Av. Mustafa Deveci: “İstiklâl Marşı bir ‘milli mutabakat’ metnidir. Yeni Anayasa’dan İstiklâl Marşı asla çıkarılamaz. Yeni bir Anayasa yapılacaksa, mutlaka İstiklâl Marşı esas alınmalıdır”
Konya Aydınlar Ocağı’nın 2011’in son Salı Sohbetleri’ne, Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı “İstiklâl Marşı” damgasını vurdu.
Sille Kültür Evi’nde gerçekleştirilen sohbette İstiklâl Marşı’na farklı yaklaşan İstiklâl Marşı Derneği Konya Şubesi Başkanı Av. Mustafa Deveci, “İstiklâl Marşı bir duadır, aynı zamanda bir niyazdır. İstiklâl Marşı milliyet ile dini birleştiren bir sestir. İstiklâl Harbi’ni nasıl Türk Milleti yaptıysa, İstiklâl Marşı’nı da Türk Milleti yazdı” dedi.
İstiklâl Marşı Derneği’nin içi boş ve tüketilmiş ideolojilerde ayrı bir dernek olduğunu belirterek konuşmasına başlayan Av. Mustafa Deveci, İstiklâl Marşı’nın milliyet ile dini birleştiren mili bir ses olduğunu vurguladı.
İstiklâl Marşı’nın “Korkma” diyerek başladığına dikkati çeken Deveci, şehit kanlarıyla sulanmış bu aziz vatan toprakları üzerinde; istiklal ve hürriyetimizin bir sembolü olarak dalgalanan hilal ve yıldızlı şanlı al bayrağımızla birlikte bu vatanın bize ait olduğunu haykıran “Dalgalan sende şafaklar gibi ey şanlı hilâl/…Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl” mısralarıyla bittiğine işaret etti. Hilâl ve yıldızın İslâm’ın sembolü olduğunu belirten Deveci, bütün Türk ve Müslüman ülkelere bakıldığında bayraklarında ya hilal ya yıldız, ya da her ikisinin sembol olarak kullanıldığını belirterek “Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl” mısrasındaki hilâl, İslâm’ın sembolü olan kutsal şehirlerden Mekke kastedilmektedir. Mekke’yi biz savunamadığımız için Mehmet Akif, bunu o şekilde dile getiriyor. Sonra “Kahraman ırkıma bir gül… ne bu şiddet, bu celal?” derken, buradaki “ırkı” Akif, bir türdeş ve bir cins anlamında ele alıyor. Bunun içine İbrahim milleti de giriyor” dedi.
MUSUL VE KERKÜK İŞGAL ALTINDA
“Komşularıyla sıfır sorunlu Türkiye” söylemine de atıflarda bulunan ve Türkiye’nin sınırının Misak-ı Milli hudutları içinde yer aldığını ve hudutlar içerisinde Musul ve Kerkük’ün de yer aldığını öne süren Deveci, “Misak-ı Milli hudutlarını İngilizler veya Fransızlar çizmedi. Biz çizdik ve biz belirledik. Şunu ifade etmeliyim ki haddini bilmeyenlerin asla hududu olmaz. İstiklâl Marşı Derneği, Türkiye’nin sınırlarını Misak-ı Milli sınırları içerisinde kabul ediyor. Bu sınırlar içerisine Musul ve Kerkük de dâhildir. Bu durumda Musul ve Kerkük işgal altındadır. Toprakları işgal altında olan bir ülkenin sıfır problemi de olamaz” dedi.
İstiklâl Marşı’nin bestesinin kanunen korunmasının bulunmadığını ifade ederek varuz vezniyle yazılan İstiklâl Marşı’nın, Dede Efendi tarafından bestelenen “Taleal bedru aleyna”nın bestesiyle okunduğunda çok güzel bir bestenin ortaya çıktığına işaret eden Deveci, dernekte bu beste üzerine İstiklâl Marşı’nı okuduklarını belirtti.
Deveci konuşmasını şöyle tamamladı: “İstiklâl Marşı aynı zamanda bir “milli mutabakat” metnidir. Yeni Anayasa’dan İstiklâl Marşı asla çıkarılamaz. Yeni bir Anayasa yapılacaksa, mutlaka İstiklâl Marşı esas alınmalıdır. Durum şunu gösteriyor ki, 1960 Anayasası kötüydü. 1982 Anayasası ondan da kötü. Yeni Anayasa durum ve gidişat şunu gösteriyor ki 82’den daha kötü olacak! Eğer geriye dönülecekse 1921 Anayasası’na dönülsün. İstiklâl Marşı, Allah’ın bize verdiği bir ihsanı ve bir lütfüdür.”
HABER MERKEZİ