Kanoute, Bizimkiler ve Ötekiler!

.
Futbol günümüzde pahalı sektörlerden birisi hâline geldi. Kulüpler başarılı olabilmek için çok büyük paralar ödeyerek güçlü kadrolar kuruyor. İtalya, İngiltere, İspanya, Almanya, Fransa, Hollanda gibi dünyanın dört bir yanından futbolcu transfer eden Avrupa ülkelerine son yıllarda Rusya kulüpleri de katıldı. Eskiden paranın lâfının edilmediği Rusya’nın yanısıra, Körfez ülkelerinin para babası zengin işadamları ünlü kulüpleri satın alıyor, ya da sponsorluğunu üstleniyorlar. Real Madrid, Barcelona, Manchester United, Chelsea, Liverpool, Milan, Juventus, İnter, Arsenal, Bayern München, Schalke, Stuttgart, Paris Saint Germain, Monaco, Saint Etienne gibi kulüpler ilk sıraları alırken, Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş da yabana atılmayacak bir değere sahip bulunuyor.

Bu nedenle çeşitli ülkelerde bir kısmı Müslüman olan çok sayıda yabancı futbolcu top koşturuyor. Bunlardan birisi de İspanya’nın Sevilla takımının Müslüman forveti Ömer Kanoute. Sporseverler bu futbolcuyu Fenerbahçe’nin geçen yıl bu takımı Şampiyon Kulüpler Kupası’ndan elediği maçlardan ve bu sezon Deportivo ile yaptıkları maçta gol attıktan sonra İsrail’in Gazze’de yaptığı katliamı protesto etmek ve Filistinlilere destek vermek amacıyla formasının altındaki Filistin yazan tişörtünü göstermesinden hatırlayacaklar. Kanoute’nin, şimdi de İspanya’daki Müslümanları sabah namazına teşvik etmek için bir kampanya başlattığı, bu ülkedeki İslâmî kuruluşların da kampanyaya panel ve konferanslar düzenleyip, Cuma namazlarından sonra camilerde sabah namazının önemini anlatan broşürler dağıtarak destek verdiği bildiriliyor. “Sabah namazı Allah’a sevgimizin ölçüsüdür” cümlesini slogan yaparak, “İnsan, tabiatı gereği en çok sevdiği kişiyle buluşmaya büyük özen gösterir ve buluşmayı kaçırmamak için saatlerce uykusuz bekleyebilir. Bu özveri sabah namazı için de geçerlidir” diyen Kanoute’nin son olarak, daha önce İslâm dünyasının bir parçası olan Sevilla’da Müslümanların yüzyıllarca ibadet ettiği bir camiyi 510 bin Euro’ya satın alıp, tamir ettirerek hem yıkılmaktan kurtardığı, hem de buradaki Müslümanların rahatça ibadet edebilmelerini sağladığı haber veriliyor.

Hatırlanacağı gibi 2 yıldır Chelsea’de oynayan Fransız asıllı Müslüman futbolcu Anelka, 3 sezon önce Fenerbahçe formasını giymiş ve maç başlamadan önce sahada ellerini açarak dua etmesiyle tanınmıştı. Diğer bir Müslüman Fransız futbolcusu Libery’i de Galatasaray’da top koşturmuş, ancak transfer ücretini alamadığı için serbest kalarak, Fransa’ya dönmüştü. 2 yıldır Bayern München’de oynayan Libery, artık Avrupa’nın ünlü futbolcuları arasında yer alıyor. Bilindiği gibi kulüplerimizde de çok sayıda yabancı top oynuyor. Bunlar arasında; Alex, Roberto Carlos, Lugano, Delgado, Bobo, Deıvıd, Nobre, Tello, Guiza, Sivok, Zapotocny, Cisse, Lincoln, Milan Baros, De Santics, Alanzinho, Cale, Colman, Yattara, Edu, Cangele, Ayman, El Saka, Souleymanou, Song, Kahe, Jaba, Tabata, Beto, Petkoviç, Bilica, Shin, Neca gibi Brezilyalı, Şilili, Arjantinli, Kamerunlu, Uruguaylı, Alman, Çek, Avustralyalı, Fransız, İsrailli, Nijeryalı, Güney Koreli, Mısırlı ve daha başka ülkelere mensup Müslüman, Hıristiyan ve Pini Balili gibi Musevi olanlar bile var.

Ülkelerin federasyonları yabancı futbolculara dinî inanışları sebebiyle bir yaptırım uygulamazken, hiç kimse de tepki göstermediği gibi, üstelik hoşgörü ile karşılıyor. Ülkemizdeki yabancılar da diğer ülkelerdeki gibi gerek özel hayatlarında mensubu oldukları dinin emirlerini yerine getirerek namaz kılıp, değişik ibadetlerini yapabiliyor, gerek saha içinde İstavroz çıkarıp, serbestçe dua edebiliyorlar. Nitekim, ülkemizde de yabancıların sahaya çıkarken, oyun sırasında, ya da maç sonunda sahayı terk ederken dinî inançlarını sergilemelerine kısıtlama getirilmiyor, medyada da eleştiri konusu olmuyor. Bunun örneklerine naklen yayında Gaziantepsporlu Beto’nun gol sevinci sırasında formasının altına giydiği “Ben İsa’ya aitim” yazılı fanilayı gösterirken, geçmişte Fenerbahçe’de oynayan Kezman’ın gol atabilmek için formasının altına Hz. İsa’nın resmi bulunan tişört giydiğinde, Alex’in maçtan önce ve maç bitince İstavroz çıkardığında, Aurelio’nun gol atmasını İstavroz çıkararak kutlayışında şâhit olduk. El Saka ve Gençlerbirliği’nde birlikte oynadığı Ahmet Hassan ile birlikte devre arasında soyunma odasında namaz kıldıklarını herkes biliyor. Belki bunlara daha başkaları da eklenebilir.

Elbette dinî inançlara saygı göstermek kadar normâl bir şey olamaz. Ancak, dünyada herkese, bizde de yabancılara gösterilen dinî hoşgörü, nedense kendi sporcularımıza gösterilmiyor. Ne yazık ki, Türk futbolunun sembol ismi Hakan Şükür’ün, “Kutlu Doğum Haftası” ndan bahsetmesinde art niyet aranarak, medyada konu hâline getiriliyor. Hâl böyle olunca da insan, “Kendi çocuklarımız maça başlarken, gol atınca, ya da galip gelince yabancı Müslüman futbolcular gibi ellerini açıp dua etseler hâlleri nice olur” diye düşünmekten kendini alamıyor. Bir bizim medyanın tutumuna, bir de Hıristiyan ülkelerdeki hoşgörüye bakarak yorumu varın siz yapın. 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri