Kademe Kademe Sevgi

Nevzat Laleli

Sevgi toplumuna doğru

Sevgi toplumunda önce bu toplumu oluşturacak fikirler ve inançlar işin temelini oluşturur, daha sonra da o fikir ve inançları her türlü zorluk karşısında yılmadan uygulayan fedakâr bir inanmış kadro ister. Fikirler işin dinamizmini oluştururken kadro o fikirleri önce kendi nefsinde uygulamaktadır. Hem de “kınayanın kınamasına aldırış etmeden…”
O toplumu oluşturan insanları önce aileden başlayarak ve kademe kademe geliştirerek belirtmek gerekirse; Ailede baba ve anne, kardeşler… Bunlar arasında sevgi elbette ki Allah’ın doğuştan var ettiği ve dozajı çok yüksek bir sevgidir.
Baba ve anne öce birbirlerine karşı büyük bir sevgi beslerler ki bunun adına bazen aşk denir. Aşk, şiddeti çok yüksek bir sevgi cereyanıdır. Aşk cereyanına yakalanan insanlar ya birbirlerinin hatalarını hiç görmezler veya görseler de büyük bir müsamaha ile onu affederler. Bazen eşler birbirlerine olan aşkı fark edemezler. Onların bir müddet birbirinden ayrılmaları halinde nasıl birbirlerini arayacakları ve birbirinden vaz geçemeyecekleri açıkça görülür. Ayrı yaşamanın bu özelliğinden dolayı, ayrılıp yuvasını yıkmak isteyen eşlere bir müddet birbirlerinden ayrı kalmaları tavsiye edilir. Bu ayrılık her ikisinin de birbirlerini ne kadar sevdiklerini nasıl birbirlerinden ayrı yaşayamayacaklarını görmeleri açısından önem taşır.
Nitekim eşlerden birinin ölmesi halinde geride kalan, kendinin hayatının da kararmış olduğunu hissettiği görülmekte, ne kızının yanında ne de oğlunun yanında kalamamaktadır.
AİLENİN MEYVESİ ÇOCUKLAR
Anne ve babanın çocuklarına, çocukların anne ve babalarına nasıl sevgi besledikleri onlardan birinin başına bir felaket gelmesi halinde daha açıkça ortaya çıkmaktadır.
Anne, Allah'ın ona verdiği analık duygusu ve merhameti ile evlatlarının fedakâr bir koruyucu meleği gibi davranmaktadır. O, yemez yedirir, giymez giydirir. Her gece kaç kere uykularını bölerek evladının ihtiyacını giderir.
Atalarımız ananın evladına düşkünlüğünü anlatmak üzere; “Ağlarsa anam ağlar. Gerisi yalan ağlar…” atasözünü söylemişlerdir.
Ananın evladına sevgisi o kadar fazladır ki, yanan evinin için evladının kaldığını zanneden bir anne, evladını kurtarmak için kendini yangının içine atarak o yangında yanarak ölen birçok anne görülmüştür.
Babanın evlatlarını her türlü dış tehlike ve tehditlerden koruması, onun istikbalini kazanması, belli bir yere gelinceye kadar her türlü maddi ve manevi desteklerde bulunması az şeyler değildir.
İki böbreği de çalışmayan bir evladına kendi böbreklerinden birisi vererek onun hayata atılmasını sağlayan nice babalar vardır.
Öte taraftan evladın anaya ihtiyacını ortaya koyan şu beyitte fevkalade güzeldir. “Ana başta taç imiş./ Her derde ilaç imiş./ Bir evlat pir olsa da,/ Anaya muhtaç imiş…”
İşte ailede ki bu karşılıklı sevgi aileyi bölünmez bir bütün haline getirmekte, ailenin sağlam esaslar üzerine kurulmasını sağlamaktadır.
Sevgi toplumunda sevginin bir noktadan çıkarak bütün bir topluma yayıldığını söyleyenler, doğru söylemişlerdir. İşte sevginin çıktığı ve dalga dalga yayıldığı merkez ailedir, aile ocağıdır.
AİLE SICAKLIĞINI ALAMAYANLAR
Eğer aile ocağının dumanı iyi tütmezse, yani baba kendi işleri için bir tarafa, anne çalışmakta veya arkadaş toplantıları için bir tarafa gidiyorsa çocuklar, babadan alacakları terbiye disiplin ile anneden alacakları sevgi ve şefkati nereden alacaklardır. Hiç kimsenin göğsü, bir anne göğsünün kendi çocuğuna sağladığı o engin şefkati vermesi mümkün değildir.
Evinde sevgi ve şefkati bulamayan çocuklar, hayatlarının hiçbir döneminde çevredekilere sevgi ve şefkat gösteremeyecektir.
İşte aile yapımızın kendi inanç, örf ve adetlerimizin dışına çıkarak bozulması, annenin “bende çalışacağım” demesi veya kocanın ekonomik zorluklardan dolayı hanımının çalışmasını istemesi, anne ve babaları henüz sağken çocukların öksüz ve yetim kalması demek olmaktadır.
Bugün Batılı materyalist ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de toplum içinde şiddetin artması, güçlülerin zayıfları ezmesinin temelinde çocuğun yetişmesi esnasında aileden sevgi ve şefkati, ahlaki değerleri alamaması yatmaktadır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.