“İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz, kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz…” (İsrâ Suresi 7)
İyilik ya da kötülük hamuruyla yoğrulduğumuz bu dünya hayatında aslında özümüzü kendimiz yoğurmakta yani kendimiz şekil vermekteyiz. İyiliğe öncü olmak yeryüzünde iyiliği kuşanmak ve kuşatmak, zorbalığın ve çirkin işlerin önüne set olmak en temel insanlık görevimiz aslında. Bu duruş bizi biz yapan, insanı kâmil yapan mü’mince bir duruşu sergilemektedir. Peki, dünyamızı olduğunca sarmalayan bu kötülük furyasına nasıl dur diyebiliriz?
İyilik kavramını açtığımız zaman karşımıza öncelikle Allah’a karşı samimi bir kul olmak çıkmaktadır. Bizi görenin kendisinde huzur bulmasıdır, iyi bir baba, anne olabilmektir. İyi bir evlat olmaktır. Eşine huzur kaynağı olabilmektir mesela. Çevresine iyilik götürebilen olmaktır. İyilik Allah’u Teâlâ’nın (cc) ifadesi ile : “İyilik; Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere iman etmektir. Mal ve servetten yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, ihtiyaç sahiplerine harcamaktır. Namazı kılıp zekâtı vermek, verilen söze sadık kalmaktır. Darlıkta, hastalıkta ve zor zamanlarda yardımlaşmak, bollukta ve sağlıkta paylaşarak şükretmektir. (Bakara, 2/177)
Kötülüğün olabildiğince çoğaldığı günümüz dünyasında iyiliğe o kadar çok muhtacız ki ufacık da olsa tebessüm etmemiz, yaşlı bir gönlü sevindirip duasını almamız, kırgın bir kalbi onarmamız, bir yetimi sevindirmemiz çok güzel hareketlerdir. Değilse kalp kırmak, gönül yıkmak, merhameti ve adaleti elden bırakmak, kötülük için atılmış adımlardır. Unutmayalım ki dostlar yaptığımız her bir iyilik toprağa attığımız birer iyilik tohumudur aslında yarın bir başka gönülde filizlenecek olan. Ahiretimiz için birer sadakadır. Bu konuda Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Kim iyilik yaparsa ona yaptığının on katı vardır; kim de kötülük yaparsa o sadece yaptığının dengiyle cezalandırılır. Onlar haksızlığa uğratılmazlar.” En’âm, 6/160. Peygamber Efendimiz (sav) ise iyiliği ne güzel tarif etmiştir: “İyilik güzel ahlaktır. Kötülük ise vicdanını rahatsız eden ve insanların bilmesini istemediğin şeydir.” (Müslim, Birr, 15.)
Niye kalp kırmak ister ki insan? Güzellik, hoş görü varken. Güzel ahlakı kuşanmak varken şefkat ve merhameti, ihlas ve samimiyeti, affedici olmayı, hoş görülü olmayı, hayâlı ve iffetli olmayı neden terk eder ki? Unutmayalım ki bizi biz yapan karakteri tercihlerimiz belirliyor. Yaptığımız her bir tercih attığımız her bir adım bizi şekillendiriyor. İyilik yolunu da kötülük yolunu da biz tercih ediyoruz yani. Bize basit gibi gözüken bir davranış belki de karşımızdakini incitmekte gönül dünyasını yıkmaktadır.
Öyleyse hayatımıza iyilikle anlam katalım. İyilikle gönüller kazanalım. İhtiyaç sahibine derman, yüreği kırık olana yoldaş olalım. Muhabbetle sarıp sarmalayalım bize dokunan her bir eli. “İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır.” (Buhârî, Mağâzî,35) Peygamber düsturuyla kendimize şekil verelim.
Selam, dua ve muhabbetlerimle…