta yürüyüş başlatıp, kısa bir çarpışma ile Ilıca’yı ele geçirdik. Ermeniler, Erzurum çevresindeki koruyuculu hatta çekildiler. Karasu’nun kuzeyinde akşama kadar oyalama savaşı oldu. Haydari Boğazı’nda bozulan Ermeniler, Erzurum’da akşama doğru birçok yangın başlattı. Gece birlikleri Erzurum’a yaklaştırıp, tan ağarırken hücuma geçerek öğleden önce şehrin işgâlini tamamladık. Ermenilerin çekilmelerini sağlamak için birtakım yerlere gizledikleri fedai çeteleri ansızın ateş ederek yine de kan dökmekten geri kalmıyordu.
12 Mart 1918 Salı günü Kolordu karargâhını Erzurum’a getirdim. Erzurum’da 38 kadar Rus subay Ermeniler ile birlikte baskı altında zorla vuruşmaya katıldıklarını üzülerek anlattılar. Ermeniler’in 500 kadar zayiatı olduğunu sanıyoruz. Bizim şehid ve yaralımız yüzelli kadardı. Erzurum’da o kadar acıklı manzaralar gördük ki, sokaklarda hayat eseri görülmüyor, halk gözyaşları ile şuraya buraya koşarak kimi oğlunu, kimi eşini, kimi babasını süngülenmiş veya yakılmış bulunca saçlarını yoluyordu. Yerlerde çocuk, kadın ve yaşlılar kanlar içinde yatıyordu. Ermeniler, yalnız 11-12 Mart gecesi üç bin Müslümanı katlettiklerini Ruslara öğünerek anlatmışlar. İstasyon sanki ölüleri dışarı atmış mezarlık gibiydi. Resul Bey’in konağı ve içine doldurdukları insanlarla yaktıkları karşılıklı binalar insanları titretiyordu. 13 Mart’ta girdiğimiz Hasankale’de de sayısız kıyımlar yapılmış, hele yol boyundaki köylerde adeta hayat kalmamıştı. 16 Mart’ta Suvari Alayı’nın işgâl ettiği Horasan’da istasyona doldurularak birçok köylünün yakıldığı haber verildi. Bir alayımız 17 Mart’ta Narman’ı ele geçirdi. Bu arada, ahalinin Ermeni çetelerini kovduğu Oltu Sancak Merkezi Türkleri, yerli bir idare kurmuş, 25 Mart 1918 günü 5. Tümen Kumandanı Yarbay Mürsel Bey, Oltu’ya girince ahali bayram ve şenlik yapmıştı”
(Devam edecek)