12 Mart’ta Karaman’da düzenlenen bir programda İstiklal Marşı’nın Arapça okunması tartışmaları yeniden alevlendirdi. Programın açılışında ve devamında marşın Türkçe olarak söylendiği; sergilenen bir tiyatro oyunu kapsamında ise rol gereği kısa bir bölümün Arapça ifade edildiği sonradan belirtildi. Buna rağmen tartışmalar büyüdü.
Yorum yapanların bir kısmı “okunabilir” derken, diğer kısmı “kesinlikle okunamaz” görüşünü savundu. Her meselede olduğu gibi toplum, bu konuda da iki ayrı kutba bölündü.
İstiklal Marşı üzerine uzun yıllardır çalışan bir araştırmacı olarak benim çevremde bu konuda görüşüm soruldu. Her şeyden önce şunu belirtmek gerekir: İstiklal Marşı, milletimizin bağımsızlık bildirgesidir. Önemi ve kıymeti üzerine geçmişte yaptığım çalışmalarda bunu özellikle ortaya koymaya gayret ettim. Buradaki temel mesele, marşın başka bir dilde okunup okunamayacağıdır. Bu konuya siyasi kutuplaşmaların ötesinde, daha serinkanlı yaklaşmak gerekir.
İstiklal Marşı Türkçe yazılmıştır ve elbette Türkçe okunur. Ancak dünyadaki diğer milli marşlarda olduğu gibi farklı dillere çevrilmesi son derece tabiidir. Nitekim marşımız pek çok dile çevrilmiştir. Bir İngiliz veya Fransız, İstiklal Marşı’nın kendi dilindeki çevirisini okuyarak anlamını kavrayabilir.
Fakat milli marşımızın ülke içinde, farklı saiklerle başka bir dilde okunmasının bir gereği yoktur. Hele ki Karaman gibi, Türkçenin başkenti kabul edilen bir şehirde bu tartışmaların yaşanması dikkat çekicidir. Zira Karamanoğlu Mehmet Bey’in meşhur fermanında dediği gibi: “Bundan böyle divanda, dergâhta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır.” sözü, bu şehrin hafızasında önemli bir yere sahiptir.
Aynı şekilde Yunus Emre’nin sade ve berrak Türkçesiyle gönüllere hitap ettiği bir kültür ikliminde bu hassasiyetin daha iyi anlaşılması gerekir.
Sonuç olarak İstiklal Marşı, dünyanın her yerinde konuşulan dillere çevrilebilir ve okunabilir. Ancak ülkemizde, özellikle milli ve resmi programlarda, marşımızın mutlaka Türkçe okunması gerekir. Başka dilde okumanın ihtiyacı ve gereği de yoktur.