Kadim Osmanlıcılık Ruhu

.
Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan Viyana’nın kuşatılmasına kadar olan, yani genişleme sürecini iyi tahlil etmek gerekir. Bu dönem arasındaki yöneticileri, yöneticileri yetiştiren eğitim sistemini iyi öğrenmek, gençlerimize iyi öğretmek zorundayız. Dışarıda çare aramak beyhudedir. Çare kendi tarihimizi iyi öğrenmekten geçer.
24 milyon kilometrekareye hükmeden, 240 yıl dünyaya liderlik eden, bu konuda dünyada rakipsiz olan Osmanlı Devleti’nin sistemini iyi öğrenmeliyiz. Şayet Türkiye, Osmanlı’nın mirasçısı ise Balkanlar’da var olmalıdır, Kafkaslar’da var olmalıdır, Afrika’da var olmalıdır, Ortadoğu’da var olmalıdır. Bunun adı Sayın Hasan Demir dostumun deyimi ile “Kadim Osmanlıcılık”tır.
Yeni Osmanlıcılık ise Osmanlı’yı kuşatan Batının içerideki azınlıklarının hamiliğine soyunanların adıdır. Yeni Osmanlıcılık, Ekonomik olarak bağımlı hale gelen İstanbul’un, sınırları içerisindeki gayrimüslimlere söz geçirememe döneminin adıdır. Osmanlı’yı ekonomik olarak çökerten o günün Avrupa, Rusya ve ardından ABD’si insan hakları diyerek, din ve vicdan hürriyeti diyerek Osmanlı’yı “sürekli reformlar ülkesi” haline getirmiştir. Gülhane Hattı Hümayunu ile başlayan bu dönem, Türkiye’yi Balkan mağlubiyeti ve Çanakkale Savaşlarına, ardından da Milli Mücadele mecburiyetine sokmuştur. Sadece Birinci Cihan Harbi döneminde Yeni Osmanlıcılığın bu millete maliyeti 2 milyon vatan evladının şahadeti, 4 milyon 200 bin kilometrekare toprak kaybı olmuştur. İstanbul, Yeni Osmanlıcılığa icbar edildikten sonra, Osmanlı topraklarından tam 24 devlet çıkmıştır.
Bazı yazarların “Yeni Osmanlıcılık” özlemi ile ilgili yazı kaleme almaları talihsizliktir. Balkanlar’a, Ortadoğu’ya, Avrupa ve Afrika’ya hep “Kadim Osmanlıcılık” anlayışı ile açılabiliriz. Dış baskılar ve iç talepler doğrultusunda “demokratikleşme” çabaları kalıcı olamaz. Bu Gülhane Hattı Hümayununa benzer.
Her hafta bir milyar dolar borç faizi ödeyen bir maliye ve askeri bakımdan rakiplerinin silah ve teknolojisine muhtaç bir Türkiye ile “Kadim Osmanlı” politikasını hayata geçirmek mümkün değildir.
Ekonomik ve askeri alanda dışa bağımlı bir ülke olmaktan çıkacak adımların acil olarak atılması gerekir. Bu coğrafyada buna mecburuz. Biz 780 bin kilometre içerisinde hapsolacak bir Millet değiliz. Osmanlı’nın çekildiği coğrafya ve Asya’ya yayılmış köklerle ilgilenmeyecek bir ruh hali oluşturulmaya çalışıldı. Bunda da kısmen başarılı olundu. Ama artık bastırılmış bu ruh, kabına sığmamaktadır.
Bizi büyük devlet haline getirecek bir güç varsa o da, “Kadim Osmanlıcılık” ruhudur. Bu ruhu yaşamalı ve yaşatmalıyız.
Okuyucuya Not: Umre programım nedeniyle, yazılarıma üç hafta ara vermek zorundayım. Bu vesile ile hepinizden helallik diliyorum. F.A.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (3)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Yazarlar Haberleri