İzlememek, en büyük ceza

Reyting uğruna televizyonlarda gün boyu kültürümüzde yeri olmayan programların izletilmesinin izleyenleri bulunduğu hayırlı noktadan geriye götürdüğünü söyleyen Prof. Dr. Gölcük, bu tür programları izlememeyi tavsiye etti.
Başlarken…
Son yıllarda televizyon ekranlarında boy gösteren kadınların dedikodu yaptıkları, Gelinim Olur Musun, Kaynanam Olur Musun? gibi programlar, bilgi ve beceriye dayanmayan şova yönelik yarışmalar ve şiddet içerikli dizilerin  toplumsal yapı ve kültür üzerindeki yıkıcı etkisi, reyting ve dolayısıyla reklam gelirlerine feda ediliyor. İnsanların ilgi alanına giren evlilik, özel hayat gibi konuları hiçbir kural kaide tanımadan ekranların başındaki insanlara sunulması, elbette ki hem kültürel hem ahlaki erozyona neden olacaktır.
Alanında yazmış olduğu çok sayıda kitapla topluma hizmet eden Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şerafettin Gölcük ile sorumsuz televizyonculuğun toplum inanç, kültür ve ahlakı üzerindeki etkisini konuştuk.
Hazırlayan: Uğur Elmas

Prof. Dr. Şerafettin Gölcük Kimdir?
İzmir’in Ödemiş ilçesinde doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini Ödemiş’te yaptı. Ödemiş ve İzmir Kur’an Kurslarında dini eğitim gördü. 1964 yılında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirdi. 1967 yılında Milli Eğitim Bakanlığı hesabına burslu olarak Fransa’ya doktora tahsili için giden Prof. Dr. Gölcük,  doktorasını Sorbonne Üniversitesi’nde tamamladı. Doktora öğrenimi esnasında 1969 yılında Tunus’ta bir yıl kaldı.
1973 yılı başında Erzurum Atatürk Üniversitesi İslam İlimler Fakültesi Kelam Asistanlığına tayin edildi. 1974 yılında Üniversite hesabına bir yıllığına Mısır’a gitti.
1977 yılında doçent, 1984 yılında profesör oldu. 1985 yılı başında Konya Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi olan Prof. Dr. Şerafettin Gölcük, buradan emekli olmuştur. Dekan yardımcılığı, Selçuk Araştırmaları Başkanlığı görevlerinde bulunmuştur. Arapça, Fransızca ve İngilizce bilmekte olup, Temel İslam Bilimleri Bölümü Başkanlığı yürütmüştür. Din İşleri Yüksek Kurulu Üyeliği Yapmıştır (1992-1999). Prof. Dr. Şerafettin Gölcük’ün çok sayıda yayınlanmış eseri vardır.

Son zamanlarda televizyon ekranlarında boy gösteren ailevi meselelerin konuşulduğu, yediden yetmişe insanların 5 dakika içerisinde evlendirilip boşandığı ve benzeri programlar toplumsal yapı üzerinde nasıl bir etki bırakıyor?

Zaten insanlarımız temelde olması gerektiği şekilde bir din eğitiminden, din öğretiminden mahrumlar. Bu programları sunmak suretiyle insanlarımız kendi kültürü, kökeninden biraz daha uzaklaştırılmış oluyor. Biraz da bunlar tabii doğal olarak sunuluyor. İnsanda bulunan içgüdüleri okşayıcı mahiyette, insanın nefsine hitap eden şeyler oldukları için insanlarımızın hoşuna gidiyor bu tür şeyler. Bilhassa çöp çatan programları, çok mahrem konular. Aileler arasında, yuva kurma konuşulmayacak konulardır. Kız alıp vermek öyle basit bir şey değildir. İffetli bir şekilde gidilip talepte bulunulur, bu iş halledilir. Ya birbirlerini tanıyan aileler, ya da kendi aralarında tanışmış gençler bu işi yapar. Bu programlarda, kalkıp bilhassa yaşlı insanları oraya çıkarmak suretiyle, onların da iffet damarı çatlamış kişiler seçerek (ben öyle görüyorum), sanki insanımıza bir nevi ahlaksızlık propagandası yapılıyor.

Bu tür programlar insanların inançlarında ve kültürlerinde etkili olabilir mi?

Bunların iyi niyetle bağdaştırılacak hiçbir yanı yok, şov programlarıdır bunlar. Çoğu programlar kişilerin kendi konumlarından biraz daha uzaklaştırmak için işlenen bir propaganda olarak görüyorum. Bunların seyredilmemesi lazım, ama milletimiz maalesef bu programlardan zevk aldıklarını söylüyor. Aklı başında görünen bayanlar, beyler bu programlara çıkıp ipe sapa gelmez sözler söylüyor. Aklı başında insanların oraya çıkmamaları gerekir.

Toplumu bu tür programlardan korumak için neler yapılabilir? Bu konuda topluma düşen görev nedir?

RTÜK bu konuda bir şey yapabileceğini zannetmiyorum. En iyisi izlemeyerek bunları kendi hallerine bırakmak… Dindar insana diyeceğim şu: Bundan bir şey çıkmaz, boşuna vaktini alıyor, içgüdülerine hitap etmek, gıdıklamak, şamata yapmak, lüzumsuz konuşma suretiyle seni bulunman gereken hayırlı noktadan kötü bir noktaya götürüyor, daha kötü, şer bir alana götürüyor. Dindar insana bunların hiçbir faydası yok. Sevap kastıyla izliyorsan, bunlardan ikap alıyorsun. Bu bir ihtiyaçtan, bir talepten kaynaklanmıyor. Bu yapılan art niyet taşımıyor, ticari amaçla yapılıyor olsa bile kabul edilemez. İyi niyetli insanların bu niyetlerinin istismar edilmesine kimsenin hakkı yoktur, bu zulümdür. 

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Türkiye Haberleri